Gönderi

10/10
·172 syf.·
2018 107. kitabı
İlkokul 2. Sınıf.. Okulların açıldığı ilk gün.. Elimde siyah bir poşette kıyafetlerim, üzerimde mavi önlüğüm, yanımda babam.. Yeni okuluma gidiyoruz birlikte.. Henüz hiçbir şeyin farkında değilim. Okula geldiğimizde yavaş yavaş sıra olmaya başlamışlar benim gibi bi sürü mavi önlüklü.. Babamı o kalabalıkta son kez görüyorum, hemen beni sıraya girmem için gönderiyor. Bulduğum ilk sıraya giriyorum ben de. Müdür ve yardımcısı merdivene çıkıp epeyce konuştuktan sonra tek sıra halinde sınıflara giriyoruz. İlk yalnızlığımı o sırada yaşadım sanırım. Yanlış sınıfa gitmişim, ben ikinci sınıflarla sanarken kendimi, üçüncü sınıflarla aynı sıradaymışım ki onların sınıfına girmişim. Öğretmen sınıfa geldi gözümün içine baktı yeni geldiğimi anlamış olacak ki, adımı sordu kaçıncı sınıf olduğumu, kolumdan tutup bana, benim sınıfımın karşı sınıf olduğunu gösterdi.. Karşı sınıfa nasıl gittim, nereye oturdum hiç hatırlamıyorum.. Öğle vakti geldiğinde yemek yemek için yemekhaneye çıktık, oradan da elimdeki poşeti yatakhaneye bırakmak için yurdun katlarına.. Karşıma çıkan ilk odaya, kapının hemen girişindeki ranzanın alt katına bıraktım poşetimi. (Yanlış odaya bırakmışım, ilk azarımı da orada işitmiştim) Sonra yine okula gittik ve bir iki dersten sonra, yine yurdun önüne gelip sıraya girdik. İşte o an anladım ben, bundan sonra eve gitmeyeceğim, her okul bitiminde burada sıra olacağım ve tek tek odalara gideceğiz ve annem çıkarmayacak benim önlüğümü, sırtıma kolum yetmediğinde kimse açmayacak fermuarımı.. Yatılı okulumdaki bu ilk günümden sonrasını bu kadar net hatırlayamıyorum. Bir de, her okul çıkışında, evimizin yoluna bakan bir yer bulur oraya koşa koşa gider yolu seyrederdim. Çoğu zamanda babamı görürdüm o yoldan eve giderken. Sesim çıkmazdı bağırmak isterdim de, "Baba ben buradayım, beni de eve götür." diye.. Gerisi hep parça parça... Böyle böyle 7 yılımı, yani tümm çocukluğumu annemden, abimden, ablamdan, babamdan uzakta onları sadece iki haftada bir hafta sonları görerek geçirdim.. Parasız Yatılı'yı okumamdaki en büyük neden işte bunlar.. İçinde kendimi görecek olmanın verdiği inanç. Çünkü, Parasız Yatılı = Çocukluğum, en deli dolu zamanlarım... Evet şimdi okudum bitirdim, döndüm bazı kısımlarını yeniden okudum. Ve bazen tek bir cümlede bazen bir bütün sayfada, kendimi gördüm, annemi gördüm.. *'Ben çocukken (ne zaman çocuk olmuştum!) görünmeyen adam olup pasta yemek isterdim. Ne kıtmış tutkularım...' Eti Cin, küçük, portakalı çikolatalı bisküvi. Öyle çok öyle çok yerdim ki, haftalık harçlığımın tümünü daha ilk günden bitirirdim. *'Sana da konuk günlerinde bakkal bisküvisi alırım...' Babamı hatırlattı bana.. İlkokul 4 ya da 5.sınıftayım. Veli toplantısı var okulda ve babamın gelmesini o kadar çok istiyorum ki. Toplantının olacağı günün sabahından okul kapısını mesken tuttum. Teneffüs zili çalar çalmaz sınıftan ilk çıkıp koşuyorum kapıya, 'babam gelecek ya onu bekliyorum.' Böyle böyle tüm teneffüsler de kapıda bekledim. Arkadaşlarımın çoğunun babaları ya da anneleri geldi ben hâlâ kapıdayım. Sonra toplantı başladı ve bitti. Ve babam toplantıya gelmedi. Ben de diyemedim babama 'baba neden gelmedin çok bekledim seni' diye... Gelseydi belki ben de ona bakkal bisküvisi alırdım ya da o bana alırdı bilmiyorum. *'25 Nisan. Güneşli bir hava. Ama neye yarar.' Burada bitmiş aslında Münip Bey'in günlüğü, ben buna iki gün daha ekledim. 26 Nisan. Güneşli bir hava. Ama neye yarar. 27 Nisan. Annemin sancısı tutmuş. Ben doğmuşum.. *'Bir şey iste deselerdi, hani var ya o masallardaki gibi, periler cinler çıkıp dilek sorduklarında okumayı yazmayı sökeyim isterdim. Oğluma iki satırcık yollamak için...' Ve annem, ne çok ister okuma yazma bilmeyi. Harfleri tek tek bilir, heceleye heceleye de bir kaç kelime okuyabilir. 40 gün gitmiş gece okuluna gençliği zamanında. Ah bilsem, ah bilsem neler yaparım der de... En sevdiğim şeydir ona sesli kitap okumak.. ... Ve işte artık son, beni derinden sarsan bir kitaba daha düşüncelerimi yükledim kitabı da ben yüklendim yoluma devam ediyorum. Kesinlikle ve kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Buraya kadar okuyanlara da ayrıca teşekkür ediyorum... Hep iyilikle hep kitapla...
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
··
1 +1'leme
·
2.993 Gösterim
24 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aylardır okunmayı bekliyordu kitaplıkta. İlk fırsatta okuyacağım. Nasıl güzel anlatmışsınız. Sevgiler.💙
Hatche
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊 evet evet bir an önce okunmalı. Ben ara ara elime alır okurum öyküleri birer birer tekrar 😊
Bazı kitaplar sanırım ilaç tesiri veriyor ruhumuza. Ve zaman ne kadar geçerse geçsin, dönüp dönüp baktığımız o her kelime acısıyla, tatlısıyla, yarasıyla ben buradayım diyor.. Ben buradayım ve anlıyorum seni. Ve biliyorum anlaşılıyorumda... Çocukların dünyası çok naif, çok hassas, çok güzel... ve sen o uzun yola bakarken, " Baba ben buradayım, beni de eve götür. " çağrınla, ben de seninle o uzun yola baktım sanki. O yolu gördüm.. Bir incelemeden de ötesiydi muhakkak.. Yüreğin var olsun. Emeğine sağlık canım..
Hatche
Gönderi Sahibi
🌸🌸🌸🌸🌸
Anlattıklarını birlikte yaşıyoruz gibi hissettiren ne güzel bir inceleme bu, yüreğine sağlık.
Hatche
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Ablacım :)) Etkileyince böyle derinden, bunlar çıktı kalemimden.
Hatciş perişan ettiniz beni... Bazı kitapları boğazımızda bir düğümle okuruz ya hani, o minik kızın ruhunda ki kavuşma hevesi, yollara bakan gözleri, yaralar açtı içimde. Çocuk düşlerimizi apansız yangın meydanına çeviren, kurduğumuz yahut kurguladığımız o en kıymetli oyun alanlarını, domino taşları gibi tek bir hareketle yerle bir eden, kesik kesik değil topyekün anımsadığımız, babaya duyulan şefkatle karışan orta halli bir kimsesizlik… Belki de gözyaşıyla ıslattığımız minik yastıkların soğukluğu bizi sarmalamakta hâlâ… Yüreğiniz kavuşmalar ülkesi, ümidiniz baki olsun. { Siyah önlüklü Kömür Kız }
Hatche
Gönderi Sahibi
Belki de gözyaşıyla ıslattığımız minik yastıkların soğukluğu bizi sarmalamakta hâlâ… Sarmalamasa, yaşadığımı söyleyemezdim herhalde :)) Beni şu halimde var eden, olgunlaştıran o zamanlarımda yaşadığım hüzünlerim, buruk gülümseyişlerim ve en en önemlisi özlemeyi çok çok erken öğrenmiş olmam. Özlemek... Çok derin çok.. Çok çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için, var olun... :))
Canım benim kelimelerin ateşten mi ki yüreğim de kor oldu böyle.. Ben de uzaktayım anneciğimden. İlk ayrıldığım gün ne kadar gözyaşı döktüm anımsayamıyorum, hâlâ her ayrılışımda döküyorum. Küçükken tatman bir de bu duyguyu sen minikken o koca kalbin nasıl da dayanmış buna kıyamam, güzel kalbinden öperim. Eti Cin, küçük, portakalı çikolatalı bisküvi. Dedin ya hani çocukluğuna gitmek ve bunlardan kucak dolusu getirmek geldi sana birden içimden. Hayır hayır, mümkün olsaydı anneni getirirdim önce :) kalemine sağlık ama sözcüklerine söyler misin lütfen okurken bir daha acıtmasınlar içimizi, acıtmasınlar seni...
Hatche
Gönderi Sahibi
Can içim benimm, olsa şimdi yine aynı iştahla ama boğazıma düğüm ola ola yerim onlardan. :)) Annemin yanına gitmeme inşallah 2 aydan az fazlaca bir süre kaldı. Gün saya saya dayanılıyor tüm özlemlere tüm hasretlere yoksa dayanılmaz. Çok çok teşekkür ederim biricik papatyam her daim dostluğunu hissettiğim için, varlığın için... 💕💕🌼🌼 Söyleyeyim onlara ama beni dinlerler mi bilmem kafaları esince böyle bana hiç uymadan yazılıp gidiyor kelimelerim...