9/10
·276 syf.··
2018 88. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2018 20:27
"Nefes almak da zor gelecek miydi bir gün bana?" Evet öyle anlar gelir ki nefesiniz bile sizi boğar. Aldığınız her nefes acı verir. Elinizden de bir şey gelmez o an. Mecbur almak zorundasınızdır o nefesi. Kendiniz için olmasa da başkaları için. Hep başkaları için olmadı mı zaten bu? Ne zaman kendimizi düşündük ki? Kendimizi düşünmeye başladığımızda ise iş işten geçmiş oluyor artık. Çünkü o kadar çok taviz vermişsinizdir ki kendinizden, artık geri dönüş de yoktur. Ya o nefesi bu şekilde almaya devam edeceksiniz ya da artık Sylvia gibi sonunda tükeneceksiniz. Tükene tükene yaşıyoruz, tükene tükene öleceğiz. Ya kendi isteğimizle olacak bu durum ya da adına ecel dediğimiz şeyin gelmesini bekleyerek. Kimisi bekler bunu nefesi acı verse de bekler, yapamaz cesaret edemez. Kolay değildir ölmek, nasıl ki yaşamanın da kolay olmadığı gibi. Ne ölebilidim ne de yaşayabildim diyor ya Becit, o hesap işte. Sırça Fanus içinde debelenip duruyoruz. Ya o fanusu kırıp çıkacağız ya da onun içinde ölüp gideceğiz. "Sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir düştür. Kötü bir düş." diyor ya Sylvia, o hesap işte bu dünya kötü bir düş. Yaşamak, görmek zorunda olduğumuz. Gerçi görmek zorunda mıyız, yaşamak zorunda mıyız bilmiyorum. Doğumumuz bizim isteğimiz dışında gelişen bir şey, sorsalar belki istemeyeceğiz. Peki istemsizce geldiğimiz bu dünyadan gitmek istediğimizde neden insanlar buna engel olmak için elinden geleni yapıyor.? Neden sizi sizle bırakmıyor? Yaşamak acı veriyor, sadece kendine değil herkese zararı varsa bu durumun neden devam etsin ki? Bir anlık gibi gözükse de bu olay öyle olmadığını çoğunuz biliyorsunuz. Adım adım gelir bu. Sylvia'ya da adım adım geldi. 8 yaşında babasını kaybetti. Ardından şu şiiri yazdı. Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya; Yeniden doğuyor açınca gözlerimi. (Kafamın içinde yarattım seni galiba.)   Yıldızlar dansediyor mavilerle, kırmızılarla. Dört nala geliyor keyfince karanlık: Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya.   Beni büyüyle çektin yatağa, bunu düşledim, Şarkılar söyledin çılgınca, delice öptün. (Kafamın içinde yarattım seni galiba.)   Tanrı düşüyor gökten, sönüyor cehennem ateşleri: Çekip gidiyor melekler de, şeytanın adamları da: Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya.   Söylediğin gibi dönersin demiştim, Ama yaşlanıyorum artık, unuttum adını. (Kafamın içinde yarattım seni galiba.)   Bir fırtına kuşunu sevmeliydim senin yerine; Bahar gelince gökyüzünü basarlar hiç değilse. Yumuyorum gözlerimi, yıkılıp ölüyor dünya. (Kafamın içinde yarattım seni galiba.) Sonra ne annesi anladı onu, ne arkadaşları, ne de çok sevdiği eşi. Adım adım  gitti o "mutlu sona." Sırça Fanus'ta dediği gibi; "Bir gün, bir yerde -okulda, Avrupa’da, herhangi bir yerde- o boğucu çarpıtmalarıyla sırça fanusun yeniden üzerime inmeyeceğini nasıl bilebilirdim?" Aslında hep biliyordu bunu, o sırça fanusun içinde boğulacağını ve sonunda da engel olamadı 30 yaşında, benim şu an olduğum yaşta tamamen boğuldu o fanusta. " Kafamda akıl namına ne kalmışsa onu kullanarak bedenimi tuzağa düşürmem gerekiyordu. Yoksa beni elli yıl boyunca o ahmak kafesinde hiçbir anlamı olmayan bir yaşama mahkûm edecekti." Yaşamın neresinden dönülürse kâr demişti Nilgün Marmara, sanırım bu alıntıdan ilham aldı. 18.12.2018
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
··
647 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kimse anlayamaz insanı kendisinden başka. Sadece ister ki içinde bulunduğu durumdan bir el çıkarsın onu. Halbuki kendisi yapmalıdır bunu kendi istemedikten sonra kim kurtarabilir ki? O öldüğünde "Doktor çağırın" yazısını bıraktığında bile bir umut bir el ona uzanır ve o fanustan çekip çıkarır kendisini diye beklemiş aslında. Halbuki kendi elinin farkında değil. Kendi eliyle oradan çıkabileceğinin. Virginia Woolf'u örnek alan bir kadın o ve beraberinde ölmeyi de... Ama bu zinciri devam ettirenler var sürdürenler... Anna Sexton var mesela pek bilinmez. Nilgün Marmara hepimiz biliyoruz zaten. Nilgün Marmara'dan etkilenen bir Zafer Ekin Karabay var... Ve daha bilmediğim birçok isim. Umarım son bulur. Yüreğine sağlık...
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Olmasın olmasın.
Selman hocam gerçekten çok güzel bir inceleme yapmışsınız bu önemli eser hakkında. Biraz geç de olsa okuma şansı buldum incelemenizi, incelememe yaptığınız yorumda bahsetmeniz üzerine. Gerçekten de tükenerek yaşıyoruz ve ben bunun insan doğasının bir gereği olduğunu düşünüyorum. Her birimiz bir gün tüm çıkış yollarımızın kapanmasını görmek üzere yaşıyoruz. Tükendiğimizden tam olarak emin olalım diye yaşıyoruz, o boğucu ana, ölümden hemen önceki ana hazırlanalım diye. İncelemenizi okurken şunu düşündüm, belki de tükendiğimiz anda kırılacak o fanus. Hani acil durumlarda kullanılmak üzere otobüslerde, şurada, burada duran acil durum çekiçleri vardır ya, işte kendi fanuslarımız da kırılmak için olası bir acil durumu (olası bir tükenmişliği) bekliyor belki de. Emeğinize sağlık.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Kitabı okuduğum ve incelemeyi yazdığım dönem biraz sıkıntılıydı sanırım onun da etkisi oldu incelemede. Aynen öyle doğduğumuzdan itibaren tükenmeye başlıyoruz zaten bu doğal bir süreç. Ancak bu tükenme sürecinde zaman zaman o fanusun içerisinden kafamızı çıkarıp nefes alıp verebiliyoruz. Bir süre sonra da belki kendimizi bırakıp o fanusun içinde ölümü bekliyoruz veya beklemeden kendimiz görüyoruz işi. Ben de teşekkür ederim güzel yorumun için.
"Peki istemsizce geldiğimiz bu dünyadan gitmek istediğimizde neden insanlar buna engel olmak için elinden geleni yapıyor.? " cevap veriyorum senin bizden daha mutlu olmaya hakkın yok.😀😀 kalıp bizle beraber çek hayatın çilesini diye engel olunuyor. 😏
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Ahahahah hain insanlar 😂 youtu.be/ujT1mU1Dx3Y
Nilgün Slyvia'dan etkilenmiş. Zafer Ekin Karabay ise her ikisinden de etkilenmiş olacak ki intihar mektubuna Hani, ‘Hayatın neresinden dönülse kardır’ dizesi var ya Nilgün’ün, canım benim, ben yaşamın neresinden döneceğimi çoktan belirlemiştim. Nilgün Marmara’nın 29 yaşında, S. Plath’in şubat ayında intihar etmesi, benim de 29. yaşımın 29 şubatında intihar etmemi gerektirmezdi. yazmış. Böyle böyle halkalar ekleniyor intihar eden yazarlar/şairler zincirine.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Ya intihar eden diğer insanlar... Ne çok ölüm konuştuk böyle. Şimdi ben de bunları biriktirip bir hesap yapayım bakalım ne çıkacak :)
Yaşın benzemesin Selman, huzurlu ve sağlıklı bir şekilde hayata devam et inşallah. Emeğine sağlık.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Aynı yaştayız şu an, yaklaşık 11 ayım var o yaşı atlatmama :) Sonumuz benzemesin diyelim... Huzurlu ve sağlıklı en güzel temenni aslında. Çok teşekkür ederim.