Gönderi

Ne tür şeyler?
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2019 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2019 23:24
Kitabın ilk sayfalarındaki "şeyler" bombardımanı İle okuyucuyu özellikle bu kadar boğulmuş gibi hissettiriyor Perec. Neden? Amacı bu kadar çok şeyden bahsederek, şeylerin denizinde boğulmak üzere olan ama farkında olmayan insanı uyandırmak! Bunu anlamak için kitabın sonuna kadar okumak şartıyla tabi. Burjuva olmak isteyen ama bir yandan da özgür ve bohem hayatın tadına varmak isteyen insanları kategorize etmeye çalışıyor görünse de aslında her iki yaşam tarzının da olumlu ve olumsuz yanlarına çok güzel dokundurmalar yapıyor satır aralarında. Yıllar öncesine ait gibi görünen yaşamların günümüzdeki yaşam şekilleriden farklı olmadığını görüyoruz şaşırarak. İnsan değişmiyor ki özünde... Kelimelerle dans eden, daldan dala atlar gibi görünürken zihnimizde gizli bir tutarlılık yaratan bir yazar Perec. Paris ve Sfaks karşılaştırması ile alelade bir karşılaştırma yapıyormuş gibi sanılsa bile Doğu- Batı, Modern- Geleneksel, Hızlı- Yavaş, Burjuva- Emekçi vb. pek çok karşılaştırmayı da hissettirir bize. Karakterleri ne kente ne taşraya uyum sağlayabilmişlerdir. Çoğu uyumsuz gibi... Askerliğe yönelik düşüncelerini okurken, babasını II. Dünya Savaşı'nda annesini ise esir kamplarında kaybettiğini öğrendikten sonra daha anlayışla yaklaşıyor insan ister istemez. Elbette tecrübelerini yansıtıyor eserlerine doğal olarak. Sorgulatıcı ve sorgulayıcı bir eser! Hayatın üzerinde çok durmadığımız, durmaktan çekindiğimiz kısımlarını ortaya koymuş; halının altına süpürdüğümüz acabaları, halıyı silkelemek suretiyle, ortalığı toz duman etmiştir. İyi etmiştir!
Edebiyat
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,357 okunma
··
560 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fransız asillerine ilk tokatı çok ama çok uzun yıllar önce Haçlı seferlerinde vurmuş idik... Nereden aklıma geldi dersen dönemin burjuva ve toprak sahipleri ün peşinde koşmaktan, mutlak bir Fransız isminin ortaya çıkmasını istediğinden, oluşturdukları çok uluslu Haçlı Birliliği'nin sözünü dinlememiş ve birden saldırıya geçip, ne olduğunu anlamadan hepsi kılıçtan geçirilmiştir. Sanırım bir tanesi bu olaydan sağ kurtulup dönem padişahının huzuruna getirildiğinde; padişah onu serbest bırakır. Daha o vakitler Avrupa bizim Hilal taktiğinden bihaberdir :)) Ama öğreneceklerdi... Parisli bir insan Sfakslı bir insanı ne kadar tanıyıp, duygudaşlık edebilir bilmiyorum. Ancak Fransızların işidir ki teni koyu olanları köleleştirir. Sanırım ben Fransızları sevmiyorum :))) Teşekkür ederim incelemen için...
Özlem
Gönderi Sahibi
Kesinlikle katılıyorum sömürgeleştirmenin her türlüsü acımasızlık ve kıyımla getirilmiş dünyanın her yerine. Asla da onaylamam ki tam tersine her ulusun bağımsızlığı ve mutluluğudur değerli olan, olması gereken. Kendileri tıka basa doyarken, sömürgelerini soyarken, mazlum ülkelerin yaşadıklarını görmek akıl alır gibi değil. Bu yüzden söylediğin yerlere baktığımda ne kadar geri bırakılmış ve eğitimsiz kalmalarına neden olunmuş olduğunu görüyorum ne acı ki. Biz de Atatürk'ün devrimci düşünce sistemi ve bu uğurda topyekün hareket eden yüce milletimiz sayesinde kurtulduk zamanında. Dilerim tüm dünya milletlerinin kimseyi sömürmediği ve sömürülmediği bir zamanı görmek nasip olur gözlerimize. Sen de var olasın... Keyifli okumalar.
Uyuyan adam her zaman çok daha ağır basıyor bu kitabının yanında :)) emeğine sağlık günün güzel olsun :)
Özlem
Gönderi Sahibi
Uyuyan Adam'ı da okuyayım öyleyse mutlaka. Sağolasın ablacım, keyifli günler sana da😘