Özgür, adil, kuralsız ve Tanrısız bir dünya var olabilir mi?
9/10
·1088 syf.··
Beğendi
·
2020 59. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2020 10:15
Şaşırtıcı ve kışkırtıcı bir eser “Terra Nostra”. Bu bitmek bilmeyen 1088 sayfalık romanında hem mekanlar, hem de zamanlar hareketliyken bizi sanki gotik bir tablonun içinde seyahate çıkarıyor Fuentes ve kutsal kitapların -ki burada özellikle Katolik inancı- emrettiğini, kibir, şiddet, şehvet içeren sahneler eşliğinde sorguluyor. Kusurlu dünyamızda yapılan ibadetler ile ulaşılması hedeflenen mükemmel düzen, yani cennet, Fuentes’e göre “dehşetin habercisi”; zira Tanrı’ya ulaşmak iddiasıyla tutulan yol ardında ezilen yığınlar, yoksulluk, acı ve zulüm barındırıyor. Siyasi baskının, cinsel yasakların, hastalıkların ve tanrının olmadığı, sürekli yenilenen bir dünya hayal ediyor Fuentes; ama bir yandan bu fantastik dünyanın ulaşılmazlığını da tespit ediyor. Katolik inancı, teslis üçlemesi, Yunan ve Mısır mitolojileri, İsa dönemi Roma İmparatorluğu, Rönesans, Altın Çağ, mitler ve efsaneler bu romanın malzemeleri. Cervantes’ten, Decartes’tan ve özellikle Erasmus’un “Deliliğe Övgü”sünden önemli ölçüde etkilenmiş Fuentes. 16. yüzyılda İspanya Kralı II. Felipe’nin Madrid’e 45 kilometre mesafede, ataları ve kendisi için bir nekropol olarak yaptırdığı El Escorial sarayının inşasını merkeze alan roman bin yılın bitimine, yani 1999 yılına kadar uzanıyor. Romanın başında genç Felipe’nin 4 arkadaşı (kayıkçı Pedro, ilahiyat öğrencisi Ludovico, keşiş Simon ve köylü kızı Celestina) ile sohbetine konu olan mükemmel dünyanın var olup olamayacağı sorusu romanın ana konusu denebilir; ama belli ki Fuentes’in kafasında daha başka bir çok soru var cevabını aradığı. O yüzden roman Kraliyet’in tebaası üzerindeki sınırsız ve zalim gücü, sapkın ve yıkıcı Katolik inancı, dehşetengiz engizisyon korkusu ve Fuentes’in vatanı Meksika ve tüm güney Amerika’nın aynı dönem İspanyollarınca barbarca yağmalanmasının da üzerinde yükseliyor. “Eski Dünya”, “Yeni Dünya” ve “Diğer Dünya” adlı 3 alt bölümden oluşuyor roman. “Eski Dünya”da Felipe’nin ölüm kokan İspanya’sını, “Yeni Dünya”da salgın hastalıklar ve yıkımlarla yerle bir olmuş 1999 yılı İspanya’sını resmediyor Fuentes. “Diğer Dünya” ise; efsanelere göre kurtarıcı olması beklenen ama faydalarını göremediğimiz, sırtlarında haç işareti ve ayaklarında 6’şar parmakla ile doğan, birbirinin tıpatıp aynı üç gençten en akıllı olanının (diğerleri şaşkın şaşkın bakan bir budala ile sürekli önüne gelenle çiftleşen Don Juan) Güney Amerika’ya yaptığı fantastik seyahatin mekanı. Her mekanda aynı sorulara cevap arıyor kahramanımız: özgür, adil, kuralsız ve Tanrısız bir dünya var olabilir mi? "Hayalim bir kabusa dönüştü” diyor Tanrıyı ve Katolik inancını sorgulayan iyi niyetli ilahiyat öğrencisi Ludovico Felipe’ye. “İspanya'da olmasını arzu ettiğin düzen aynen Yeni İspanya'ya ta­şındı; aynı katı ve dikey hiyerarşi; aynı yönetim biçimi; güçlü ola­nın her türlü hakkı var ve hiçbir yükümlülüğü yok; zayıfların hiç­ bir hakkı yok ve her türlü yükümlülüğü var; beklenmedik konfor, iklim, soyların karışması, cezalandırılmayan adaletsizliğin baştan çıkartıcılığıyla zayıf düşmüş İspanyollarla dolu artık yeni dünya. . .” Bu sözler Fuentes’in gerçek niyetini ortaya koyuyor. Vatanının, Meksika’nın ve tüm Güney Amerika’nın İspanyollarca acımasızca yağmalanmasından nefreti o kadar büyük ki romanında dönemin kraliyet ailesini yerin dibine batırmaktan çekinmiyor Fuentes. II. Felipe gerçeğinden tamamıyla farklı; zayıf, mücadele ruhunu kaybetmiş ve ölümü bekler şekilde resmediliyor romanda. Derebeylik hakkı olarak yeni evlenen her gelinin zifaf gecesinde bekaretini bozmaktan zevk alan, saldıracak kadın bulamazsa hayvanlara bile saldıran sapık, pedofil bir baba ile kendini yaşarken ölüme mahkum etmiş yarı deli bir annenin frengili oğlu olan Senyor Felipe iktidarsız, aptal, kaypak, hasta bir adam. Gördüğümüz tek zeka belirtisi de, gençliğinde tanıştığı isyancı arkadaşlarını kalleşçe tuzağa düşürerek tahtı hakettiğini babasına ispatlaması. Karısı onu önüne gelenle aldatıyor, yardımcısı Guzman parmağında oynatıyor, halk huzursuz, yeni keşiflerle dünya değişiyor; ama Felipe kafayı ölülerle bozmuş, sarayından dışarı çıkmıyor. Velhasıl Fuentes sömürgeci İspanya için hissettiği nefreti Felipe ve soyunun üzerine kusuyor romanında… Belli ki onları kitabının ağırlığı ile gömmek ve sonsuza kadar susturmak istiyor. Meksika’nın en önemli yazarı sayılan ve bir dönem Meksika’nın Fransa büyükelçiliği görevinde de bulunan Fuentes “Bizim Dünyamız” anlamına gelen “Terra Nostra” ile Xavier Villaurrutia ve Romulo Gallegos ödüllerini kazanmış. Fuentes çok başarılı bir kalem, buna şüphe yok. Sinematografik bir dili var hatta. 1088 sayfalık bu dev romanda her bir sahneyi kelimeleri ile ince ince işliyor; -hikayede de önemli bir yer tutan- gotik tablolar gibi hiçbir boşluk bırakmadan kelimeleri ile tüm tuvali dolduruyor; öyle ki -yeterince sabırlı olup tüm detayları anlamaya zaman ayırırsanız- bir Rönesans dönemi tablosunu seyrediyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ama beni rahatsız eden bir dili var Fuentes’in. Fazla hırçın, öfkeli, vahşi, cinsellik vurgulu ve şehvet dolu. Okuduğum ilk eseri Terra Nostra olduğundan bu genel tarzı mıdır, yoksa bu Ortaçağ romanına özgü müdür bilmiyorum; ama bu hırslı üsluptan hoşlanamadım. Noktasız paragrafları, delicesine uzun yazılmış pasajları ve birbiri içine geçen olay örgüsü ile metni takip etmek ise gerçekten çok ama çok zor. Bu uzun serüvenden yoruldum, biraz nefes almam lazım artık. Yine de izleyen dönemde Fuentes’e bir şans daha vermeyi ve bu aykırı ve cesur kalemi diğer eserleri ile de tanımayı istiyorum…
Edebiyat
Terra NostraCarlos Fuentes · Can Yayınları · 2014125 okunma
··
3.150 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Canım Bıdık, üç sene, üç ay geçmiş, dile kolay… Ve ben cesaretimi anca topladım, karşındayım…İncelemeni ara ara okur, hülyalara dalardım, şimdi o hülyaları bizzat yaşama zamanı; tekrar ellerine sağlık canım, kusursuz bir tahlil bu…
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Canım benim, ne kadar mutlu oluyorum böyle güzel sözleri senin gibi bir üstattan duyunca. Çok teşekkür ederim. Keyifle oku, sonra aynı keyifle değerlendirelim birlikte.
yaklaşık üç yıldır okunmayı bekliyor kütüphanemde. gözüm korkuyordu, sizin doyurucu incelemenizle biraz daha erteleyeceğim gibi. belki de bir çılgınlık ederim kim bilir :)
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Bence de ertelemeyin hocam. Bir çılgınlık yakışır size 😉
Harikasın AkilliBidik eline, emeğine, gözlerine sağlık. Bence Fuentes'in dili hep böyle, adamın tarzı bu. İçinden geleni kalemine aktarıyor sorgusuz, sualsiz, sansürsüz. Ben Deliliğe Övgü yü henüz okumadım. Önce onunla başlamam sanırım daha isabetli olacaktır hem altyapı hem de kıyaslama açısından.
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Sevgili @seda_bera Deliliğe Övgü'yü okursan belki sen de benzerlikler bulabilirsin benim gibi, ama şart da değil. Fuentes tek başına yeterince deli zaten 😃 Gerçekten de kendini odasına kapatıp kimseyi görmeden saatler, günler boyu yazarmış, hem de dolmakalemle, daktilo kullanmadan. Düşünsene, 1088 sayfa nasıl yazılır böyle? Belki de o anda içinden geçeni tüm açıklığıyla aktarmasına yardımcı oluyordur bu yazım tarzı.
O kadar iyi bir inceleme olmuş ki ne desem az kalacak. Emeğinize, zihninize sağlık. Tutunamayanlar'ın karla karışık yağmurlu dünyasından ayrılabilirsem, bir sonraki kitabım bu devasa, harika eser olacak. Kitabı okuyacak olanlara çok güzel yol göstermişsiniz.
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Hep zorlu seyahatler yani 😀 Bu Hispanik yazarlar kısa yazamıyorlar zaten, İspanyolca çok keyifli bir dil olmalı, cümleleri bitirmeye kıyamıyorlar😃 2666 ile Seksek'i ben de alayım listeme.
Yeniden okudum yeniden paylaştım incelemeni :)) yorucuydu gerçekten ama lezzetliydi 👍:)
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Geçmiş olsun... Bu çılgın maceranın sonuna gelebilmek başlı başına bir övgüyü hak ediyor bence 😉👏
Reklam
İsimleri gördükçe hafızamda bir bir yeniden canlandı, elbette herkes için aynı hisleri uyandırması beklenemez, benim için kusursuz diyebileceğim kadar beğenmiştim neredeyse, geçenlerde Friedrich Balkonunda isimli eserini de aldım Fuentes'in bilmem ne zaman okurum, güzel analiziniz için kaleminize sağlık diyorum 🙃🙃
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😀
Bu incelemeye, 1088 sayfalık dev bir kitabın tadı damakta bırakan panaroması diyebilir miyiz? Bence kesinlikle diyebiliriz. Kapsamı ve anladığım kadarıyla işleri bir nebze daha zorlaştıran üslubu yıldırıcı olsa da çok merak ettim ve listeme ekliyorum. Çok güzel bir inceleme olmuş bu, kaleminize sağlık.
AkilliBidik
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Umarım seversiniz Fuentes'i...