Yazdıklarınızı birkaç kez son kelimesine kadar okudum ve söyleyeceklerimi anlayacağınızı düşünüyorum. Yazdıklarınızın çok büyük bir bölümüne katılmıyorum ve siz her ne kadar Oğuz'a hitaben yazmış olsanız da söyleyeceklerimin kendisiyle bir ilgisi yok. Oğuz'un incelemeleri, videoları beğenilir ya da beğenilmez veya kimisi çok sever kimisi de sinir bozucu bulur bunlar ayrı konular. Ama siz "Sizin gibi edebiyata dar bir perspektiften bakan kişiler" dediğinizde itham etmiş olmuyor musunuz? İnsanların YA türünü kabul etmek zorunda değil ve bu dediğiniz tür sadece bugüne ve bu kuşağa özgü de değil. Geçtiğimiz dönemlerde de eğer araştırıp bakarsanız özellikle ülkemizde çok sayıda bu türe özgü romanları bulabilirsiniz. Ve o romanların yazarlarının bugün esamesi dahi okunmuyor. Demek ki herkes yazmakla yazar olmuyormuş. Şeyma Subaşı ve türevi yazar değil ve hiçbir şekilde de yazar sıfatını alamaz. Yazmak öncelikle birikim sonra da yetenek işidir. Bugünün dünyası kuşakları X, Y, Z diye ayırıyor ama kuşakların sorunları her dönemde aynı. Benim kuşağımın materyali bilgisayarlardı bugünkü kuşağın ise akıllı cep telefonları. Sizin anlattığınız içerik için zaten postmodern edebiyat diye bir tür var. Gençlerin illa 19. yüzyıl eserlerini okumak zorunlulukları da yok ister 20. isterse de 21. yüzyıl eserlerini okuyabilirler. Çizgi-roman, bilimkurgu, distopya-ütopya edebiyatı, polisiye, mizah ve postmodern edebiyat gibi onlara hitap edebilecek okuyabilecekleri tonla tür var. Önemli olan ne okudukları. YA türünde bir eseri okuması gençlere okuma alışkanlığı edinmelerine vesile olmaz. Olsaydı ondan önceki kuşaklar okur ve ülkemizde okuma alışkanlığı , kitap satışları bu kadar düşük olmazdı. Z kuşağını çok küçümsüyor ve sanki sadece eğlencelik eserler okuyacak, YA türüne ait eserler okuyacak bir kuşakmış gibi tanımlıyorsunuz ama benim kanalıma abone olan 17 yaşındaki bir arkadaş Vüs'at O. Bener'i en az benim kadar iyi yorumluyor (Yaşım 37). Yani bugünün kuşağı da rahatlıkla iyi edebiyat okuyabilir. Her dönem için başlangıç eserleri vardır ve özellikle mizah türü bunun için biçilmez kaftandır. Gençlerimiz YA okuyacaklarına Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz gibi mizahıyla eğlendiren hem de toplumun sorunları hakkında düşündüren yazarları okuduklarında iyi edebiyatla karşılaşacaklar. Ben ansiklopedilerle büyümeme ve oyuncaklarım ansiklopediler olmasına rağmen doğru düzgün kitap okumaya 22 yaşında başladım ve ilk okuduklarım da edebiyat değildi. O zamanki ilgi alanım siyasetti ve siyaset-tarih üzerine eserleri okumaya başladım. Daha sonra Nihat Genç'in kurmaca eserleriyle yumuşak geçiş yapıp Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la devam ettim. Tabii ki bugünün gençlerine Tanpınar'ın Huzur'u, Joyce'un Ulysses'ini okusunlar ya da onlarla başlasınlar demiyorum ama Joyce'un Dublinliler'ini çok rahat okuyabilirler ya da Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali gibi yazarlarımızın eserlerini gayet rahatlıkla okuyabilirler. Okumak eğlenmek için yapılan bir eylem değildir. Ve insan her yaşta okumak zorunluluğunda da değildir. YA okuyacağına bir gencin daha geç yaşta okumaya başlamasını tercih ederim. En azından ilgi alanına göre daha iyi kitaplarla karşılaşma şansı olur. YA tıpkı hamburger gibi "fastfood"dur. Hamburger doyurmadığı gibi bu türün eserleri de insanı okur yapmaz. Kötü sanatla sanatsever olmazsınız sadece sanatı görmüş, izlemiş, okumuş olursunuz o kadar. Son olarak bizim gibi insanlar en fazla gençlere tavsiye verebilir veya yönlendirici olabilirler. Bırakınız yapsınlar bırakınız okusunlar demek düşündüğünüz yararı gençlere getirmeyecektir. Sadece onları çöp kıvamında kitaplarla tanıştırmak onları okumaktan ömrü billah uzaklaşmalarına vesile olacaktır. Çünkü büyüdükçe ilgi alanları değişeceği ve hayatın gerçekliğiyle burun buruna gelecekleri için iyi edebiyatla karşılaşınca sudan çıkmış balığa döneceklerdir. Yaş ilerledikçe YA türünde eser okuyamayacaklarına göre ortada yönelebilecekleri bir tür de kalmamakta.