Kadınların, bir erkeğin aklına, kültürlülüğüne âşık
olduklarını ileri sürmeleri, budalaca, gülünç bir iddiadır; ya da bu yozlaşmış bir varlığın
fantezisinin, hayalinin ürünüdür.
Bir Schopenhauer alıntısına "Sen ne anlarsın Şopen?" diye yorum yaptığımda cahillik ile suçlanmıştım. Bazı erkeklerin kadınlara şeytan, cahil, hatta kötülüğün kaynağı gözüyle baktığını, aşağılamaktan zevk duyduğunu inkar edemeyiz. Bunların bir kısmı yetiştirilme tarzından, bir kısmı da acı tecrübelerden kaynaklı oluşmuş fikirlerdir. Belki Schopenhauer da çevresinde bu tarz kadınları fazlasıyla görmüş hatta maruz kalmış olabilir. Beni de hayli rahatsız eden, kadınlara karşı negatif bir bakışı söz konusu. Ama bu durum bazı kadınlar için de geçerlidir. Evde babasından ve abilerinden, evlenince kocasından ve kayınpederinden şiddet gören ve tüm dünyası bunlardan ibaret olan bir kadının, erkeklere pozitif bakması beklenemez mesela.
Dünyada 7 milyar insan ve 7 milyar farklı karakter var. O yüzden genellemeler genellikle yanlıştır.
Bir kadın bir erkeğin zekasına aşık olabilir, bu bir saçmalık değil gerçektir. Zekayı önemsemeyen kadınların var olduğu gerçeği, önemseyen hiç bir kadın yoktur demek için yeterli bir argüman değildir.
"İnsanları tekme ve tokatla düzeltemezsiniz." demiş Bruce Lee. Ama her düşünürün her sözünü de amenna deyip kabul etmek zorunda da değiliz. Yanlış düşünceleri düzeltemesek de, fikrimizi savunma hakkımız var. Adamlar koca koca kitap yazmışlar, biz de bir iki yorum yapabiliriz bence.
Adam burada diyor ki “Saygıdeğer erkekler, kadınlar sizin zekânızdan anlamaz çünkü onlar çocukla insan arasında bir ara formdur, onları aklınızla etkilemeye çalışmanız boşa..”
Haklı olma ihtimaline ben bile kendi başıma anti tezim :)