9/10
·64 syf.··
2026 32. kitabı
Bazen bir kitap, sadece sayfaları çevirmenizi istemez; sizi alıp sarsar, kendi içinizdeki "yokuşlara" geri döndürür ya işte ismindeki illüzyon tam da ordan geliyor bana göre. Sibel Dülger’in ilk göz ağrısı, Potkal Kitap’tan çıkan "Yokuştaki Ev", tam olarak böyle bir deneyimdi (inşallah okuyanı bol olsun). Gelelim kitabın konusuna ; Bu kitap, sadece dokuz farklı kadının hikâyesini anlatmıyor; aslında her birimizin hayatında bir köşeye sığdırdığı "gidebilme" veya "kalabilme" cesaretinin izini sürerken bir yandan da " ben olsam napardım " sorusunu sorduyor. ​Işıksız sokaklardan, gönüldeki sızılara... Yazar , kalemini İstanbul'un Kuştepe'sinin küf kokulu, yoksul sokaklarına da daldırıyor, İran'ın hüzünlü tarihine ve iftira ile lekelenen hayatlara da...Bir yanda on yıl süren bir evliliğin yıkımıyla savrulan bir kadın, diğer yanda trafik kazasında ailesini kaybedip "ait olmadığı bir dünyadan" kaçmaya çalışan genç bir öğrenci... Sayfalar ilerledikçe karakterlerin yalnızlığına dokunuyor, onların gerdanlığın ışıltısı ile yoksulluğun soğuğu arasında sıkışıp kalışlarını soluksuz izliyorsunuz. Hikâyeler, sanki bir arkadaşınızla oturmuş kahvenizi içerken ilk kez duyduğunuz o "sır" kadar doğal ve etkileyici. Kitabın tüm o dramatik örgüsünün altında aslında çok güçlü bir ortak payda var: -> Cesaret!Yaşananlar ne kadar ağır olursa olsun, o son sayfadaki "kendi yolunu bulma" isteği, bizleri içine çekiyor. Sibel Dülger yeni bir yazar olmasına rağmen ilk kitabında bize hayatın "sahiciliğini" gösteren kırık bir ayna uzatıyor. O aynaya baktığınızda bazen bir evliliğin hüzünlü sonunu, bazen yasak bir aşkın sessiz çığlığını, bazen de bir kadının küllerinden yeniden doğuşunu görüyorsunuz. ​Yüreğinize dokunacak, okuduktan sonra bile zihninizde dönmeye devam edecek o "Yokuştaki Ev"e uğramanızı
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202642 okunma
Bir Mimoza Masalı "Kuzey Rüzgarı" Yorum
Puan vermedi·640 syf.··
2026 4. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 02:57
Almina Bir Mimoza Masalı "Kuzey Rüzgarı" #kitapyorumu "Derler ki bir kavuşma, kırk hasreti alnından vururmuş. Senelerin hasretliğinin bir sarılmalık canı kalmazmış. Bir de gözden uzak olan gönülden de ırak olur derler. Kim demişse yanılmış... Gönüldeki hasretlik arttıkça artar, dildeki dualar semayı inletirdi ve temiz bir kalple edilen hiçbir dua, karşılıksız kalmazdı. Ya dilediğin olurdu ya da daha iyisi." "Kelimeler tükenir miydi? Onun gidişiyle kelimelerim tükenmişti." "Her düştüğümde bana yaşattığın aşka tutunarak kalktım ben." "Ve masalımız... Tüm yırtık sayfalarına rağmen mutlu satırlarıyla yeni baştan yazıldı kadere meydan okurcasına." Ay Helü nasılsınız Rüzgar yavruları bugün size okurken kalbinizin ritmiyle ciddi anlamda dans edecek aşkın ve sevdanın masalsı boyutunu, kayıplarıyla ve yeniden doğmayla anlatan Liza ve Poyraz'ın hayır durun Mimoza ve Rüzgar yavrusu'nun dillere destan hikayesiyle geldim. Bu seri yalnızca bir aşk hikayesi değil, insanın kalbinin en derin yerine dokunan, geçmişin travması, aile içi şiddetin huzursuzluğu, gururun ve ne olursa olsun vazgeçmemenin ve yeniden başlayabilmenin masalı. #kitapyorumu Liza ve Poyraz'ı yine geçmişten gelen travmalar, aile baskıları ve konuşulamayan ağır duygular ilişkilerini zorlamaya devam etmekte... Sevmenin her zaman yetmediğini, suskunlukların nasıl mesafe yarattığını okuyoruz bu sefer. Serinin bu kitabında ben ciddi anlamda Liza'nın yaşadıklarına çok üzüldüm Bu kız bunlara nasıl dayandı onca yıl. Onun yerinde başkası olsa asla dayanamazdı. Hele o annesi babası olacak o şeytanın bacağı bunlar ne biçim aile yaa imkanım olsa kitaba girip onlara bir güzel haddini bildirirdim. Sonlara doğru Liza'nın kardeşi Özge'nin başına gelen acı olaydan sonra Liza ve Poyraz intikam almak için öyle bir şey yaptılar
Roman
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202571 okunma
Reklam
Puan vermedi·
“ Doğrusu benim on çocuğum var. Ama hiçbirini öpmedim.” “ Allah senin kalbinden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim ki!” Rabbim kimsenin gönlünden merhamet eksik etmesin… Aslında insanı insan yapan gönüldeki o merhamet ama bazılarımız bunun farkında değil ne yazık onlara.
Hz. Muhammed'in HayatıMevlâna İdris · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2023743 okunma
Elimde çay gönlümde kahve
Puan vermedi
Bazı kitaplar vardır; yüksek sesle konuşmaz, iddia ortaya koymaz, okura ne hissetmesi gerektiğini öğretmez. Elimde Çay Gönlümde Kahve tam olarak böyle bir kitap. Sessizce yanınıza oturur, omzunuza dokunur ve “yalnız değilsin” demeden bunu hissettirir. Seyfi Öztaş’ın metni, aşkı yalnızca romantik bir heyecan olarak ele almaz; güveni, kırılmayı, vazgeçmeyi ve yeniden ayağa kalkmayı aynı çizginin doğal durakları olarak görür. Kitap dört bölümde ilerlerken (Bağ, Kırılma, Ben, Yeniden), aslında okuru bir ilişki anlatısından çok bir insanlık hâlinin içine davet eder. Okudukça fark edersiniz ki anlatılan hikâye bir başkasına ait gibi görünse de duygular tanıdıktır; yaşanmış ya da yaşanması muhtemel. Metnin en güçlü yanı, didaktik olmadan düşündürmesi ve teselli sunarken gerçekliği inkâr etmemesidir. Bu kitap “her şey güzel olacak” demiyor; acının, ayrılığın ve yalnızlığın varlığını kabul ediyor ama bunların insanı tanımlayan son duraklar olmadığını da hatırlatıyor. Öztaş’ın dili yer yer şiirsel, yer yer düzyazıya yaslanan bir iç konuşma gibi ilerliyor. Bu geçişler metni ağırlaştırmıyor; aksine okurla kurulan bağı derinleştiriyor. Elimde Çay Gönlümde Kahve, hızlı tüketilen kişisel gelişim metinlerinden ya da yüzeysel aşk anlatılarından ayrışıyor. Okuru “daha fazlası”nın peşine düşmeye değil, eldekinin farkına varmaya çağırıyor. Belki de bu yüzden kitabın adı, içeriğin en güçlü metaforu hâline geliyor: Elindeki çayın sıcaklığını hissetmeden, gönüldeki kahvenin hayaliyle yaşayanlara ince ama net bir yüzleşme sunuyor. Bu kitap; çok sevenlere, çok yorulanlara, bir kez daha güvenmekten korkanlara ve yeniden başlamaya cesaret arayanlara hitap ediyor. Okuyup bitirdiğinizde büyük bir dönüşüm vaadiyle değil; daha sakin, daha dürüst ve daha kendinizle barışık bir hâlle baş başa
Elimde Çay Gönlümde KahveSeyfi Öztaş · Arkhe Yayınları · 20255 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 16:50
Hermann Hesse bu romanında, Siddhartha isimli kahramanın arayış ve hayatı anlayış öyküsünü anlatıyor. Siddhartha'ya göre, huzura kavuşmak, ermek ya da kitaptaki tabiri ile Nirvana'ya ulaşmak için herkesin farklı bir yolu olmalıdır. Ancak herkes kendi yolundan giderse huzura erebilir. Daha önceki kişilerin yolundan gitmek, bilge kişilerden bir şeyler öğrenmeye çalışmak, ezbere metotlarla huzuru aramak doğru bir yöntem değildir. Siddhartha'nın felsefesine göre, "Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir." (Sayfa 99) Siddhartha'nın hedefi ise şudur: "Arınmış olmak; susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan çıkmak, boşalmış bir yürekle dinginliğe kavuşmak, benliksiz düşünmelerle mucizelere kapıları açmak, işte buydu onun hedefi. Beden tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık Ben olmayan öz, o büyük giz." (Sayfa 24) Peki Siddhartha hedefine nasıl varacaktır? Hakikati nerede ve nasıl arayacaktır? Siddhartha'ya göre, bilgi ve bilgelik birbirinden farklı konulardır. Bilgiyi sözcüklerle ifade etmek, başka birine aktarmak mümkünken, bilgelik bir ruhtan diğer bir ruha geçemez. Çünkü insanlar birbirinden farklı karakterlerdir. Her ruh farklı hazlarla doyuma, bilgeliğe ulaşmaktadır. Her ruhun eksiği vardır, fakat bu eksiklik kişiden kişiye değişim göstermektedir. Bu sebeple: "Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez."(Sayfa 139) Siddhartha'ya göre, her insan kendi yolunu çizip kendi
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
6/10
·56 syf.··
2025 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 20:12
Sunuş yapmak profesyonel hayatın ayrılmaz bir parçası. Sahnedeyken aldığınız nefesten, attığınız adıma kadar her şey akılda ve gönüldeki kalıcılığı belirler. Bu kitapta doğru sunuş teknikleri anlatılıyor. Ancak bence değinilmeyen önemli bir nokta da var. En iyi sahne sunumu iyi sahne sunumlarını çok iyi gözlemlemektir.
Akılda ve Yürekte İz Bırakan SunuşZuhal Baltaş · Remzi Kitabevi Yayınları · 20083 okunma
Reklam
Reklam