Bir Ademoğlu
Ben Böll , Heinrich Böll. Yazarım , yani yazmak zorunda kaldım. 2. Dünya Savaşı 'nın yükünü 6 sene başından sonuna omuzlarımda taşıdım. Sonra bunun ekmeğini yedim , elimden başka türlüsü gelmedi , yazdım. İnsanlığın bittiği yerleri gördüm , Ademoğlunu aradım , çoğu zaman bulamadım.
Ölüme inat hayatı sevdim , kadınları sevdim ve de , kaba saba erkeklere inat. Olağanüstü zarif ve güzel kadınlar sevdim.
Savaşta yolumu kaybettim. Milyonlarca insan öldü , seyrettim. Gördüğüm her katliama her ölüme rağmen insanlıktan umudumu kesmedim. Bir Alman olarak Avrupa topraklarını kana bulayan savaşın içinde yer aldım çaresiz. Fakat canımı en çok neyin acıttığına gelirsem , tereddütsüz olarak Japonya 'ya atılan atom bombaları derim. O acımasızlık , savaşın diğer cepheleriyle kıyaslanamaz..
Hayat karşısında pek çok zaman kendimi bir Palyaço gibi hissettim. Oynadım , güldürdüm , ağladım. Kendime acıdım. Yüz üstü bırakıldım. İnsanın ikiyüzlü bir varlık olduğuyla yüzleştim. Çevremdekilerin hemen hemen tamamı ikiyüzlüydü. Doğrusunu isterseniz ben de öyleydim aslında , fakat kimse yüzleşmedi kendi gerçeğiyle , oysa ben ikiyüzlü olduğumu kabullendim.
Trenlere bindim çok defa , savaşta bir piyade eri olarak cepheler dolaştım. Dört kere yaralandım. Birilerini öldürdüm , birilerini yaraladım. Intihar etmek istedim ama beceremedim. Tanrıya inandığım zamanlarda canımı alması için çok yalvardım ama sonuç alamadım. Sonra inancımı kaybettim. Sonra yeniden inandım.
Aç kaldım , açıkta kaldım , dermansız kaldım. Yaşadım. Hayatta en çok ruhumu aradım. Bulabildim mi bilmiyorum.
Az konuştum çok sustum. Az yaşadım çok yazdım. Kimsesiz kaldığım dönemlerde kendi vicdanıma sığındım. Kendimle arkadaş oldum.
Sevgiyle nefret arasındaki ince çizgiyi tanıdım. Var oldum yok oldum. Var ettim yok ettim. Ben de herkes gibi bir rüya gördüm adı 'hayat' olan.
Şaka gibi yaşadım , şaka gibi öldüm. Evimin kapı zili çaldı bir gün , açmaya giderken merdivenden düştüm ve oracıkta öldüm. Meğer Azrailmiş kapıyı çalan.
Şimdi nerede olduğumu merak ediyorsanız söyleyeyim. Tanrı katındayım. Gördüğüm ikramları anlatmaya kelimelerim yetmez. Merak ettiyseniz eğer , evet o soruyu da sordum Tanrıya. "Neden bu kadar kötülük var ?" Cevabını da aldım , fakat ne yazık ki bunu sizinle paylaşamam.
Belki tavsiyeler de isteyebilirsiniz benden. Size tek bir tavsiyem olacak.
Ne yaşarsanız yaşayın , sakın kalbinizden vazgeçmeyin..