Akşam üstleri bağının kenarındaki yoldan geçen komşu gence gizlice çiçek atan, mehtapta bağları biribirinden ayıran çitlerin arasından bin naz ile parmağının ucunu öptüren genç kıza meyus bir cesaret gelirdi. Çünkü bir daha görüşebilmek için sekiz dokuz ay beklemek lazımdı. Artık naz etmeğe zaman yoktu
Dikenli yollarda, genç kızların kırmızı, beyaz, mavi yeldirmelerini artık gizleyemeyen ağaçlıklarda vefa yeminleriz, ayrılık buseleri, kordela uçlarına bağlanmış saçlar teati edilirdi
Sonbaharda havalar bulanmaya başlar, gökyüzünde bulutlar dolaşır, rüzgarın önünde yapraklar uçurşurdu. Sararmış çardaklar, kurumaya başlamış ağaçlarda hevenkler sallanır, yerlerde sıra sıra hasırların üstünde yaldızlı gibi görünen üzümler kurur, yollardan mütemadiyen üzüm sepetleriyle yüklü arabalar, beygir kafileleri geçerdi. Bozyaka asıl bu son günlerde neşelenirdi. Her tarafta ahenk, kahkaha ve türküden başka bir şey duyulmazdı. Sabahlara kadar bağlarda çalgılar çalınır, hora tepilir; yollarda önlerinde meşalelerle kafileler dolaşırdı
Yaz esnasında gizli kalmış bütün küçük sevda sırları artık açığa vururdu
Bütün gayretine, bütün fedakarlıklarına rağmen bu izdivaç Melek Hanım'ı umduğu kadar mesut edememişti. Yaşına göre çok ağırbaşlı bir kadın olmuştu. Debdebede, saltanatta, süste gözü yoktu. Bıraktığı zengin hayat, feda ettiği büyük ümitler için bir an pişman olmamıştı. Kocasının muhabbetiyle avunup gidiyordu. Dokuma perdeli, basık, kara tavanlı köy evlerinin sefaletini görmüyor, en müşkül günlerde bile neşe ve cesaretini kaybetmiyordu
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın
Ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki gören kör oldum sansın
Yanaklarım kurumuş olsun gözyaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi
Hiçbiri bağlayamamış olsun geceyi sabaha
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun gezinse bile
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiçbir ad'a yeterince
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım, sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın