YouTube kitap kanalımda Gömülü Şamdan kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: ytbe.one/a3ctaLux8B4
Pandora'nın Kutusu, Ahit Sandığı, eski basım Kur'an-ı Kerim'ler, gömülü şamdan...
Kimine göre iddiadan ve rivayetten ibaret, kimine göre ise hayatın ta kendisi kelimeler bunlar.
Kitabın başrol kahramanı Yahudilik inançlarının devamı için kendilerini ve dolayısıyla da kutsal nesneleri olan şamdanlarını korumaya çalışan Yahudiler değil aslında.
I. Justinianus yani namıdiğer 527-565 döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başında olan adam. Bu adamı kısaca tanımak istersek bir rivayete göre şöyle denilir; I. Justinianus 537'de İstanbul’da Aya Sofya kilisesini ibadete açarken; "Ey Süleyman senin mabedini de geçtim." diye haykırmıştır. Bu söylem ise bana Atreyu grubunun Can't Happen Here şarkısının nakaratında :
"Senin tanrın benim tanrımı biliyor mu? / İşte bu, dünyanın nasıl son bulacağıdır." sözlerini hatırlattı.
Bir gün Ankara'da Hacı Bayram Veli Camii'ni gezerken rehber bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Camiinin yanında bulunan Ogüst Mabedi kalıntılarından kalan harabe duvarlarla caminin ana aksını oluşturan duvar arasında bir açı vardı. Ve bu açı Hristiyanlara karşı şöyle bir mesaj iletmekteydi : "Sizin inanışınız ve yönelişiniz yanlış, bizim inanışımızın doğruluğunu da işte bu aramızdaki açının miktarı belirtmektedir."
Peki, neden bunları anlatıyorum? Yahudiler Gömülü Şamdan kitabında Hristiyanlarla, Haçlılar günümüze yakın bir tarihteki savaşlarda Müslümanlarla ve günümüz Müslümanları da yine birtakım Müslümanlarla dinlerini ve takvalarını kapıştırıyor iken neler bizi farklı kılıyordu bu kitaptaki şamdanın ilginç ve mistik yolculuğu kadar?
Şu anda dünyanın Doğu ülkelerinde birileri sabah kalkmış, Hint çayını içmiş, meditasyonunu yapıyor. Batı ülkelerinden birinde ise birileri sabah kalkmış, evine en yakın kilisesine gidip vaftizini yaptırıp bir güzel aklanıyor paklanıyor cillop gibi yeniden doğmuş oluyor. Doğu spiritüel açıdan Nirvana'ya (Kurt Cobain olan değil) ulaşmayı kendine amaç edinmişken Batı ise havariler, papazlar, keşişler, onların heykelleri, eski papazların tasvirleri, gravürler, freskler, Dor, İyon ve Korint nizamında sütunlar, planlamaları ve yönelimleri ile mana değil de tam bir madde felsefesi ile arayışlarını ve amaçlarını ortaya koymuş kiliselerden, bazilikalardan ve katedrallerden oluşuyor. İşte tam olarak da Şamdan'ın yolculuğuna sebep olan bu tinsel arayış çağlar boyunca gerek bu şamdana, gerek Ahit Sandığı'na gerekse eski basım Kur'an-ı Kerim'lerin günümüze kadar bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Belki bizden 1400 yıl önce yaşamış olan insanlar da bizim şu anki hayat tarzımızı çeşitli kutsal kitaplara göre belirlememizi sağlarken kitapta yaşanan tinsel ve kalıcı arayışın azmi gibi olaylar geçti başlarından, kendileri için değil de sanki kendilerinden sonra gelecek bir dahaki nesiller için bir zaman kapsülü niteliğinde tapınaklar, kitaplar ve madde-mana arasında gidip gelen çeşitli dinler ve tanrılar bıraktılar 21.yy insanlarına.
Gömülü Şamdan bugüne kadar Zweig'a dair okuduğum 11.kitaptı. Tinselliğin bu kadar baskın olduğu başka bir kitabını okumamıştım. Kendisi sayesinde çeşitli dinlerin maddelere ve cansız nesnelere yüklediği tinsel ve canlı anlamlara şahitlik etme fırsatı buldum. En önemlisi de Süleyman'ın Tapınağı olarak adı geçen Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı hakkında çeşitli bilgiler öğrenmeme fırsat sağlamış bir kitap oldu. Aynı Mısır'daki piramitler gibi bu tapınak da sadece firavunlara mezar, ya da hahamlara salt bir ziyaret merkezi olmak için tasarlanmamıştı.
--- Ömer Çelakıl mode on ----
Süleyman'ın Tapınağı hakkında küçük bir araştırmadan sonra dinler ve mimarlık tarihi açısından önem teşkil edecek şu siteyi buldum, ilgilenenler için çok keyifli bir okuma olabilir : saklitarih.wordpress.com/2012/05/07/the-...
---- Ömer Çelakıl mode off ----
Zweig'ın bugüne kadar okuduğum kitapları bir yana, bu kitabı bir yana. Huzuru toprağın üstünde değil de toprağın altında arayanlara selam olsun.
Güzel bir incelemeydi ...tam kitabın tadı damağımdayken bir kaç cümleyle anlatmak adına inceleme yazacaktım ki bu yazılan incelemeyi gördüm ve haliyle vazgeçtim çünkü gerek yok olması gerekli şekilde ve fazlasıyla yorumlarını da katarak tam kıvamında yazmışsın ellerine sağlık..son paragrafını da özellikle çok beğendim...o zaman benim ekleyeceğim tek şey ülkemiz cumhurbaşkanlığı makamın da da yedi kollu şamdanın bir kopyası bulunmaktaymış hatta bir çok gazeteci bu konu üzerinden araştırma yapmışlar..biraz ben de internet de bakındım bu konu üzerinden her kafadan ses çıkıyor yok bilmem musonluk faaliyeti filan tarzı ?...yorum yok görsel olarak konduğunu dinsel bir amacı olmadığını düşünüyorum ...kitap hakkında bir şey söylemem gerekirse de inanç üzerine yazılmış içinde izmir in geçtiği(bu çok güzel denk geldi) şahane bir yahudi lik esasında mütevaziliği de anlatan elzem bir eser...
İnceleme konusunda, ilk günden beri kendini düzenli olarak geliştiren biri varsa, o da sensin. Kalemine yüreğine sağlık.. Umarım daha da geliştiğini görmek (belki de edebiyat eleştirmeni sıfatını aldığın günleri de görmek) nasip olur..
Haklısın gerçekten, site geldiğim ilk günlerdeki o sakin halinden biraz ayrılmış gibi. Kitap okumaktan çok sanki yanyana bulunsak elimizdeki kitapları insanların kafasına atacak kadar muhabbetler çıkıyor sürekli. Tekrar teşekkür ederim sana dostum, istek ve azim olmadan ne mutfağa su içmeye gidebilir insan ne de Maslow’un hiyerarşisinin en yukarısına çıkabilir bence.
Her kitabın altında olduğu gibi yine karşılaştım yorumunla :)
Gerçekten çok detaylı,tarih kokan kitabı okumak için merak uyandıran bir inceleme olmuş eline yüreğine sağlık 🌹
Gözümü kapatıp yorum yapıyorum, kitabı bitirip öyle okuyacağım incelemeyi, etkilenmemek için. Yöntemim harikadır. O zaman gelip tekrar yorum yapacağım. :)