Leyla ateş gibi yanan elleriyle onun bileklerini tutmuştu. Kendini bir an onun kollarına bırakmak ihtiyacıyla yanıyordu. Kenan kara sevdasının bugün çılgınlıklarına rağmen Leyla'yı bırakmış, ağlaya ağlaya oradan kaçmıştı. Bu izzetinefis sahibi büyük bir adam fedakarlığını yaptığı vakit on yedi yaşında bir çocuktan başka bir şey değildi
Genç kızın geçeceğini tahmin ettiği yollarda saatlerce dolaşırdı. Böyle olduğu halde onu görür görmez ya yolunu değiştirir, yahut başını önüne indirirdi.
Leyla bu sevdayı çoktan hissetmiş, fakat gülmemişti. Bilakis o da Kenan'ı beğeniyor, onun ince esmer yüzünü, mahçup mavi gözlerini bütün öteki gençlere tercih ediyordu
Kenan bir zamandan beri bu küçük kızı deli gibi seviyordu. Sevda ona ilk defa Leyla'nın büyük siyah gözlerinde tecelli etmişti. Dünyada ondan başkasını sevneyeceğine, yüreğinde onun acısı, gözlerinde onun hayaliyle öleceğine kanaati vardı. Bir çocuk gibi bu siyah ümitsizliğe kendini bıraktığı halde büyük adam gibi halini, mevkiini takdir ediyordu. Gecelerce düşünmüştü. Hiçbir çare, hiçbir ümit yoktu. Bu güzel kibar kızını istemek, yıldızlardan birini istemek gibiydi. Ona karşı gönlünden geçen şeyleri bilseler kimbilir ne kadar gülerlerdi. Leyla'ya bir şey sezdirmek ihtimali onu ölüm gibi korkutuyordu. Çok mağrurdu. O kadar sevdiği Leyla'nın bu biçare sevda ile eğlenmesi dayanılmaz bir acı olacaktı.
Bir yaz Leyla birdenbire serpmiş boyuyla yeldirmeli bif genç kız olarak Bozyaka'ya gelmişti. Kenan artık onunla konuşmak istemiyor, bağ yollarında rast geldikçe selam vermemek için gözlerini indiriyordu.
Mamafih Leyla hala eskisi gibi fazla havai, fazla şımarık bir kızdı.
Bir gün yine Kenan'a far bir bağ yolunda tesadüf etmiş, şemsiyesiyle onun yolunu kesmişti
-Geçemezsiniz Kenan Bey... Bana niçin darıldığınızı söylemedikçe size yol yok...
Kenan gülümseyerek cevap vermişti:
-Size darılmak için ne sebep var?
Leyla şemsiyesiyle dikenlerin uçlarını kırıyor, dudaklarını bükerek somurtuyordu:
-Bama soğuk muamele ediyorsunuz... Beni artık hiç sevmiyorsunuz...
Bu sözler çocukça bir safvetle dudaklarından dökülmüştü. Kenan başını önüne eğmiş, yavaş, fakat derin bir sesle:
-Öyle mi zannediyorsunuz Leyla Hanım? demişti
Bu söz Leyla'ya olan çılgın sevdasının ilk ve son itirafıydı