Bazen kendi kendine düşünürdü: "Neme lazım... Bu muvaffakiyet bana çocukluğumun son, gençliğimin ilk zamanlarında gelmeliydi. Kalbim söndü, heveslerim söndü, hayatım tamir kabul etmeyecek surette kırıldı."
Kenan niçin bu kadar kendini bırakmış, neden bu yaşta yaşamaktan yorulmuştu? Onu biraz mes'ut görmek, dalgın gözlerine bir parça neş'e ve hayat vermek için hiç mi çare yoktu?
Dünyada en çok iğrendiği insanlar, zengin ve mes'ut insanların etrafında yaşayan, onların saadetlerinin kırıntılarıyla bahtiyar olmaya çalışanlardı. Adı bir kulübe penceresine asılmış süslü bir perde, genç bir kadının çamaşır ve bulaşıktan porsumuş parmağına taktığı yüzüğe daima acımış ve gülmüştü. Bunlara ne lüzum vardı?
Onun fikrince sanat gibi hayatta da vasat yoktu. Muvaffak olanlar bildikleri, istedikleri gibi yaşarlar, öteki bedbahtlar karanlık bir köşede mahrumiyetleri gizlerlerdi