Gönderi

Sanat, Türkiye için değildir.
8/10
·424 syf.··
2024 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2024 19:47
YouTube kitap kanalımda sizin için sanata en iyi başlangıç kitaplarını önerdim ve bu kitabı da yorumladım: ytbe.one/PegBH1HDrr0 "Her şey sanat için potansiyel bir konudur." Alain de Botton Bu sitede bugüne kadar kültür ya da sanat ile ilgili pek inceleme paylaşmadım fakat mesleğim gereği bir sanatçı olmamdan ötürü artık bir şeyler yazmam gerektiğini anladım. Mesleğim gereği bir sanatçıyım dedim, evet, yani mimarım. Fakat maalesef ülkemizde mimarlık, sanat tarihi, sanatçılık, ressamlık ve bunun gibi güzel sanatların içi o kadar güzel boşaltıldı ki doldurmak için elimizden hiçbir şey gelmiyor artık. Rant siyasetiyle günden güne yükselen sanat dışı üretimlerden dolayı sanat kaçacak yer arıyor. Bu da yetmiyormuş gibi sanat ve yetenek gerektiren moda, tekstil ve grafik tasarımı gibi bölümlerin içinden yetenek sınavları çekip alınıyor. Ne taraftan bakarsanız bakın, saçma, liyakatsizce ve bomboş şeyler bizim günlük atmosferimizi oluşturuyor. Oysaki Umberto Arte ile Sanat kitabı öyle mi? Umberto Arte'nin atmosferinde Van Gogh'un yaşayan canlı çizgileri, Leonardo da Vinci'nin sürekli aradığı kusursuzluk ve tamamlanma hissi, Caravaggio'nun ışık ve gölge ressamcılığını başlatması, Rembrandt'in kutsal metinleri ışık ve gölge ressamcılığıyla resmetme başarısı, Dadaistlerin sanat karşıtlığı, Klimt'in kadın bedenini yüceltmesi ve erkeği kompozisyon dışı bırakması, Holbein, Picasso, Bosch ve nice kaliteli sanatçının düşünceleri var. Hele ki bu kitap sayesinde bir isim keşfettim, onun adı Käthe Kollwitz. Yani şu linkteki tabloya sadece bir bakar mısınız? uploads5.wikiart.org/images/kathe-ko...!Large.jpg Elinde sakladığı ekmeği bir çocuğuna gizlice yediren, diğer çocuğunun acılı bakışlarına maruz kalan bir anne bu. Dünyanın acılarına kayıtsız kalamayan, o kayıtsız kalamayışı renksiz bir şekilde ve diğer resimlerinde görebileceğiniz üzere savaş karşıtlığıyla da resmeden muazzam bir kadın ressam keşfetmiş oldum. Ayrıca bu resmi Borchert'ın Ekmek öyküsüyle de bağdaştırdığımı söyleyebilirim. Bizim bu tür olaylara karşı pek empati yapabileceğimizi düşünmüyorum, zira onlarca yıllık hayatımda ekmeksiz ve aç kaldığım 1 gün bile hatırlamıyorum. O yüzden ne Kollwitz'i ne de Borchert'ı tam anlamıyla içselleştirip onların dediklerine empati kurabileceğimi hiç sanmıyorum. Aslında bazen sanatı ben de eleştiririm. Hatta dadaist yaklaştığım zamanlar bile olur. Berger'in Görme Biçimleri kitabında dediği gibi, nü kadın resimlerinin tamamen o zamanki iş adamlarının o tür tablolar altında kadınları ne kadar ezdiklerini kanıtlamaları açısından yapıldığını öğrendiğimde bu yaklaşımım daha da güçlendi. Tablolar o kadar inanılmaz fiyatlara satılıyor ki, o milyonlarca liranın çok küçük bir yüzdesinin bile bende olmasını istediğim düşünceler içerisine girebiliyorum. Zira biliyorum ki, o kıçı kırık kayıtsız hayatların yansıtıldığı ve milyonlarca liraya satılan tablolardansa, kendimin hedefleri doğrultusunca oluşturabileceğim yüzlerce gülümseme tablosu var. Sanat galerilerinde sekülerlik denizi içerisinde boğulan ve sanatı tamamen satın alma güdüsüyle metalaştırıp içindeki duyguyu yok eden bütün düşüncelerin dadaistiyim. Mesleğim sanatçılık demiştim, evet. Mimarlık, insanların etrafındaki mekanları ve boşlukları tasarlayabilmesi bakımından bilim, matematik, sanat, felsefe, psikoloji ve bunun gibi pek çok alandan beslenen, yaşam kalitesini artırmak için savaşan bir hayat biçimidir diye tanımlanır derslerde. Peki, gerçek hayatta öyle mi? Kendisine sanatçıyım diyen mimarların şantiyelerdeki işçileri hor görmesi, aşağılaması ve onlara üstten bakması, esas sanatçılar olan ressamların ve sanat tarihi mezunlarının çoğunun ülkede işsiz kalıp sanatlarını icra edememesi ve hiçbir şekilde değer görmemesi, yatay ve yeşil dostu bir mimari anlayıştansa tamamen birilerinin cebini doldurmaya dayanan beton dostu ve siyasi bir rant mimarisi varken ülkemizde neyin sanatından bahsedebiliriz ki? Oysaki hepimiz sanat eserleriyiz, hepimiz bir mimari eserin farklı zamanlarda farklı üsluplarca tasarlanmış versiyonları gibiyiz. Her yaşımızda farklı düşünceler içerisine girip bambaşka kişiliklere sahip oluyoruz. Gereken değeri lütfen gerektiği zamanda verin, bu kitapta da anlatıldığı gibi büyük sanatçılar çok genç yaşlarda ölmüşler ve neredeyse hiçbirine yaşarken değer verilmemiş. Dünya, iz bırakmak isteyen insanları sevmiyor. İz bırakmakla uzaktan yakından alakası olmayan, aptallık ve yeteneksizlikle harmanlanan insanların bu kadar değer gördüğü bir zamanın ruhunda, Rembrandt'ın, Van Gogh'un ya da Modigliani gibi sanatçıların ve Oğuz Atay, Robert Musil gibi edebiyat sanatçılarının yaşarken değer görmemeleri ne kadar da bir ağız dolusu küfürlük! Kitaba 8 puan veriyorum çünkü kitap içerisinde pek çok yazım yanlışı vardı, bunları da yayınevine bildirdim zaten. Bunun dışında Hızır Teppeev, Halil Paşa, Osman Hamdi Bey, İbrahim Çallı, Sami Yetik gibi muhteşem ressamların da kitapta olmasını isterdim. Umarım kitabın devamı ve başka tarzlar, ressamlar içeren hali de gelir. Tabii yukarıdaki iğneleyici laflarımdan hiçbiri bu kitabın yazarı olan Umberto Arte'ye değil. Selam olsun, değer görmemiş ve anlaşılamamış sanatçıları böylesine değerli bir çalışmayla bize aşılamaya çalışan büyük Twitter hesabı Umberto Arte'ye.
Kültür-Sanat
Umberto Arte ile SanatUmberto Arte · Destek Yayınları · 20191,055 okunma
··
2 +1'leme
·
2.955 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel incelemen için sana da selam olsun, eline sağlık.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, size de selam olsun. :)
Ben de keşke 'bir' ibaresi ekleseler kitabın ismine diye düşünmüştüm, çünkü çok eksik kalmış. Hatta 10 puana da aşağısına da elim gitmedi. Edebi alıntılarla tamamlanması kalitesini artırmış. 50 Soruda Arkeoloji kitabının çok baskı yaptığından ve yazarının şaşkınlığından söz edilmişti. Bu kitap da çok kısa bir zamanda, çok fazla baskı yaptı, ben de okuyucuların sanat bilgilerine bu kadar istekli olmalarına şaşırdım açıkçası. Elinize sağlık inşallah siz de mesleğinizi hakkıyla yerine getirecek ortamlarda olursunuz.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Evet, bu eksikliği fark etmemek mümkün değil. Ama bu ilgiyi gören kendisi belki ileride başka versiyonlarını da çıkarır. Edebi alıntılar, Pavese, Dostoyevski bağlantıları cidden çok iyiydi. :) Yorumunuz için teşekkür ederim, bu yayınevinin baskı sayısıyla alakalı bir durum sanırım. Kitapyurdu’nda falan satış az gözüküyor ama baskıda binlerce değil de yüzlerce kitap basılıyor olabilir, bilemedim.
Sosyal medyanın derin çöplüğünden böyle güzel işlerin çıkması ister istemez mutlu ediyor insanı. İncelemeniz daha da merak ettirdi, emeğinize sağlık.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Çok nadir de olsa böyle işlerle uğraşan değerli kişiler var, bizim de görevimiz o kişileri tanıtıp okunmalarını sağlamak. Teşekkür ederim.
Şu anda okuyorum kitabı. Hakikaten çox güzel ve akıcı gidiyor. Üstelik sizin incelemenizle kitaba olan merakım bir az daha artmış ve bitirmek için sabırsızlanmaya başlamışım. Böylesine güzel bir inceleme için ellerinize sağlık, teşükkür ederim. Hayatımız kitapla olsun...
Sizin bir sanatçı olarak verdiğiniz eserleri merak ettim !!
Reklam
Sanat artık fabrikadan çıkan ürün gibi tek tip. İnceleme için teşekkürler 🙌