Aç gözünü seyreyle dünyayı Bak neler görüyor gönül penceren
Müzik
Çekemezsen gülün nazını, ne dikene dokun ne gülü incit. Cesaretin yoksa sahrada Mecnun olmaya, ne Leyla'yı çağır ne çölü incit. Âşık Hüdai..... 🍂🍁
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Muahhir | el-Muahhir İsminin Anlamı Muahhir isminin lügat anlamları: Muahhir ise geride bırakandır anlamındadır.. Kur’an’da geçmemiş, meşhur Esma-i Hüsna hadisinde zikredilmiştir. EL-MUAHHİR: Tehir eden, istediğini erteleyen, geriye bıra­kan; takdimi hak edeni takdim edip ileri geçiren; tehiri hak ede­ni tehir edip erteleyen, geri bırakan. Allah (c.c), kullarının yaptığı hayır hasenat ve dua gibi veya diğer bazı işleri esas alarak veya hiçbir şeye de bak­mayarak, doğumlarını, ölümlerini, rızıklarını veya başla­rına gelecek herhangi bir şeyi geciktirebilir. Kıyameti de geciktirebilir veya öne alabilir. Çünkü bu konuda tek yetki kendisine aittir. Bir hadisi şerifte sadakanın ömrü uzattığı ve duanın da kaderi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Bunu daha önceki konularımızı da işlerken gördük. Dolayısıyla kullar olarak bize düşen Rabbimizi unutmadan, ona dua edip yalvarmak ve yakarmak ve ne halde olduğumuzu, neye ihtiyacımız olduğunu bildirmektir. Elbette ki Allah bizim neye ihtiyacımız olduğunu bilir bilmesine ama bi­zim istememiz önemlidir. Çünkü kul hesap verecek ve bunlardan isteyip istemediği şeylerden olacaktır. Bu yüz­den istemeli ve hayırlı isteklerde bulunmalıyız. Hakkımız­da hayırlısını istemeliyiz hem de. Aksi halde ne imanın, ne ibadetin, ne imtihanın anlamı kalırdı ne de dualarımızın veya yaptığımız hayırların… Muahhir isimlerinin ıstılah anlamları: Muahhir; hikmeti gereği bazı kullarını geride bırakandır. Muahhir; kimi varlıkları sonra yaratandır. Muahhir; kimi kullarını zekâ, akıl ve beden yönünden geride bırakandır. Muahhir | el-Muahhir Dualar ve Zikirler EL-MUAHHİR isminin zikri (846) adettir. Zikir saati Zu­hal; zikir günü Cumartesi’dir. Cumartesi Zuhal saati, sabah erken ve ikindi sonrası ile gece yarısı. Muahhir | el-Muahhir esmasıyla yapılacak
Din İslam
“derman gelmeyecek yerde derdini tezgâha koyma gönül, incinirsin.”
Edebiyat
Kalbin köşküne kurulmuşsa nefs; insan da bir, hayvan da bir. Edep örtüsünü giymemişse beden; bahar da bir, hazan da bir. Haram lokmaya alışmışsa kursak; aç da bir, tok da bir. Haline şükrü unutmuşsa insan; az da bir, çok da bir. Merhamet elini tutmamışsa vicdan; zâlim de bir, mazlum da bir. Bildiği ile amel etmemişse dimağ; âlim de bir, câhil de bir. Samîmiyetten nasîbini almamışsa akıl; ākil de bir, mecnun da bir. Mânâya bakmayı bilmemişse göz; güzel de bir, çirkin de bir. Vermeye kudretsiz kalmışsa el; zengin de bir, fakir de bir. Ezandan huzursuz olmuşsa kulak; duyan da bir, sağır da bir. Allah aşkını tatmamışsa gönül; sevgi de bir, nefret de bir. Kulluğun önüne geçmişse kibr; şeytan da bir, melek de bir. Ve gaflet uykusuna dalmışsa ruh; hayat da bir, ölüm de.
Alıntı
Masal gibi Anadolu evleri İçinde yaşayanlar eski evler kadar sıcak bir bakış bir merhaba sohbete kapı açabiliyor Atlas dergi sayı 68 kasım 1998 Kuraanı Kerim evlere selam vererek izin alarak girin buyuruyor o halde bu yazıyı okuyan değerli okur gözümün nuru es selam aleyküm ve RahmetullAllah duası ile gönül kapınıza ve bu aciz kardeşinize dua bekliyorum hepinize hürmet ederim evet sizi bu anadolu lisanı ile selamlıyor dua eder dua bekleriz diyorum eski evler eski dedeler ne de güzeldi bir selamla kapı çalar dualar ile sohbet ederlerdi Victor hugo Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gerçek olgunluktur. Sadece acizler kalmakta ısrar eder diyerek herkesin vakti geldiğinde ısrar etmeden gitmesi gerektiğini ifade ediyor bu olgunluktur Anadoluyu gezen insanların ilk dikkatini çeken geleneksel anadolu evleridir bir köy sobasında sohbet ile demlenen çay lezzete lezzet katar o eski dedeler nineler hepside koltuğuna yapışmadan zamanı gelince bir hoşçakal diyip gittiler anadolu evleri kimisi ahşap kimisi kerpiçten dedelerimiz ninelerimiz ise bizlere fatihanın bereketini gösteren ton tonlar özlemedikmi ninelerimizi dedelerimizi Anadolu evleri tandırda pişen sıcak ekmeğin kokusu gönül ipliği ile örülen ipekten kıymetli dokuma halılar bize yaşayan kültürümüzü anlatıyor ve vakti gelince güz mevsimi başlıyor insan bir varmış bir yokmuş oluyor masal sonunda
Duygu ve Düşünce