İşte böylece, bir anlığına en yüce mutluluğu insanoğlunun erişebileceği en yüksek ve en saf hissi yakaladım. Aynı anda da bitti, ben de kalakaldım... Neyle? Tüm yabaniliğim, tutkum, bir gülün yaprakları gibi dağılmıştı. Üşümüş, dermansız kalmıştım; beyhude pişmanlıklarla doluydum
İnsan sevinci ne kadar sefil, kısa ve hayal kırıklığıyla dolu! Çünkü aslında, car en rèalitè, aşkın doruk anı ne kadar sürer ki? Hiç, bir an, belki bir saniye. Bir saniyelik esrime ve ardından... toz, kül, hiçlik.
Paris'in varoşları antika insanların toplanma yeridir; ıssız, yarı kaçık hayatlar süren ve normal ya da saygın olma çabalarından vazgeçmiş insanlar. Yoksulluk onları beylik davranış kurallarından muaf kılıyor, tıpkı paranın insanları çalışmaktan muaf kılması gibi.