Gönderi

Edebiyatta Çocuk İstismarına HAYIR!
2/10
·240 syf.··
2020 116. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 16:47
Bu tür niteliksiz ve gereksiz kitaplara maruz kalmamak için kitap önerileri verdiğim YouTube kitap kanalıma abone olabilirsiniz: youtube.com/c/alintilarlaya... Bu kitabın incelemesine başlamadan önce site yönetiminden kendi incelememin üstüne, bazı gönderilere koyulan "Dikkat, bu gönderi rahatsız olabileceğiniz müstehcen ifadeler içeriyor olabilir." siyah şeridinden rica ediyorum. Zira birazdan anlatacaklarım hiç hoş şeyler olmamakla birlikte bu kitaptaki iğrenç cümlelerin varlığı konusunda da kendi kitlemi ve 1000kitap'a bu kitap hakkında bilgi almaya girecek olası okurları bilinçlendirmem gerekiyor. Pedofili, çocuk tecavüzü ve cinsel istismar gibi konuları, okuru özendirmeye çalışan bir üslupla içermesiyle birlikte ülke gündemine oturan Abdullah Şevki'nin Zümrüt Apartmanı kitabını hatırlıyor musunuz? Peki onlarca öyküsü bulunan Osman Şahin'in Selam Ateşleri - Ay Bazen Mavidir kitabının içeriğindeki iğrençlikler hakkında neden birkaç kişi haricinde kimse sesini çıkarmıyor? Sadece 5-10 dakikanızı ayırarak bu incelemeyi sonuna kadar okumanızı rica ediyorum. Öncelikle cinsel istismar kavramını öğrenelim. 18 yaşın altındaki bir çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel doyum amacı ile kullanılması çocuğa yapılan cinsel istismardır. Bu ve buna benzer konular hakkında bilgi sahibi olmak için Büşra Sanay'ın Kardeşini Doğurmak kitabını okuyarak çocuklara hayır demeyi öğretmeyi, çocuklara cinsel eğitim verip özel bölgelerini anlatmayı, ebeveynlerin çocuklarıyla yakından ilgilenmesini, kesinlikle ama kesinlikle çocuklara kendi vücutlarının özel olduğunu ve ancak kendileri izin verirse birinin dokunabileceğinin bilinci gibi önemli konuları öğrenebilirsiniz. Şimdi bu kitabın incelemesine geçelim. Beni bilenler biliyor, bazı kitaplarla ve içeriğiyle net olarak dalga geçerim, çünkü o kitaplar bana göre okuruyla dalga geçen kitaplar olduğu için benim de onlarla dalga geçmemi hak eden kitaplardır. Fakat bu kitabın sorunu ciddi olduğu ve anlatmaya çalıştıklarımın tam olarak anlaşılabilmesi için ne kadar iğrenç olsa da kitaptan alıntılar vermek durumundayım. Çünkü alıntı sunmadığım zaman "Kitapta böyle bir cümle geçmiyor", "Kitabı ve yazarın anlatmak istediklerini yanlış anlamışsın", "Yazara önyargın var, o yüzden yazara hakaret etmişsin", "Kitabı eleştirmek için okumuşsun" vs. gibi argüman bile olamayacak mesnetsiz tepkilerle karşılaşıyorum. Okunmasını istemediğim bir kitap için inceleme içerisinde bu tip alıntılar vererek bu cümleleri size okuttuğumdan dolayı kendimle çelişmeye bile razıyım. O yüzden kitaptan vereceğim alıntılar için şimdiden herkesten özür diliyorum. Bayan Ali adlı öyküden başlayalım. Daha öykünün giriş sayfalarından birinde sokak çocukları betimlenirken şöyle bir cümle geçiyor: " (...) Erkeklik organları kalkmış gibi şakacıktan birbirlerinin üstüne yürürler, bir tür dürtme, girme isteğiyle işin şakasını bile yaparlardı." (s. 33) Yahu tamam anlıyorum, köy hayatında henüz kendi cinsel kimliklerini tanımayan ve bu konuda bir eğitim de görememiş çocukların birbirleriyle olan iletişimleri anlatılıyor. Ama ülkemiz artık bu öykülerin yazıldığı 90lı yılların ülkesi değil. Bu tür hassas konularda bir şey yazıp çizeceksek cümlelerimizi 1 değil 2 değil 100 defa düşünmemiz ve okurun bundan nasıl etkileneceğini de göz önüne alarak çalışmalar yapmamız gerekiyor. Yani artık bu konu, çocukların kendi organlarıyla birlikte bu tür bir iletişim içerisinde bulunmasını "işin şakası yapmasından" öte ciddiye alınması ve üzerinde çokça çalışılması gereken bir konudur. Açıkçası kitabı okurken, neredeyse her öyküden dolu dolu memeler, iri memeli bol sütlü göçebe kadınlarının çok çocuklu oluşları, gizli günahlar, kızarmış şehvetler, çocuk bacaklarının güzelliği gibi rahatsız edici isim tamlamaları ve söz öbeklerinin çıkmasından dolayı öykülerin ana temada anlatmak istediği köy hayatı sıkıntılarına ve sosyolojik tespitlere odaklanamadım. Ayrıca evet, cinsellik de kitaplarda kullanılabilir elbette. Yeraltı edebiyatında, postmodern edebiyatta veya klinik vakaların olduğu kitaplarda cinsellik o kadar detay verilmeden karakter tasarımlarında bir vaka kalacak şekilde kullanılabiliyor. Fakat bu kitapta okurun gözüne sokulan bu tür şeylerden sonra bir kitapta cinsellik konusunun doğru olarak değil, nasıl "yanlış olarak kullanılabileceğini" öğrenmiş oldum. Aynı öykünün 52. sayfasında "Boğaların vahşi görünümleriyle, aşımdan sonra kaygan bir ışıltıda parlayan, upuzun organlarını gördükçe, belirgin bir istekle gözleri parlayan kimi kadınların birbirlerine sokularak gizli gizli kıkırdaştıkları olurdu." şeklinde bir cümle geçiyor. Yani şu kitaptan şu cümleyi çıkarsan hiçbir anlam kaybolması yok. Ben bir kitabı okuduğumda boğaların upuzun organlarının aklımda canlanmasını ve kadınların da bunu gördükten sonra birbirlerine sokularak gizli gizli kıkırdaşmasını neden okumak isteyeyim? Bu dediklerimi salt ahlak bekçiliği ya da duyar kasma olarak görecek olanlar olabilir umrumda değil, fakat bu tip kitapların 18 yaş altındaki çocuklara ve gençlere ulaşmaması için farklı sosyal medya platformlarında da binlerce kişiye ulaşabileceğim inceleme ya da video türünde içeriklerle birlikte elimden geleni yapacağımı da söylemek isterim. Gelelim "Güvercin Artık Dönmeyecek" adlı öyküye... Kitabın bu öyküsünün 82. sayfasında şöyle bir paragraf var. (Uyarı: Bundan sonraki bütün alıntılar yüksek dozda iğrençlik barındıran kısımlar içeriyor, isteyenler okumadan geçebilir): "Garip huyları, davranışları olan bir insandır Meço. Tarlada, bayırda başıboş dolaşan, yayılan, çiftleşen hayvanları tadına doyum olmaz bir seyirlikmiş gibi izler. Bazen kendisi de isteklenir, dişi eşekler, kısraklar arar yöresinde. Uygun yer ve zaman bulamayınca avucuna tükürerek işini görür ya da güneşte dura dura içleri kan sıcağı olmuş, olgun, sulu karpuzlardan birini kopararak, çardağa çekilir. Bıçağıyla böğrünü oyduğu karpuzun deliğine sertleşen cinsel organını sokarak, delice bir boşalma isteğiyle kerttiği olur karpuzu. Boşalmadan sonra derin bir pişmanlık ve utanma duygusuyla şalvarının bağını çeker bağlar, kemerini kuşanır. Ardından, bütün suç karpuzdaymış gibi, kendisini günaha sokan karpuzu tiksintiyle çarparak paramparça eder yerde. Meni artıklarıyla beneklenmiş kan kırmızısı karpuz parçalarına arılarla yeşil sinekler çokuşurlar sonra." (s. 82) Bu ne ya? Yani gerçekten, bu ne arkadaşlar? Kitaptan alıntı vermesem "Kitapta böyle bir kısım yok" diyen okurlar olacak, kitaptan alıntı verince de gördüğünüz gibi bir durumla karşı karşıyayız. Ben bir kitapta bir adamın, "olgun ve sulu" karpuzlardan birine delice hallenmesini neden bu kadar fazla ve gereksiz detaylarla okumak isteyeyim? Okumayı bırak ben böyle bir konuyu neden aklımın ucuna getireyim? Ben manyak mıyım? Bu tür iğrenç konulara eğilimi olabilecek bir insan için rehber niteliği taşıyabilecek paragraflar bunlar. Ama henüz maalesef ki en iğrenç kısımlara gelmedim. O yüzden bu incelemenin devamında kitaptan alıntı olarak yazmak durumunda kaldığım kısımlar için sizden tekrar özür diliyorum. Aynı öykünün diğer sayfalarında şöyle kısımlar geçiyor: "Ayşe ile Güvercin, aynı yaşlarda olmalarına karşın, Güvercin, Ayşe'den boy ve kiloca biraz daha iriceydi. Dolu dolu boyu, yeşil gözleri, tombul, şişkin yanakları, genç bir kız gibi etli dudakları, azıcık da çıkkın, sivri memeleri vardı. Mavi nazar boncuklarıyla süslü, gür akıtma altın sarısı saçları, eğilip kalktıkça önüne, ardına akıyor, kenarları işlemeli kısacık eteğinin altından tombul bacakları ile küçücük beyaz külotu görünüyordu. Çömelip kalktıkça dere suyuna değen incecik külotu, işemiş gibi ıslaktı. Bir an bakışları Güvercin'in bacaklarına kayan Meço'nun, belli belirsiz bir düşünce akışı geçti içinden. Yüreğinin uzak bölgelerindeki güçlü cinsellik içgüdüsü kıpırdamaya başladı. Gözleri açıldı. Kanı karıncalanmaya, içinin sinsi istekleri uyanmaya başladı." (s. 85) "Kucağındaki çocuğun sıcaklığıyla ateşe kesmeye başlamıştı bedeni Meço'nun." (s. 86) "Bedenini saran cinsel açlığının özünü, kızcağızın bedeninde yakalayabilmek isteği, yapışkan bir tutku gibi sardı içini. Gözleri, bedeni, duyuları kamaştı. Çardağa girer girmez, koltuğundaki karpuzları bırakarak, olanca kudurganlığıyla sarıldı çocuğa." (s. 88) "Kızın ufacık, ıslak külotunu bir çekişte yırtıp attı. Acımasızca yüklendi kızın üstüne sonra. Sıktı, ezdi, girdi, hızlandı. Soluğu sıklaştıkça sıklaştı. Acıdan, dehşetten, yüzü gözü kasılan, titreyen çocuk tekrar altına kaçırdı." (s. 89) Cımbızlama bile yapmıyorum, o kısımların hepsini yazdım size. Bu kısımlar için yorumları size bırakıyorum. Kendi adıma konuşacak olursam ben bir kitapta böyle şeyler okumak istemiyorum. Bu tür şeyler gördüğümde sinirleniyorum, zaten sinirlenmemiz de gerekiyor. Etrafımızda neredeyse her gün bu tür olaylar yaşanıyor diye bir kitabın içerisindeki kurmaca bir öyküde de dibine kadar detaya girilmesinin gereği olduğunu hiç sanmıyorum. Şu öykünün yukarıdaki kısımlarının Netflix aboneliklerinin iptalinde büyük patlamaya sebep olan pedofili ve çocuk istismarına sebebiyet verebilecek Minnoşlar filminden hiçbir farkı yok. Bu filme ve bu tür kitaplara tepki gösteriliyorsa Osman Şahin'in bu kitabına da aynı tepkinin gösterilmesi gerekir. Bu kitabı okuyan ve hayatımda hiç köyde yaşamayan bir okur olsam, köy mekanından tiksinir, köyü, köylüleri anlamaya çalışmaz ve köylülere de kötü gözle bakardım. Elbette mesela Yusuf Atılgan'ın da kendi köy hayatında gördüğü gibi bu tür olaylar değişime direnen ve içine kapanık köylerde meydana geliyor. Fakat bu kadar gereksiz detaya ve okurun bilinçaltında sanki böyle iğrenç şeylerin yerleşmesini istiyormuşcasına bir üsluba gerek var mı? Hem de bugüne kadar okuduğum en ağır yeraltı edebiyatı kitaplarında bile henüz pedofili/çocuk istismarı içeriğine rastlamamışken! Şimdi böyle bir inceleme yazdım diye Osman Şahin'in diğer kitaplarına da aynı muameleyi yapın, Osman Şahin'i linç edin, yazarı vatandaşlıktan çıkarın gibi anlamlar çıkarılmasın. Yani bu inceleme %0 yazar eleştirisi, %100 kitap eleştirisidir. Benim sorunum Osman Şahin ile değil, onun bu kitabındaki bazı öykülerde olay örgüsünü oluştururken kullandığı aşırı gereksiz detaylar ve neredeyse her sayfadan fırlayan insan uzuvlarıdır. Yani toplumun yarası olan böyle konuların hiçbir şekilde yazılmaması gerektiğini savunmuyorum, elbette yazılsın. Ama böyle değil. Mesela kitapta Çan ve Bozkırda Vivaldi gibi farklı, ilginç öyküler de var. Kitabın tamamı anlattığım gibi değil, Bayan Ali ve Güvercin Artık Dönmeyecek gibi öyküler kitaptan çıkarılsa çok daha sağlıklı bir kitap olacağını da söyleyebilirim. Anlattığım bu kadar şeye rağmen bu kitabı savunacak kitap holiganları varsa, antitezlerini de beraberinde getirip saygılı bir üslupla yorum yapabilirler.
Selam Ateşleri - Ay Bazen MavidirOsman Şahin · Can Yayınları · 201765 okunma
··3 alıntı·
2.426 Gösterim
53 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitap ile ilgili çok fazla eleştiri gördüm. Hatta Osman Şahin severlerinin de üstü kapalı eleştirileri haklı bulduğuna şahit oluyorum. Genelde yazarın tek eseri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği konusunda mutabıklar. Yani sanki "tamam işte, yapmış bir hata " havası seziliyor :) Ben en çok tepki çeken Güvercin Artık Dönmeyecek isimli öyküyü PDF metnini indirerek okudum. Yazar hasır altı edilen, köylerdeki ahlaksızlaşmaları konu edinmiş. Köylüleri nasıl bilip değerlendiriyorsunuz bilmiyorum ama köylerdeki hava tam da yazarların anlattığı gibidir. Köy Enstitülü yazarlar bunun canlı şahidi olduklarından, köylü milletini çok da incitmeden konuyu ele almışlardır. Mesela Fakir Baykurt da Irazca'nın Dirliği isimli kitabında sekiz yaşındaki çocuğu iğfal eden zanlının babasına "Bre itoğlu, köyümüzde kancık da mı yoktu, kancık eşek de mi yoktu.. çocukla iş görmek nedir.. " mihvalinde sözler söyletir. Ortalama 30 hanelik yerleşim alanları köyler. Herkes birbirinden haberli. Bekâr bir delikanlı boş zamanlarını anasının-babasının dizinin dibinde geçiriyor. Yalnız kalıp ahlaksızlaşmaya fırsat bulduğu tek zamanlar dağda bayırda sürü otlattığı zamanlar. Osman Şahin aslında bu hikayede deli bir insanı değil, normal bir köylü insanını anlatıyor. Anadolu'nun Raskolnikov'udur Meço.. Dışarı çıkmak için direnç gösteren Bir şeyi ne kadar bastırırsanız, o kadar büyük tahribatlara yol açarsınız. Osman Şahin zamanında köylü orgazmı büyük problemdi ve o da bunu bu şekilde ele aldı. Bugün teknoloji köylünün de yardımına yetişti, herkes video izleyebilir. Geçmişte bu kitabı okumak farkındalık yaratabilir ve sizi bir çözüm düşünmeye mecbur bırakabilirdi. Belki bugün de ihtiyaç duyulabilir, tamamen çözülmüş değil elbette.. Ama bu hikâye yüzünden bir yazarın pedofili muamelesi görmesi beni çok üzdü. Sadece anlamamışsınız, bu kadar.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Kendi adıma kitaplarda bu kadar detaylı bir pedofili/çocuk istismarı anlatımı görmek istemiyorum. Bu anlamamak değil, bir tercihtir. Yazarlar kitapları istediği gibi yazabiliyorsa, biz okurlar da kendi zevklerimize göre kitapları istediğimiz gibi eleştirebiliriz. Fikirlerim değişmeyecek olsa da detaylı ve saygılı yorumunuz için teşekkür ederim.
Bu türden betimlemelere sadece şu bakış açısıyla baktığımda yerini bulabiliyor. Evet okurken tiksiniyorum , dehşete de kapılıyorum yer yer ama bu yazılanları hissedip yapan insanların da içinde olduğu bir toplumda dünyada yaşıyorum. ‘Yaradılanı sev Yaradandan ötürü’ gibi sevgi telkinlerine epiy bir seviye ve aşamalar getirmemiz gerektiğini farketmemizi sağlıyor. Herkes iyi değil, herkes merhametimizi haketmiyor bunu anlayıp bilinç kazanabilmemiz için yüzlerce insan modelinden haberdar olmamız ve profil bilgilerine sahip olmamız gerekiyor. Kendimizi ve kendini korumaya aklı gücü yetmeyecek sevdiklerimizi koruyabilmek için. İnsan soyuna şaşırmamak elde değil, Aşağının da aşağısı olabiliyor asalet timsali de olabiliyor.. İnsanların zihninden geçen düşünceleri ve dürtüleri engelleyemeyiz ama güçlü ve kararlı ceza sistemleri ile masumları koruyabiliriz..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Elbette, ben de inceleme içerisinde özellikle bunu dedim. Zaten bunları yaşıyoruz ve biliyoruz ama bu kadar da detaylı, bu kadar da dibine kadar betimleme olmasa bence daha iyi olurmuş. Biz kitap okuyan insanlar olarak irade sahibi insanlarız fakat toplumumuzda maalesef öyle insanlar var ki, bu yazılanları kendisine bir esin kaynağı olarak alıp kötü şeyler yapabilir. Hele ki çocukların böyle bir kitap okumasına kesinlikle karşıyım. Yorumun için teşekkür ediyorum
Maalesef gerçekler bunlar. Ama eleştirel bir tutumla yazmak ayrı özendirici bir tutumla yazmak ayrı. Açıp öyküleri okudum. Çocuk istismarı, çocuğun ne kadar çekici olduğunu anlatarak eleştirilmemeli. Ya da böyle bir konuya değinilecekse bu şekilde anlatılmamalı bence de. Çok yerinde bir eleştiri olmuş. Evet kitaplar cinsellik içerebilir ama istismar cinsellik değildir, tecavüz cinsellik değildir, pedofili cinsellik değildir. Bunu ahlak bekçiliği sayanlar da gerçekten holiganlık yapıyordur..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Açıp öyküleri okumanız önemliydi bence. Çünkü sadece benim görüşümle değil kendi görüşünüzle de değerlendirmiş oldunuz. Aksi takdirde salt benim yazdığım üzerinden gidilip bir manipülasyon olmasındansa kendi düşüncenize de sahip olmuş oldunuz, bu güzel. Bugüne kadar cinsellik içeren çok kitap okudum elbette fakat o pek çok kişinin mesafeli yaklaştığı yeraltı edebiyatı kitaplarında bile pedofili/çocuk istismarı içeriği yok. Demek ki ortada bir saçmalık var. Değerli görüşleriniz ve vaktinizden ayırdığınız için teşekkür ederim
İncelemenizi bugün okuyabildim,kitapla ilgili farklı incelemeler de okudum ama alıntıların tartışılan yerlerini net bir şekilde sizinkinde okuduğumu söylebilirim.Kitabi okumadım,yazar hakkinda da fikir sahibi değilim o yüzden "ilgili alıntılar şu maksatla yazılmıştır toplatilmali, özendiriyor"gibi cümleler sarf etmeyeceğim,kitabı okumadığımdan ilgili yerlerin kurguya katkısıni,akış icerisinde gerekli olup olmadığını söylemek en azından şimdilik hatalı bana göre. Dediginiz gibi bir durum varsa bildirildiğinde hukuki yaptırımı elbette olacaktır.Benim size katıldığım,alıntıyı elestirdigim nokta ise bu tarz mide bulandırıcı ifadelerin mağdurun değil de failin/sapkın kişilerin ağzından duymamizin gerçekten gerekli olup olmadığı.Yazarin okurda tiksinti uyandırmak istediği varsayımıyla hareket edersek,biz bu tiksintiyi neden mağdurun anlatımından değil de bu tarz kişiliklerin anlatımından duyalım ki,ne gibi bir katkıya hizmet eder bu? Maksadımız tiksinti uyandirmak,gerçekçilik,yankı uyandirmak,farkındalık,konuya dikkat çekmek ise mağdurun anlatımıyla da pek âlâ bunu sağlayabiliriz örneği Büşra Sanay'in kitabinda mevcut,onu okuduğumuz zaman da bu etkiyi fazlasiyla alıyoruz,alıntı üzerinden gidersek ben bu alıntıyı okuduğumda tiksinti harici bir şey duymadım mağdurun duygularını çaresizligini hissetmedim salt bu duyguyla neden harekete geçme hissiyatına kapilayim ki? Konu cinsel davranislar/suçlar özellikle de çocuklarsa çok dikkatli olunması ve eğer bir neticeye,amaca hizmet etmeyecekse bu gibi ifadelerin yer almaması kanaatindeyim.Bizler bunları okuduğumuzda tiksinti duyarak harekete gecmeyeceksek,mağduru anlamayacaksak neden okuyalım ki?İlgili kişilerin şehvani duygu ve isteklerini okumak mı yoksa mağdurun bünyesindeki tahribati okumak mı bizlere farkındalığı sağlar?.Bazilari yazarın maksadinin bu sapkınlarin duygu durumunu, kişiliğini, psikolojisini,yaşadığı çevreyi anlatmak istediğini söyleyebilir,haklı olabilir (Suç ve Ceza Raskolnikov örneği gibi)fakat bu katil olma olgusuyla aynı sey değil,bahsedilen cinsel durumlar doktorlar tarafından cinsel dürtü bozukluğu olarak da adlandırılır beyinle ilgisi vardır elbet de herkes de olmaz ama tetikleme ihtimali vardır, dolayısıyla anlatilmasini ama bu ağızdan anlatilmasinin yanlış olduğu kanaatindeyim inceleme için de teşekkürler.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Güzel bir bakış açısı olmuş bu, kendi düşüncelerime de epey yakın. Bahsettiğim öykülerden sonra dediğiniz durumlar oluşmadı maalesef, sadece tiksinti olarak kaldı ve incelemede de dediğim gibi sanki bütün köylüler böyleymişcesine şeklinde yanlış bir algıya bile sebebiyet veriyor aslında. Bir kesim insana empati yapmak için seçilen yol çok yanlış bir yol bence. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim
Hayvan tecavüzü bile var kitapta "bazende isteklenir dişi erkek ve kısrak arar yöresinde" ne kadar iğrenç ve vaşice bir ifade.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Diyorum ya bu cümlelerin olmasının ne gereği vardı sanki? Boşuna bu kadar gereksiz detaylarla yazılmış öyküler. Keşke böyle olmasaymış, umarım yeni baskılar olursa bir değişikliğe gidilir
Reklam
İncelemenizi büyük bir dikkat ile baştan sona okudum. Beni bu incelemeye getiren de #86049718 bağlantısı oldu. Çok ilginç bir şekilde kitapta yazılanların eğitici olduğuna dair bir savunucu tavır var. Oysa cinsel eğitim “bir çocuğa ya da bir kadına nasıl tecavüz edilir” dersi değildir. Diğer yandan eşşeğin aklına sokulan karpuz kabuklarına ne demeli. Sahi edebiyat bu mu? Kitabı okumadım ama inceleme yetti. Okumayı da düşünmüyorum zira kimsenin fantezileri beni ilgilendirmiyor. Oğuz Bey sonuna kadar haklısınız. Dilerim zihni bulanık, ruhu çirkef bu insanlar kendi pisliklerinde boğulsunlar. İyi dileklerim yok, kızanlar için üzgünüm. Oğuz Aktürk
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Onların derdi kitapla ya da yazarla değil benle. Yani ben bir inceleme yazınca farklı, başka bir isim inceleme yazınca farklı muamele yapan böyle arkadaşlar var. Neyse ki kimseden korkmadan, özgürce, istediğim şeyleri yazabileceğim bir profildeyim. Edebiyatta cinsellik olabilir fakat bu cinsellik değil. Bu sapkınlık ve çocuklara istismarın sanki olması gereken bir şeymiş gibi gösterilmesidir. Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim
Bu kitapları daha çok deşifre etmek gerekiyor Oğuz Bey. Farkındalık için. Çocukları da, çocuk edebiyatını da, edebiyatı da kirletmeye kimsenin hakkı yok.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Elimden geleni yapıyorum bu konuda. Özellikle de pedofili ve çocuk istismarı konularının böyle anlatılmasına tahammülüm yok. Cinsellik bir şekilde mesajlar verilerek kullanılabiliyor elbette ama bu konular çok farklı ve ülkemizin zarar aldığı konulardan. Maalesef artık bu tür konulara tahammülümüz kalmadı haklı olarak.
Sayın Şahin'in yaptığına "eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek" denir. Bu arada karpuzdan da soğuduk neyse seneye yaza kadar unutmak dileğiyle...Kalemine sağlık...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bu deyim aklıma gelmişti Fatma ama inceleme içerisinde söyleyemedim. Kendisi karpuzdan iğrendirdiği için başka şekilde anlatayım dedim. Ne demeye çalıştığımı tam olarak özetlemiş oldun. Teşekkür ederim
Sizin kadar kitapları yerden yere vuran bir başka Youtuber bilmiyorum. Kötü mü yapıyorsunuz? Kesinlikle hayır! Keşke herkes eleştirmekten korkmasa. Huzursuzluk kitabını yeni bitirmiş biri olarak aslında eleştirilerinizde ne kadar haklı olduğunuzu gördüm.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim dedikleriniz için. Bazı kitapları dil-biçim-üslup-içerik gibi konularla doğru dürüst eleştiririm. Bazı kitaplarla dalga geçerim. Bazı kitaplar için de bu şekilde ciddi bir bilinç çalışması içinde bulunurum. Bence herkes kendi düşüncesine kendisi sahip olsun, benim düşüncemle kendi düşüncesini karşılaştırsın. Ancak bu şekilde karşılaştırmalı bir edebiyat tartışması ortamı içerisinde bulunabiliriz.
Reklam
Profilinizi incelerken bu incelemeniz dikkatimi çekti. Sonra yorumlara bir bakayım dedim, başka yerlerde ne demişler araştırayım dedim. Maalesef toplumsal açıdan ne sonuçlar doğurur düşünmeden sanat kaygısı yaşıyor herkes. Elbette insanlar özgürce yazar ve ifade edebilir kendini. Fakat çok okumayan okumak istediğinde de eline genelde yanlış kitaplar alan bir toplumda yaşıyoruz. Böyle bir çoğunluğun olduğu bir toplumda şöyle cümleleri içeren bir kitabın yazılması hadi yazıldı diyelim yayınlanması bana çok masumca gelmiyor ve altında art niyet arıyorum. Meslegim itibariyla cinsel saldiriya ugramis çocuklarla alakadar olmuş ve vekilligini yapmıştım. Gerek mağdurun gerek suçlunun hangi psikolojide oldugunu biliyorum ve inanın içim acıyor. Böyle cümleleri kullanmak bir yana sapkınlığın ima edilişi dahi yanlış anlaşılmaya, normallestirmeye açık olduğunu bence hepimiz cok iyi biliyoruz. Bunu katilin gözünden anlatilan eserleri örnek vererek savunanları da asla anlamış degilim. Çünku sizin de yukarda tekrar tekrar belirttiginiz "ne geregi vardi simdi" düşüncesindeyim. Çünkü bir eseri sanatsal,edebi açıdan bir sey katmayan cümleyi kullanmak neyin sebebi olur diye sormak isterim bu "sanat kaygısı" yaşayan kesime. Daha fazla uzatmayım inceleme farkındalık yaratmak açısından değerli nitelikte. Belki bu tarz tepkilerle eli her yere ulaşan sapkınlığın kitaplara da daha fazla el uzatmasina engel olabiliriz. Çocuklara bir dost ve güvenilir aktivite olarak tanıttığımız kitaplar da güvenli limanlar olmaktan çıkmaz.