2 KASIM 2018 BAHÇE SOHBETİNDEN
İnsan manevi olarak dengede durmalıdır. Şayet dengede sapma olursa dengeye gelmesi için sıkıntı gelir. Denge için gelen o sıkıntı biz dengede durursak gelmez.
Gönül, Allah'ın muhabbetiyle dolmalıdır ki o muhabbet taşsın. Eğer muhabbet taşarsa bu, kullara, mahlûkata sirayet eder. Kendine dahi yetmeyen bir muhabbet nasıl insanlara, mahlukata yayılsın!
Manevi olarak bir yolda yürüyoruz. Mesele; bu yolu yürürken neyi kaybettiğimiz ve neyi kazandığımızdır. Kazanılacak tek şey; Allah'ın rızası, sevgisi, dostluğu, yakınlığıdır, Hazreti İnsan olmaktır, ebedi hayatı kazanmaktır. Gerisi hepsi burada kalır. Hiç bir şey bize ait değildir. Allah her neyi emretmişse "bu kulum bununla kazan" emridir.
(Bir kardeşimize hitaben)
Ne kadar önce gelmiştiniz?
İki sene mi? İki sene önceki siz ve şimdiki siz çok farklı kişilersiniz hem de bambaşka biri. Eğer maneviyat zahire vursaydı tanınamazdınız. Herkes "bu başka biridir" derdi artık. O kadar farklıdır ki eskisini hatırlatmaz dahi.
Bunun sebebi nedir?
-Yolu yürümek.
Bundan dolayı hep söylüyoruz; manevi yolu yürümek gerekir. Eğer yerimizde sayarsak Resulullah (s.a.v.) Efendimiz'in buyurduğu üzere "iki günü müsavi olan ziyandadır" hükmünce ziyanda oluruz. Hergün biraz daha büyümemiz, ilerlememiz gerekir. Büyüme imkânını veren Allah'tır, yürüten Allah'tır, ikram eden Allah’tır. Kul sadece duasını yapar. Kulun duası; "istiyorum ya rabbi"dir ve ona imkân verilir "haydi, kulum yap" denir.
Allah ayet-i kerimede; "kim öne çıkmak isterse Allah onu öne alır. Kim de geride kalmak isterse Allah onu geride bırakır" buyurur. Bu yüzden öne çıkmayı tercih etmek lazım, koşmayı tercih etmek lazım. Hayırda yarışmayı tercih etmek lazım. Kim bunu tercih ederse ona ikram olunur.
PİR MUHAMMED HÜSEYİN (R.A.)