“Sürekliliği kuşku götürmeyen bir “eşikte duruş”tur şiir; kaygan, değişken, yasası devinime sıkı sıkıya bağlı bir uzam. Bir gelgit belki -ama, hemen hep kıyı değiştiren, tanımadığı iklim koşullarında varlığını sınayan, bazı bazı da giden, gelmeyen, dönemeyen. Kediler gibi çağlar, uygarlıklar boyu aynı duruş yineleyen de şiirdir- her kedinin oturuşunda “kendi oluş” ilkesi nasıl belirginse, “aynı oluş” da öyle yansır, kasların arasından.”