Jack London - Adem'den Önce İncelemesi
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2019 18:35
> Hele şöyle yamacıma bir yanaşın bakalım. Bugün gene hep birlikte kalemi kuvvetli, eserleri birbirinden güzel mi güzel bir yazarın kitabına saracağız. Sizi bilemem, ama ben kekimi, Selanik gevreğimi, kahvemi aldım ve uzun aradır paslanmış olan parmaklarımı çalıştırmaya başladım bile. imgyukle.com/i/24365.ECYvft > Diyet filan derken, şu serin geçen Ankara gününde her şeyi bir kenara bıraktım ve kendimi bu güzel kitaba inceleme yazarken mükâfatlandırmak istedim. Neyse, zaten birazdan burası panayır yerine döneceği için, ben daha fazla goygoy yapmadan, olayı saygıdeğer Jack London abimizin, Âdem'den Önce adlı kitabına bağlayayım. :) “Cümbüşümüz muazzamdı. Dizginlemesi mümkün değildi.” (s.42) > Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar, kurgu roman yazarları türlü türlü güzel hikâyeler yazar ve yazdıkları bu şeyleri de dergilerde yayınlarlarmış. O zamanın literatüründe, "Ana akım" ve "tür"ler arasındaki kalıplaşmış duvarlar henüz inşa edilmemiştir ve zamanın, o “An”ın usta kalemşörlerinden Rudyard Kipling, Mark Twain ve Jack London da, diğer birçok yazar gibi, bugün bize bir bilim kurgu ya da fantezi gibi görünen eserleri kaleme almışlardır. Elbette okumakta olduğumuz bu gibi birçok spekülatif kurgu eserler o zaman zarfında olan okurlara çok farklı gelmekteydi. Bazı mekanizmalar ve araçlar akla hayale sığamayacak yüksek bir teknoloji ürünüydü, buhar gücü normaldi, ama ötesini düşünmek bile, o günün şartları için pek de mümkün değildi. Ama insanların, bu dur durak bilmeyen evrimsel gelişime fazlasıyla merakı vardı. Hayat da bazı şeyler; “Sadece bir rastlantıydı, hem de ne rastlantı.” (s.122) > Charles Darwin'i az çok hepimiz biliyorduk, ama James D. Watson ve Francis Crick ise bu kitap yazılırken henüz doğmamıştı bile ve biz sapiens’ler, DNA hakkında bir şeyler bilebilmekten daha on yıllarca gerideydik. İşte bu bağlamda, Jack London 1907 yılında, Adem’den Önce başlıklı kısa bir romanı kaleme aldı ve bu eseri yazarken kuvvetle muhtemel, Stanley Waterloo’nun 1896’da basılan “Story of Ab” - “Ab’ın Hikâyesi” romanından da bir hayli etkilendi. Hatta bu durum o zaman bir hayli dikkat çekmişti ve yazar, yapılan suçlamaları da bizzat kabul etmiş, ama protohuman’a ait evrim fikrinin tamamen kendi hayal ürünü olduğu iddiasından da vazgeçmemiştir. Birçok kitap eleştirmenin dâhil olduğu ve neşredilmiş bu iki eser incelediğinde, eleştirmenlerin varmış oldukları ortak fikir, Waterloo’nun kaleme almış olduğu taslağın aşırı uzun ve bir hayli sıkıcı olduğudur görüşüdür. London’un eserinin ise okunabilir, akıcı ve sürükleyici olduğu düşüncesi eleştirmenler arasında daha öne çıkmıştır. Roman, içeriğinde Darwin teorisini de barındırmaktadır ve yazar, farklı seviyelerde protohuman’lar (ilk insanlar) arasında bir geçiş zamanı hayal ederek, bunu, türler arası farklı şiddet tarzlarına bakmak amacıyla kullanmıştır. Bu düşünce hakkında şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, bu romanın uzun yıllar ABD’nin birçok üniversitesinde, antropoloji eğitimi alanlar için bir nevi yardımcı kitap olarak kabul görüp, eğitim sistemine dâhil edilmiş olmasıdır. Yani buradan da anlayacağınız üzere, kitapta aşırı romantikleşmiş ve ortama uysallıkla yaklaşan ilk insanlar beklemeyiniz lütfen! Aksine, şiddetin insan evrimini ne derece ve nasıl etkilemiş olabileceği ile bizim atalarımız hakkında neler söylediğini gözlemleyeceğiz. “Yirminci yüzyılın çocuklarının bizi görmesini isterdim.” (s.25) > London, romanında üç ayrı protohuman grubunu betimlemektedir. Maymunlara pek de uzak olmayan “Ağaç İnsanlar” türüne göre büyüktürler, dik yürümekte zorlanmaktadırlar ve vakitlerinin çoğunu da çoğunlukla ağaçlarda yaşayarak geçirmektedirler. Az biraz göçebedirler ve sosyal olarak sadece aile, kabile vari gruplar halinde toplanmış gibi görünürler. Sonra, hikâyenin ortasındaki grup “Mağara İnsanları” vardır. Onlar ise fiziki olarak daha iyi yürüyebilmektedirler ve gruplar halinde, suya daha yakın büyük bir bölgede, yaşamalarına imkân sağlayan mağaralarda yaşamaktadırlar. Bu türün düşünce ve becerisini gitgide nasıl da geliştirdiğini okuyacağız. En son ve en gelişmiş grup ise “Ateş İnsanları”dır. Aslında onlar Neandertaller olarak düşündüğümüz insan türüne daha yakın olabilirler. Ateşi kontrol etmektedirler ve onlarda kabile gruplarında yaşayarak, avlanmak için ok ve yay kullanmaktadırlar. “İnanın bana, insanı hayrete düşürecek kadar basit varlıklardık.” (s.25) > Yazar, “Mağara İnsanları”ndan bir tanesinin ömrü boyunca yaşadıklarını hayalen tasvir ederek ve Mağara İnsanı’nın tüm hayatını, ayrık parçalar halinde başarılı bir şekilde kaleme alarak biz okurlara aktardı. Yazarın kaleminden aktarılan bu tür ırksal hatıralar çoğu insan için, kendilerini yalnızca belirsiz bir şekilde, örneğin rüyamızda bir boşluğa düşme (evrime göre; uzak primat atalarımızın ağaçlardan birçok şey yaptıkları için) veya bilinmeyen bir karanlıktan içgüdüsel olarak korkma eğilimi gibi gösterirler. “Siz hiç rüyanızda rüya gördünüz mü?” “Pek çoğumuz uçma rüyası, canavarların bizi kovaladığı rüyalar, renkli rüyalar, boğulma rüyaları, sürüngenli ve fareli rüyalar görüyoruz. Kısacası o diğer kişilik hepimizde iz bırakırken, bazılarımızda tamamen siliniyor, bazılarımızdaysa daha etkili oluyor. Bazılarımız diğerlerine nazaran daha güçlü ve daha tamamlanmış ırksal anılara sahip.” > Bence fantezi edebiyatının bir parçası olarak, bu hikaye eğlenceli olduğu kadar sürükleyicidir de. İlginç bir anlatım ile başlayarak, sona kadar bizi başında tutan bu kitap, milyonlarca yıl önce başlamış olan yaşama göz atmak suretiyle, biz insanlara atalarımız hakkında bir nebze olsun bilgi sunmaya çalışıyor. Karakterimizin gözünden okuduğumuz hikâyemizde, kendisinin atalarının anısını görecek ve onların yaşadıkları ilkel yaşamı keşfedeceğiz. Bu anıların anlatım tarzı ve yazarın kaleminin ustalığı, okurken bizleri edebi olarak ileri taşıyacak bambaşka bir eser sunmaktadır. “Onlar Bizim atalarımız, tarihleri bizim tarihimizdir. Sakin unutma, günün birinde ağaçlardan sallanarak inip dimdik yürüdüğümüz ne kadar kuşku götürmezse, çok daha önceki bir başka gün denizden sürünerek çıkıp karadaki ilk zorlu maceramızı başarıyla göğüslediğimiz de aynı ölçüde kesindir." Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar. Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız! ~ A.Y. ~
Bilim
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,1bin okunma
··
3.178 Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel ve bilgilendirici bir inceleme olmuş, elinize sağlık.
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Oktay Bey. Yeni fark ettim inanın. Bildirimler yoğun olunca, bazen arada kaçırdığım yorumlar da oluyor. Tekrar özür diler, yorum için teşekkür ederim.
Ne demek, rica ederim.
Abijan, parmaklarına sağlık.. Daha uzun bekliyordum şahsen:)) Bir de aklıma takıldı, bu eski atalar ne menem insanlarmış ki, küçücük yaşımda gördüğüm evimizi basan uzaylılardan kaçmacalı, insan yiyen dev lahanalı, tos vurdu mu direkt öldüren keçi yüzünden kimsenin çıkmadığı sokakta benim neden çıktığımı anlamadığım temalı rüyalarımı da biri tabir etsin yav!! Zaten bu rüyalardan sonra görmedim hiç fantastik ve aksiyonlu rüya. Zirvede bıraktım ben o işi:))
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, güzel kardeşim. 🙏🙏🙏
İncelemeniz çok verimli ve bilgi yüklü bir inceleme olmuş büyük bir keyifle okudum incelemenizi kaleminize sağlık. 👍😊
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
https://1000kitap.com/Hel_best Hanım, iyi akşamlar. İncelemeye ve konuya olan ilginiz için teşekkür ederim. Evet, incelemelerimde farklı olması adına, biraz olsun bilgi yüklemesi yaparak, onları o şekilde kaleme alıyorum. Beğenmenize sevindim. Tekrardan çok teşekkür eder, güzel ve esen geçecek bir akşam olmasını temenni ederim. 😊👍😊
Rica ederim 😊👩