8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:01
Annemin Uyurgezer Geceleri, aile ilişkilerine, geçmişin izlerine ve insanın iç dünyasına dokunan etkileyici bir kitaptı. Ayfer Tunç, sade ama güçlü anlatımıyla karakterlerin duygularını ve yaşadıkları kırgınlıkları okuyucuya samimi bir şekilde hissettiriyor. Kitabı okurken bazen hüzünlendim, bazen de insanın en yakınlarıyla olan bağlarını ve onları ne kadar tanıyabildiğini düşündüm. Akıcı dili sayesinde kolayca okunuyor; ancak bitirdiğinizde zihninizde uzun süre yer etmeye devam ediyor. Özellikle insan psikolojisini, aile dinamiklerini ve duygu yüklü hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Bence insanı hem düşündüren hem de kalbine dokunan, okunmaya değer eserlerden biri.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma
Reklam
Suzan Defter
Puan vermedi·128 syf.··
2026 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:05
Suzan Defter Kitap İncelemesi Suzan Defter, okurken beni en çok duygusal yönüyle etkileyen kitaplardan biri oldu. İlk başlarda günlük şeklinde ilerleyen anlatımı ve iki farklı bakış açısı biraz alışılmadık gelse de sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine tamamen çekildim. Karakterlerin yaşadığı yalnızlık, pişmanlık ve sevgi arayışı o kadar gerçek anlatılmış ki, sanki bir roman değil de iki insanın gizlice tuttuğu günlükleri okuyormuşum gibi hissettim. Bence kitabın en güçlü yanı, kimseyi tamamen haklı ya da haksız göstermemesi. Her karakterin kendi acıları, hataları ve eksiklikleri var. Özellikle Suzan karakterine karşı büyük bir empati hissettim. Hayatın onu sürüklediği yalnızlık ve anlaşılma isteği beni oldukça etkiledi. Onun sessizliği ve kırgınlığı, kitabın birçok yerinde insana dokunuyor. Ayfer Tunç’un dili oldukça sade ama bir o kadar da derin. Çok süslü cümleler kullanmadan insan psikolojisini başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kitap bittikten sonra bile karakterler aklımda yaşamaya devam etti. Finali ise mutlu bir son sunmuyor; aksine hayatın her zaman istediğimiz gibi ilerlemediğini, bazen insanların birbirlerini çok isteseler bile aynı yolda yürüyemediklerini hissettiriyor. Benim için Suzan Defter, sadece bir aşk hikâyesi değil; yalnızlığın, geçmişin izlerinin ve insanın kendini bulma çabasının anlatıldığı etkileyici bir roman. Bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün bıraktı ama aynı zamanda uzun süre üzerine düşündürdü. Bu yüzden psikolojik yönü güçlü ve duygu yüklü romanları seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
6/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
𝐌𝐢𝐬 𝐠𝐢𝐛𝐢 𝐬𝐞𝐧𝐝𝐫𝐨𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐏𝐚𝐳𝐚𝐫𝐭𝐞𝐬𝐢’𝐝𝐞𝐧 𝐬𝐞𝐥𝐚𝐦𝐥𝐚𝐫 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐝𝐨𝐬𝐭𝐥𝐚𝐫 Bugün size @hikmet_pencereci hanımın değerli kaleminden #kaderinizi kitabının yorumu ile geldim... #kitabınkonusu Zeynep Bursa’da yaşasayan zengin bir ailenin tek kız çocuğudur. Babası onun mimar olup aile şirketlerinde çalışmasını isterken o hayallerinin peşinden koşup öğretmen olur.İlk görev yeri Hakkari Yüksekova' dır. Ailesi her ne kadar karşı çıksada kızlarının bu kararına da saygı duyarlar. Babası Fehmi Bey kızını ilk görev yerine yolcu ederken “her şeyine evet dedim Zeynep ama bir gün senden bir şey istediğimde sende bana evet diyeceksin” diye söz ister. Ama Zeynep nerden bilecekti ki günün birin de babasının onun için hayati bir karara evet demesini isteyeceğini. Gittiği görev yerinde Zeynep çok sevilir. Taki okula gelmeyen mevsimlik işçi olarak çalışan ailelerin çocuklarını okula göndermeyene kadar. Zeynep tek tek evlerine gidip aileleri ikna etmeye çabalarken bazıları ikna olur bazıları da düşman olur. İkna olmayan veliler Zeynep’in oradan gitmesi için tüm kötülükleri yaparlar. Zeynep bu zorlu işin altından kalkmaya çalışırken yüreğinde filizlenen bir aşkın ortasında bulur kendini. Bu aşkın adı Barış Komiser’dir. Fehmi Beyin kızı Zeynep’ten istediği hayati karar nedir? Barış ve Zeynep’in aşklarını nasıl bir son bekliyor? #kitaphakkındadüşüncelerim Öyle güzel bir kitap okudum ki hikayenin içinde buldum kendimi. Olayları dümdüz anlatmayan okuruna yaşatan yazarları çok seviyorum. Sevgili Hikmet Hanım’da işte böyle bir yazar oldu benim için. Kitap sadece aşk üzerine yazılmış gibi sakın hissetmeyin. Güçlü bir kadının idealleri için nelere göğüs gerdiğinin ispatıdır Zeynep öğretmen bizim için. Yılın en sevdiğim
Kaderin İziHikmet Pencereci · Az Kitap · 202127 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
Reklam
Reklam