Gönderi

Oğuz Aktürk'ün Youtube Videosuna Eleştiri
Oğuz Aktürk
Oğuz Aktürk
Youtube kanalında çeşitli kitapların kesinlikle okunmaması gerektiğini belirterek aslında kendince edebiyata hizmet ettiğini veya entelektüel olduğunu göstermeye çalışırken çok önemli
1000Kitap
··2 alıntı·
550 Gösterim
34 Yorum
Oğuz Aktürk denilen kişinin samimi olmadığını düşündüğüm bazı noktaları var ve bunları daha önce dile getirdim. O, onunla ilgili yazılan her şeyi takip edip sadece "işine gelene" cevap veren bir insan olduğu için mevzuları bildiğini düşünüyorum o yüzden tekrarlamaya gerek duymuyorum. YouTuber olmak, dikkat çekmek ya da diğer bir tabirle bu alanda tutunabilmenin değişik yöntemleri var sanırım. Kendisi de bir kesime, bir yazara yüklenerek onlardan daha iyi içerikler, daha iyi kitaplar okuyorum havası verip ilerlemek istiyor olabilir onun bileceği bir iş. Teknolojinin gelişmesi ile beraber insanlar okur olmaktan çok yazar olmanın peşine düşüyor bunun bir sürü nedeni olabilir. Bazıları, kitapları tutan genç yazarların eriştiği maddi düzeyi kıskanıyor da olabilir ki ülkemizde para kazanmak için neredeyse her şey mübah denilecek hale getirildik bunları burada tam olarak temellendiremeyiz daha derin analizler gerekir. Ben öğretmenlik mezunu olarak eğitimciler kısmına da değinmek istiyorum. Eğitimcilere çok şey yükleniyor aldığımız akademik eğitim çok kötü olabiliyor (benim üniversitem öyleydi) çünkü halkı cahil bırakmak isteyen bir ideoloji ilk önce eğitim sisteminin ve eğitimcinin içini boşaltır ve şuan ikisini de becerdiler eğitim sistemi tamamen boş, yeni yetişen eğitimci "bilinçli" ise kendi çabaları ile ayakta durmaya çalışıyor bunları da gözden geçirmek gerekir. Kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için macera-polisiye, gerilim-korku türündeki romanlar önemli, kısa öyküler de olabilir. Ama bir çocuğa kaliteli eserler ile okuma alışkanlığı kazandıracak genel manada ne aile ne eğitim sistemi ne de arkadaş çevresi var. O yüzden 1000kitap tarzı siteler ya da hakkını verip kaliteli içerik üreten YouTuber'lar önemli olabilir. Bu sitenin de içi boşaltılıyor. Ama elimizi taşın altına koymamız lazım bu eylemden de çıkar beklememek gerekir. Z kuşağından birinin nitelikli eserlere ulaşmasını istiyorsak Az bilinen ama nitelikli olan gençlik eserlerini, yazarlarını tanıtmayı becerebilmeliyiz. Bunun için de birikimli, araştırmacı bir okur olmak gerekiyor. Dünya ve Türk klasiklerini önermeyi de geçelim artık ezberci bir sistemde ilk önerilen onlar oluyor. Z kuşağı çoğunlukla küçümseniyor halbuki bu akışkan çağı bizden daha hızlı takip ediyorlar. Kimse onları dinlemiyor sürekli bir öğüt verme yoluna gidiyor insanlar. Ben etrafımda olan gençleri dinlemeye çaba gösteriyorum. Araştırmacı ruhlarının devreye girdiği vakit ne kadar iştahlı olduklarına da şahit oluyorum. Üç beş kötü yazarın kitabını okuyan bir genç okur doğru kitaplarla buluşturulursa okuma kültürüne daha sıkı tutunur. Bizim birey olarak bunu başarmamız lazım. Kanalımızda dikkat çekmek için ya da çıkar sağlamak için bunu yapmamamız gerekiyor.
Önceki 1 yanıtı göster
Teşekkür ederim Samet Bey.
1 yanıtı göster
Yine bir gün geçmiyor ki 1k’da Oğuz Aktürk gündem olmasın... shsdshskf Yorumu yazmak için sosyal medyanın en yoğun saatini bekledim, bedavaya reklamımı yapmışsınız bunun üzerine teşekkür ederim. Ben de dünden beri kanala alışılmadık bir şekilde gelen abone ve izlenme sayısını anlamaya çalışıyordum. 😀 Madem öyle şimdiye kadar ürettiğim Bunları Okumadan Ölün videolarını paylaşayım daha çok kişi görmüş olsun: 5. bölüm: youtu.be/2Ia6xxuNANg 4. bölüm (Livaneli özel bölümü): youtu.be/dR12B0gIkhg 3. bölüm: youtu.be/cZco9tl4rBs 2. bölüm: youtu.be/Rclj5apawe4 1. bölüm: youtu.be/cw421oNbC14
Önceki 2 yanıtı göster
Orhan Pamuk: "Kitapları kapaklarına bakarak alan okurlara ve bu okurlar için yazılmış kitapları küçümsemeyen eleştirmenlere daha çok ihtiyacımız var."
Kendi popülerliğini artırmak için bu yola başvuruyor. Toplumumuz maalesef ki bir şeyleri dışlayan, yok sayan ve kaba üslup ile terkin edilen yorumlamaları çok seviyor. Hele ki bu yazarların seveni fazlaysa ya da sevmeyeni azınlıktaysa bu sevmeyenler sevenlerden daha büyük bir kitleymiş gibi var güçleriyle yermek için çabalıyorlar. Bu sefer yeren taraf güçlü gözüktüğü için kaymalar oluyor. Olmasa da bu hınç ve güç gösterisi izleyicinin hoşuna gidiyor. Edebi amacı olduğunu düşünmüyorum, tamamen çıkarcı bir politika.
Yazdıklarınızı birkaç kez son kelimesine kadar okudum ve söyleyeceklerimi anlayacağınızı düşünüyorum. Yazdıklarınızın çok büyük bir bölümüne katılmıyorum ve siz her ne kadar Oğuz'a hitaben yazmış olsanız da söyleyeceklerimin kendisiyle bir ilgisi yok. Oğuz'un incelemeleri, videoları beğenilir ya da beğenilmez veya kimisi çok sever kimisi de sinir bozucu bulur bunlar ayrı konular. Ama siz "Sizin gibi edebiyata dar bir perspektiften bakan kişiler" dediğinizde itham etmiş olmuyor musunuz? İnsanların YA türünü kabul etmek zorunda değil ve bu dediğiniz tür sadece bugüne ve bu kuşağa özgü de değil. Geçtiğimiz dönemlerde de eğer araştırıp bakarsanız özellikle ülkemizde çok sayıda bu türe özgü romanları bulabilirsiniz. Ve o romanların yazarlarının bugün esamesi dahi okunmuyor. Demek ki herkes yazmakla yazar olmuyormuş. Şeyma Subaşı ve türevi yazar değil ve hiçbir şekilde de yazar sıfatını alamaz. Yazmak öncelikle birikim sonra da yetenek işidir. Bugünün dünyası kuşakları X, Y, Z diye ayırıyor ama kuşakların sorunları her dönemde aynı. Benim kuşağımın materyali bilgisayarlardı bugünkü kuşağın ise akıllı cep telefonları. Sizin anlattığınız içerik için zaten postmodern edebiyat diye bir tür var. Gençlerin illa 19. yüzyıl eserlerini okumak zorunlulukları da yok ister 20. isterse de 21. yüzyıl eserlerini okuyabilirler. Çizgi-roman, bilimkurgu, distopya-ütopya edebiyatı, polisiye, mizah ve postmodern edebiyat gibi onlara hitap edebilecek okuyabilecekleri tonla tür var. Önemli olan ne okudukları. YA türünde bir eseri okuması gençlere okuma alışkanlığı edinmelerine vesile olmaz. Olsaydı ondan önceki kuşaklar okur ve ülkemizde okuma alışkanlığı , kitap satışları bu kadar düşük olmazdı. Z kuşağını çok küçümsüyor ve sanki sadece eğlencelik eserler okuyacak, YA türüne ait eserler okuyacak bir kuşakmış gibi tanımlıyorsunuz ama benim kanalıma abone olan 17 yaşındaki bir arkadaş Vüs'at O. Bener'i en az benim kadar iyi yorumluyor (Yaşım 37). Yani bugünün kuşağı da rahatlıkla iyi edebiyat okuyabilir. Her dönem için başlangıç eserleri vardır ve özellikle mizah türü bunun için biçilmez kaftandır. Gençlerimiz YA okuyacaklarına Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz gibi mizahıyla eğlendiren hem de toplumun sorunları hakkında düşündüren yazarları okuduklarında iyi edebiyatla karşılaşacaklar. Ben ansiklopedilerle büyümeme ve oyuncaklarım ansiklopediler olmasına rağmen doğru düzgün kitap okumaya 22 yaşında başladım ve ilk okuduklarım da edebiyat değildi. O zamanki ilgi alanım siyasetti ve siyaset-tarih üzerine eserleri okumaya başladım. Daha sonra Nihat Genç'in kurmaca eserleriyle yumuşak geçiş yapıp Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la devam ettim. Tabii ki bugünün gençlerine Tanpınar'ın Huzur'u, Joyce'un Ulysses'ini okusunlar ya da onlarla başlasınlar demiyorum ama Joyce'un Dublinliler'ini çok rahat okuyabilirler ya da Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali gibi yazarlarımızın eserlerini gayet rahatlıkla okuyabilirler. Okumak eğlenmek için yapılan bir eylem değildir. Ve insan her yaşta okumak zorunluluğunda da değildir. YA okuyacağına bir gencin daha geç yaşta okumaya başlamasını tercih ederim. En azından ilgi alanına göre daha iyi kitaplarla karşılaşma şansı olur. YA tıpkı hamburger gibi "fastfood"dur. Hamburger doyurmadığı gibi bu türün eserleri de insanı okur yapmaz. Kötü sanatla sanatsever olmazsınız sadece sanatı görmüş, izlemiş, okumuş olursunuz o kadar. Son olarak bizim gibi insanlar en fazla gençlere tavsiye verebilir veya yönlendirici olabilirler. Bırakınız yapsınlar bırakınız okusunlar demek düşündüğünüz yararı gençlere getirmeyecektir. Sadece onları çöp kıvamında kitaplarla tanıştırmak onları okumaktan ömrü billah uzaklaşmalarına vesile olacaktır. Çünkü büyüdükçe ilgi alanları değişeceği ve hayatın gerçekliğiyle burun buruna gelecekleri için iyi edebiyatla karşılaşınca sudan çıkmış balığa döneceklerdir. Yaş ilerledikçe YA türünde eser okuyamayacaklarına göre ortada yönelebilecekleri bir tür de kalmamakta.
Geçmişte YA türünde yazılan kitapların bugün esamesinin dahi okunmaması yazmakla yazar olunmuyor anlamına nasıl gelebilir? Ayrıca yazar olmak için gereken birikim ve yeteneği hangi kıstaslara göre belirliyoruz? Ülkemizde YA türü ne yazık ki gelişim gösteremedi, ayrıca yurtdışında yayınlanan YA Gerilim, Fantazi, Suç vb. türündeki kitapların Türkiye tirajları oldukça yüksek. Bu da gösteriyor ki genç okurlar YA türüne ilgi gösteriyorlar. Z kuşağını veya hiçbir kuşağı tanımlamıyorum. Ben sadece kitabın güzel vakit geçirmek için de okunabileceğini savunuyorum. Eğer dünya da sizin gibi düşünseydi Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Çavdar Tarlasında Çocuklar gibi başyapıtlar dahi okuyucudan ilgi göremezdi. Çünkü bu kitaplar da YA türüne giriyor. Benim gibi birçok genç kitap okumayı Harry Potter ile sevdik. Aşağıda vereceğim linkteki kitaplara göz atmanızı rica ediyorum: reedsy.com/discovery/blog/... Son olarak tanıtımı Orhan Pamuk'tan bir alıntıyla bitireyim: Kitapları kapaklarına bakarak alan okurlara ve bu okurlar için yazılmış kitapları küçümsemeyen eleştirmenlere daha çok ihtiyacımız var.
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Ok gördüm. Tanımıyordum da kendisini, bu kadar çok şey yazılınca merak ettim. Çok da önemli biri değilmiş. Teşekkürler bilgi için 👍
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.