Ağırlık mı Hafiflik mi?
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:00
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği; yazarın kelimeleri kullanma becerisi ile neredeyse her cümlenin altını çizerek okuduğum bir kitap olmuştu ve kesinlikle favorilerimden diyebilirim. Aynı adlı başrolde Juliette Binoche’un oynadığı filmini de tavsiye ederim. Kitapta iki aşk arasında kalan beyin cerrahı Thomas’ın aslında “hafiflik” ve “ağırlık” kavramlarının arasında kaldığını görüyoruz. Sabina hafifliği, Tereza da ağırlığı temsil ediyor. Yazar, aslında herkesin önce hafifliğe yöneldiği ve kolay olanı, rahat olanı seçtiğini ancak asıl anlamı ve güzelliği ağırlıkta bulduğunu vurguluyor. Kitapta iki karaktere olan yönelimini Thomas çok sıklıkla sorguluyor. Zaman zaman aradığının kendisi gibi rahat olan, ilişkiyi de dramatize etmeden yaşayan ve bütün farklı zevkleri kendisi ile deneyimleyen, beklentisi düşük Sabina olduğunu düşünürken; zaman zaman da tüm iç sıkıntıları ile kırılganlığı, masumiyeti ve onu içten sevişiyle bazen yumuşacık,bazen asi ve tepkisel Tereza olduğuna kanaat getiriyor. Ancak Thomas da ağırlığı seçiyor, pek çoğumuz gibi. Yazarla fikirlerim bu doğrultuda çok buluşuyor benim de. Özellikle İngilizcedeki compassion kelimesinin güzelliğini vurgularken, gerçek sevginin bir acıma ya da gönül indirme olmadığı kısmı aklıma yer etmiş bir bölümdür. İnsanoğlu olarak düz bakıldığında hafifliğe yönelme eğilimimiz gözlemlense de; birçoğumuzun anlamlandırdığımız, içselleştirdiğimiz deneyimlere kıymet verdiğini düşünüyorum. Kitabı mutlaka herkese tavsiye ediyorum.Keyifli okumalar
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:21
​Namık Kemal'in Magosa sürgününde yazdığı Âkif Bey, açıkçası tiyatro tekniği açısından güçlü değil ama mesele karakter kurgulamak olduğunda yazarın ne kadar cesur davrandığını net bir şekilde görebiliyorsunuz. ​Hikâye ana hatlarıyla şöyle: Vatan uğruna Sinop deniz savaşına giden Âkif Bey, onun öldüğü dedikodusu yayılınca hiç vakit kaybetmeden yeni bir evliliğe hazırlanan ihtiraslı eşi Dilrûba ve tam düğün günü çıkagelen kocanın yarattığı kaçınılmaz facia. Konu Balzac’ın "Colonel Chabert" romanını epey andırsa da oyunu asıl çekici kılan şey tamamen Dilrûba karakterinin özgünlüğü. ​Ahmet Hamdi Tanpınar bu oyunu değerlendirirken çok yerinde bir tespitle Dilrûba'yı "erkek yiyici" olarak tanımlar. Gerçekten de oyun, bir süre sonra Kemal'in fikirlerini anlattığı didaktik metin olmaktan çıkıp zıt ihtirasların amansız kavgasına dönüşüyor. Bütün şehir Dilrûba'nın ne olduğunu bilirken Âkif Bey'in gözünün vatan aşkından kör olması da trajediyi derinleştiriyor. ​Benim okurken asıl ilgimi çeken kısım ise karakterin ismiyle yazgısı arasındaki o uyum oldu. "Gönül çalan, yürek yakan" anlamına gelen Dilrûba, isminin taşıdığı bütün o yıkıcı enerjiyi etrafındakilere yansıtıyor. Kemal'in romanlarında karşımıza çıkan o tehlikeli ve ihtiraslı kadın prototipinin ilk ayak sesleri aslında bu oyunda gizli. Dilrûba'yı okurken ister istemez İntibah’taki Mahpeyker’i ya da Cezmi’deki Şehriyâr’ı hatırlıyorsunuz. ​Kurgusal zaaflarına takılmadan Tanzimat edebiyatındaki "yıkıcı kadın" figürünün gelişimini ve insan psikolojisini görmek için bence kesinlikle okunmayı hak ediyor.
Akif BeyNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,178 okunma
Reklam
Puan vermedi·344 syf.··
2026 11. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:56
“İnsan aşkı görür görmez tanır mı yoksa hayalinde kurduğu gibi bir şey mi zanneder?” Anne Shirley’nin hayatında değişim rüzgârları esmeye başlamıştır. Daha önce ertelediği üniversite hayalini gerçekleştirmek üzere Avonlea’den ayrılıp Kingsport’a giden Anne, orada eski dostu Priscilla’yla bir pansiyona yerleşir. İki genç kız bu yabancı memlekete alışmaya çalışırlarken yepyeni bir düzen kurarak hayatın önemli bir dönemecini daha geçerler. Yuvam dediği Yeşil Ev’i özlemeyi ve düşünmeyi hiç bırakmayan Anne, Avonlea’ye dönmek için tatilleri iple çekse de üç kız arkadaşıyla birlikte kiraladıkları evde tam bir üniversiteli gibi yaşamaktan da hoşnuttur. Ancak üniversite yılları sadece sınavların zorluğuyla ve yeni bir ev düzeniyle girmemiştir hayatına. Anne’in gönül işleri, duyguları ve aklı epey karışırken yetişkinliğe geçişin ağırlığı bir kere daha omuzlarına çöker. Yeşilin Kızı Anne’in üçüncü kitabında Anne üniversite okumak için Avonlea’den ayrılır. Üniversite yılları yeni arkadaşlıkların, alışkın olmadığı bir ev hayatının ve gönül işlerinin önünü açar. Çocukluk yıllarını geride bırakan Anne’in bu yeni tecrübelerle baş etmesi gerekecektir. Hayal gücünü de tamamen ardında bırakmamıştır...
Yeşilin Kızı Anne 3 - Adanın KızıL. M. Montgomery · Ren Kitap · 20205,5bin okunma
İstanbul Bayburt’a benzesin mi benzemesin mi ile hatırlayacağım
Puan vermedi·208 syf.·
2026 48. kitabı
2026’nın 48. Kitabı: Ahmet Günbay Yıldız - Beni de Kalbinde Götür Yazarın o kendine has, şiirsel kaleminden dökülen masum aşk satırlarında kaybolmak, insana iç ısıtan, umut yeşerten sıcacık bir tebessüm bırakıyor. Zihnimin odalarında hafif bir meltem gibi esen bu zarif hikayeyi tek bir günde, adeta ruhumu dinlendirerek bitirdim. Edebi yolculuğuna ufak bir eleştiri getirmem gerekirse; hikaye, yazarın Asi Delikanlı eseriyle oldukça tanıdık sulara yelken açıyor. Başkarakterlerin doktor unvanı taşıması, kalemiyle bir yazar olarak var olması ve yüreğindeki gurbet ile sıla hasreti iki romanın ortak yansımaları. Ancak itiraf etmeliyim ki, olay örgüsünün zarafeti ve akıcılığıyla Beni de Kalbinde Götür , benim dünyamda çok daha özel bir yer edindi. Günümüz popüler kültürünün ve dijital platform kurgularının dayattığı; şefkatten uzak, yalnızca ihtiras, tahakküm ve bencilce bir "elde etme" hırsı üzerine kurulan aşk anlayışından sonra, bu satırlar ruhuma adeta şifa gibi geldi. Aşkın; sabırla, naiflikle ve irade terbiyesiyle örülmüş o temiz yüzünü gençlerin de tanımasını yürekten diliyorum. Özellikle yeni neslin, sevginin bu zarif ve onarıcı halini keşfetmeleri gerektiğine inanıyor, bu yüzden tüm okurlara ve gençlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. #AhmetGünbayYıldız #BeniDeKalbindeGötür #KitapYorumu #OkudumBitti #KitapTavsiyesi #Edebiyat #KitapKurdu
1000Kitap
Beni de Kalbinde GötürAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2023105 okunma
Puan vermedi·161 syf.··
2026 223. kitabı
Sabahattin Ali, hikâyelerindeki o gerçekçi ve çıplak gözlemi bu kez ruhunun en derin, en kırılgan köşelerinden süzülen lirik ve hüzünlü dizelerle önümüze seriyor. Parmaklıklar ardında yazdığı "Aldırma Gönül"den, melankolinin ve yalnızlığın doruklarındaki "Leylim Ley"e kadar ezbere bildiğimiz pek çok ölümsüz eserin filizlendiği bu derleme; onun maruz kaldığı haksızlıklara, sürgünlere ve toplumsal adaletsizliklere karşı şiirle ördüğü zarif ama yıkılmaz direnişi gösteriyor. İnsanın içini sızlatan bir gurbet hissi, doğa tutkusu ve dindirilemeyen bir sevda arayışıyla harmanlanan bu şiirler, yazarın erken yaşta susturulan sesinin edebiyatımızda sonsuza dek yankılanacak en naif mirasıdır.
Bütün ŞiirleriSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 201927,5bin okunma
Puan vermedi·147 syf.··
2026 254. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:12
Kitap güzel başlamıştı samimi diliyle anadoluda bir köyde gezintiye çıkmış gibi hissetmiştim ama birkaç yerde hayal kırıklığı yaşadım. Kitaplık açılışına duanın zararı yoktur derken faydası yoktur ama zararı da olmaz gibisinden bir kinaye hissetmiştim ama tam emin olamamıştım ki köyün imamına ''Allah kazancı mübah saymıştır. Üzümden şarap yapmakla kazancımızı sağlıyoruz. Allah bunu yukarda görüp durur biz işimize bakalım. Bakınız sapla samanı karıştırmayınız Allah Kuranda şarabın sarhoş olup gönül kıracak derecede içilmesini yasaklamıştır. Sağlık için her gün bir bardak şarap içmek faydalıdır.'' şeklinde nasihat verdirince yazar emin oldum. Dini konuya hiç girmeyebilir yazar ama fetva verecek derecede özellikle gençleri ve dini bilinci olmayanları etkileyebilecek dini safsataları kitapta sunmak yakışmaz diye düşünüyorum. Kitabın ana fikri herkes okusun çok doğru ama okuduğu şeyleri de iyi seçmek şartıyla.
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,3bin okunma
Reklam
Reklam