bazen işte, olur öyle arada
kabuğu sıyrılır yapıştırdığın bir acının
kırmızı, sarı kurdeleler bağladığın saçların
düğümü çözülüverir kör bir makasla
işte bazen, arada olur öyle
sen gelmezsin, o gitmez, yol çıkmaz
yol çıkmaz
ama sen yine de sıyır yarayı kırmızıya
yeniden bağlasın kabuk
gelecek kışa biber yerine yaranı kurut
işte olur
bazen
arada
öyle
sen gitmezsin, o gelmez, yol çıkmaz
yol çıkmaz
Gönül Demircioğlu
"Ne olduğumu bilmiyorum. Olup olmadığımı bilmiyorum. Jevel olduğunu biliyor, çünkü olup olmadığını bilmediğini bilmiyor. Uyumak için kendini boşaltamıyor çünkü o olduğu değil, olmadığı."
"Cash, babam, Vernon, Peabody tabutu omuzlarına alıp eve doğru dönüyorlar. Aydınlık, gene de yavaş yürüyorlar; içi boş, gene de dikkatle taşıyorlar; cansız, gene de kısık, sakınan seslerle fısıldıyorlar, sanki yapılması bitince tabut canlanmış da uyanmayı bekliyormuş gibi sözünü ediyorlar. Koyu renkli döşemede ayakları hantal sesler çıkarıyor, sanki nicedir döşeme üstünde yürümemişler."