Gönderi

ESAS SEFİLİN KİM OLDUĞUNU BULDUM
9/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2019 23:31
YouTube kitap kanalımda Victor Hugo'nun Sefiller ve diğer kitaplarını nasıl daha bilinçli okuyabileceğinizi anlattım: ytbe.one/nYN27KVPeFY Sefillik* temalı bu inceleme bana 13 gün boyunca arkadaşlık etmiş 1724 sayfalık dünyanın en uzun sefalet destanının sadece birkaç sayfalık özüdür. Elek hayat, elekten geçemeyen taşlar ise sefil insanlardır. Bu incelemeyi benim ellerim değil, sefil insanların kanları yazmıştır. Peki, nerede, kimde, neden aramalı bu sefilliği? Kimdir bu sefil insanlar? İncelemenin okuyucusu bu cevapsız sorulara cevap aranacağını kendisi anlamıştır. i.ibb.co/TrWj8RK/onca-yo... Belki de bu fotoğraftan başlamalı sefilliğin tanımını aramaya. Ellerinde "Onca Yoksulluk Varken" kitabı ve devamında kafalarında "Bize mi çattı bu sefillik?" düşünceleri. Gülüşsüz, parıltısız gözlerde, renksiz, cansız bir tende sefilliğin tezahür ettiği duygusal yansımalar. Sefilliği aramaya bu çocuğun göz bebeklerinin içinde başladım yıllar önce fakat dünyanın kaçınılmaz yuvarlaklığı gibi kendimi yine başladığım yerde elde 0 halimle buldum. Devam ettim sefilliği aramaya. i.ibb.co/3yNHKZY/umran.jpg çıktı karşıma. Bilmediği bir hayatta bilmediği birileri tarafından yüzü, gözü bu hale getirilmişti. Kimdi, ne istiyordu bu insanlar? Anlayamamıştı. Anlatmamışlardı. Üstündeki renksiz ve duyguları yok edilmiş tezahürünün, cansız ve bitkin bakışlarının nedenini bile soramayacak sefillikte bulunmuştu. Devam ettim sefilliğin kaynağını bulmak için... i.ibb.co/CKLmk7g/aylan.jpg çıktı karşıma. İsimlerin ne önemi vardı? Nasıl olsa çoktan unutmuştuk onları, değil mi ama? Bana yüzünü dön, dedim. Seni göremiyorum, dedim. Dönmedi, dönemedi. Denizin kumları, deniz suyu, tuz, medcezir, dalgaların oluşmasını sağlayan bütün gemiler, denizin köpüğü, deniz kızları, su altı canlı aleminin hiçbiri onu bana döndüremedi. Bugüne kadar hiçbiri böyle bir sefillik türüyle karşılaşmamışlardı. Bilimselliğe boyun eğen denizin dalgaları, yıkamaya devam etti cesedi, bütün sefilliğiyle. Şimdi de esas sefile gelelim: i.ibb.co/TWH9QVX/cocuklu... Nasıl da gülüyor, nasıl da gözlerinin içi parlıyor. Nasıl güzel ve tertemiz kıyafetleri var. Ne güzel yukarıdan kafasına bomba düşmeyen, tamamen güvenlikli bir bölgede ve evde yetiştiriliyor. Neden gülmesin ki? Cesedinin fotoğrafının çekilemeyeceği bir yaş ve koşulda. Battaniyesi var üşüdüğünde üstüne örtebilecek, Yiyeceği var tıka basa karnını doyurabilecek, Parası var istediği gibi harcayabilecek, Ailesi var istediği gibi sevebilecek... Aslında esas sefilin kendim olduğunu anlayalı o kadar uzun zaman geçti diyeme... DANK! O da ne? Kafama bir şey dank etti. Bir kitap. Adı Sefiller (2 Cilt Takım). Kendi kendine 1656. sayfası açıldı: "Mutlu olmak korkunç bir şey! İnsan halinden nasıl da memnundur! Bunun kendisi için yeterli olduğuna nasıl da inanır! Yaşamın yanlış hedefi olan mutluluğa yönelirken, gerçek hedef olan sorumluluk nasıl da unutulur." Bu kitap mı anlatabilecekti bana sefilliğin tanımını, kaynağını, bütün çeşitlerini, aşağıda olmayı ve aşağılık olmayı? Bu kitap mı anlatabilecekti bana "sfl" kökünden gelen kelimenin harflerini kanla ve açlıkla seslendirmeyi? Akson ve dendrit uçlarım arasında gelip giden sinirlerime, duygularıma sirayet eden bütün bu sayfalarda duyguların rengarenk uçlarını Sefiller karakterleriyle mi adlandıracaktım artık? Vicdan azabının Jean Valjean ve Javert karakterleri arasındaki psikolojik gelgitlerini gözlerimin hüzün ordusu olan gözyaşlarıyla mı okuyacaktım? Liderleri çarpışırken sefalet içinde kıvranan insanın içinde olup biten manevi savaşları mı yoksa Wellington ile Napolyon'un 1815 yılının bir günü Waterloo Savaşı sahnesinde en sefil ordunun kim olduğunu kanıtlama amacıyla karşılaşıp bir hendek yüzünden sefaletin vahşet ve kan ile elde edildiğini mi düşünecektim aklımın odalarında? Zeka ve ileri görüşlülük gerektiren savaş taktikleri mi yoksa yiyecek ve para gerektiren hayatta kalma taktikleri mi sefilliği alıp götürecekti bir lağımın içerisinde başka diyarlara? Zaferlerin azaldıkça özgürlüğün arttığı 19. yy Fransa siyasi ve toplum düzeninde, karakterlerin sefaletle birlikte tam tersine düşünce dünyalarının enginliği betimlenecek ve zenginlerin düşünce dünyalarının darlığı mı eleştirilecekti? Manastır hayatı ve çilehanelerin dışarıdaki sefil insanları görmemizi engelleyen bir göz bandı oldukları mı kanıtlanacaktı? Suçunun pişmanlığıyla, ahlaka yönelim ve örnek insan olmayla, itiraflarla, adalet ve vicdan gelgitleriyle, Paris lağımlarıyla bir insan id-ego-süperego döngüsünü nasıl tekrar tekrar yaşayabilecekti? Salt ekmek hırsızlığı yüzünden kürek mahkumiyeti gibi yüz kızartıcı bir suçla birlikte hayatı boyunca etiketlenmekten kaçamamak hukuk sisteminin sistemsizliğine mi verilecekti? 1789 ve 1830 Fransız ihtilalleri, 1832 Saint-Denis sokağı barikatlarının direnişiyle birlikte aynı zamanda tinsel bir devrime, askeri düzenin acımasızlığına, devrimi ve rejimi savunan toplumun farklı katmanlarındaki insanların toplum hayatındaki konuşmalarına mı tanıklık edecektim? Kurşunun bir silahın namlusundan çıkma anıyla hayat dolu bedenlere bir bir saplanmaları arasında geçen süreyi hesaplayıp, dünyada o kesitte neler olup bittiğini mi düşünecektim? Yoksa dünyanın en uzun sefalet destanının içerisine polisiye ve gerilim esintileri de serpiştirilip çocuk-anne-baba psikolojileriyle, sefilliğin çaresizliğinden hayatla oynadığı kumarda kitaplarını, dişlerini, saçlarını ve hayatını ortaya koyan insanlarla mı tanışacaktım? Sefiller bir duygu gökkuşağıdır. Hiçbir duygunun eksiksiz bırakılmadığı ve unutulmadığı bu sefalet destanında aklıma gelen duygulara göre karakterlerin eşleştirilmesi aşağıdaki gibidir: ACI : Fantine, Jean Valjean, M. Gillenormand HIRS : Javert, Jean Valjean, Enjolras, Courfeyrac, Grantaire NEFRET : Thenardier, Javert, Eponine, Azelma, M. Gillenormand KISKANÇLIK : Eponine, Azelma İFFET : M. Myriel, Cosette UTANÇ : Cosette, M. Gillenormand FEDAKARLIK : Fantine, Jean Valjean, Gavroche, Fauchelevent, M. Mabeuf KORKU : Jean Valjean, Cosette, Claquesous, Montparnasse, Babet, Gueulemer CESARET : Jean Valjean, Enjolras, Gavroche, Marius, Courfeyrac UMUT : Jean Valjean, Fantine, Cosette MERAK : Jean Valjean, Javert, Fantine, Marius, Cosette, M. Gillenormand SEVGİ : Fantine, Marius, Cosette, Jean Valjean TUTKU : Marius, Cosette, Javert ÇARESİZLİK : Jean Valjean, Javert, Fantine, Marius, Cosette, M. Mabeuf, M. Gillenormand, Gavroche, Petit-Gervais, Dükkandan kovulan iki çocuk HÜZÜN : Fantine, Cosette MERHAMET : Fantine, M. Myriel, Jean Valjean ŞÜPHE : Javert Bu duygu panoramasının hepsini yaşatabilen yazar Victor Hugo'dan, yazarın yazdıklarını okuyup kendisini dünyanın en sefil insanı hissetmesi gereken ise okurdan başkası değildir. İncelemenin okuru eğer incelemeyi buraya kadar okumuşsa sorulması gereken soruları esas kendisine sorması gerektiğini anlamıştır. SAKIN AMA SAKIN! Kimse sefilliği başkasında aramasın. En büyük sefiller güruhu bu ekranda yazılmış olan bu cümleleri harika bilgisayarları, son teknoloji telefonları, engelsiz vücutları, gören gözleri, duyan kulakları, eksiksiz giyimleri, sosyal medya profilleri, güzel kitapları, sıcak evleri, güvenlikli şehirleri ile birlikte okuyandır. Esas Fransız İhtilali, esas Saint-Denis barikatları direnişi, esas Gezi Parkı, esas ruhumuzun Sarı Yelekler'i bu kaçınılmaz gerçeği anladığınızda direnmeye güç bulacaktır. Uyanmanın zamanı gelmedi mi artık? Kim diyor ulan sana bunları yapmanı? Kim sana boyun eğ diyor? Teslim olma, diren isteklerine, diren kendi lüksüne, diren kendinin sefaletine... youtube.com/watch?v=_XSBEAm... "Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık." Dostoyevski Her şeyi fazlasıyla anlayıp hayat boyu geçmeyen bir hastalığa sahip olmaktır *sefillik.
Edebiyat
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,2bin okunma
··3 alıntı·
35,7bin Gösterim
23 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
2019’a bu başyapıtla girmiştim. Kıymetini bilemedik 2019. 😢
youtu.be/O2Jbryj_tyk Kiyamet değilse bile Bişey kopmalı BİŞEY YAPMALI!!
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Moğollar epey severim.
Doğru zamanda doğru kitabı okumuş olman bizi yine buram buram sen ve düşüncelerin kokan artık görmeye alıştığımız ama her seferinde daha vurucu olan konularınla taşmış bu incelemeye kavuşturdu. İlk üç fotoğraftan sonraki dördüncü fotoğraf yapmak istediğin etkiyi yarattı eminim birçok insanda, teşekkürler bu güzel yazı için Oğuz. Eline emeğine zihnine fikrine sağlık. Kitabı okuduğumda bu incelemenin değeri çok daha artacak eminim, 13 günlük sefaletten sonraki kitabını da merakla bekliyoruum. ^-^ (anca bu kadar törpüleyebildim :d bence yine iyi oldu :d) (şimdi bi daha baktım da yine uzun olmuş:c)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Deep Turkish EDexter
Teşekkürler böyle bir inceleme yaptığın için.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim Ahmet...
Ama ben şu an kayıp kardeşimi bulmuş gibiyim...Bir ay önce Alıntılarla Yaşıyorum you tube hesabınla tanıştım ve sana hayran kaldım 1k senden duydum buraya geldim...takipleştiğim bir arkadaşın yaptığı yorum dolayısıyla sefiller incelemeni gördüm...vee bu sensin...evet konuyla alakasız ama şu an bunları hissediyorum ve dillendirmeden geçemiycem...Oğuz iyiki varsın iyiki tanıdım seni...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bu harika yorumunuz için çok teşekkür ederim, burayı benim sayemde bulduğunuzu bilmiyordum. Buna daha çok sevindim. :) Umarım hep böyle değerli kitaplarla oluruz, samimi hisleriniz için eksik olmayın lütfen.
Reklam
Oğuz ne yazsam eksik kalacak biliyorum. Bu aralar kalemim de, kelimelerim de karabasanların elinde. Emeğine sağlık gerçekten. Yine farklı yerlerden kitabın isminden de yola çıkarak çok güzel (daha doğrusu acı) yerlere değinmişsin. Şu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında en sevdiğim kitap bu oldu. Reklam gibi olacak ama naçizane incelemem :) #9813497
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bu kitabı okuyunca sanki 1 kitap değil 10-20 kitap okumuşcasına bir zevk alıyorsun zaten dostum, bu yüzden farklı yaş dönemlerinde mutlaka okunmalı yine. Her yaşta bu kitaptan alacağın zevk katlanarak artar diye düşünüyorum. Hep bu farkındalıkta tutar hatta bizi de. Görüşlerin için çok teşekkürler. :)