·152 syf.····Okunma: 03 Haziran 2020 18:27 “Sussam gönül razı değil, konuşsam tesiri yok” diyen kim ise ne doğru ne esaslı bir söz etmiş meğerse...
Yıllarca insanların hayatlarını zehir ettikleri, kumpas/kurgu olduğu mahkemece de teyit edilen davadan geriye binlerce sayfalık dava dosyaları, sahte deliller, yıllarca haksız hukuksuz bir şekilde özgürlüklerinden yoksun bırakılan mağdurlar, yitirilen canlar, parçalanan aileler ve acı anılar kaldı...
Balyoz ve Ergenekon kumpasları sonrası haksızlığa hukuksuzluğa dayanamayıp canına kıyan, kaybettiğimiz canlar.. dik ve onurlu duruşuyla Türk askerinin eşsiz vatansever insanları.. dilerim gittiğiniz yerde huzur içindesinizdir. Size bunları yaşatan insanları da, yaşadığınız onca acıyı da asla unutmayacağız.
Bu kitap ve içerisinde bahsedilenler hakkında konuşacaklarım anlatacaklarım dağlar kadar fakat, bahsi geçecek olan konuları çarpıtmak isteyenlerle uğraşamayacağım, acı ve üzüntü duyacağım için sadece bu kitabı okumanızı öneriyorum, beni birçok farklı duyguyla sarsan bir kitaptı. Sevgiler...
“Ergenekon, Balyoz, Casusluk, OdaTV gibi kumpas davalar sürecinde Türk milletinden başka bir milletin aklına bile gelemeyecek olaylar yaşandı. Bunlardan en önemlisi ise cezaevinin hemen dışında vatanseverlerin kurduğu çadırda.
Hıdır Hokka (hepimiz kendisine Silivri Valisi diyorduk) ve Zeynep Abla'mızın kurduğu bu çadır vatanseverler ile dolup taşıyordu. Hıdır Hokka şöyle diyordu: "Vatanseverleri bu zindandan çıkarıncaya kadar çadır nöbetimiz devam edecek, bu çadır arkadaşlarımızı alana kadar burada kalacak." Düşünebiliyor musunuz, her türlü baskı ve engellemeye karşın hapisliğin ne zaman biteceğinin kesinlikle bilinmediği bir zulüm ortamında bu insanlar işlerini, güçlerini, ailelerini bırakarak oraya geliyorlardı. Bizler de o kahraman ve fedakâr insanların orada olduğunu hissederek ve bilerek moral buluyorduk. Yıllar içerisinde binlerce vatansever o çadırda nöbet tuttular. Akşamları saz çalıp bize duyurmaya çalıştılar. Hatta duruşmalarda hepimiz "Şu türküyü de benim için çalın" diye isteklerde de bulunmaya başladık. Bu arada benim favori türküm ise "Dramalı Hasan”dı...
...
Gün geldi Silivri duvarlarına yüz binler olarak dayandılar, gaz yediler cop yediler ama pes etmediler. Bugün şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki BİZİ OLMAYAN HUKUK VE ADALET DEĞİL, o yiğit insanlar yani “Türk milleti” zindandan çıkardı. İleri tarihlerde bu muhteşem çadır olayı birçok araştırmacının kitaplarına konu olacak ve gelecek nesillere aktarılacaktır...” sayfa,147