"Evet, zokayı yutmuş balık gibiyiz, çırpınıyoruz, kurtulmaya uğraşıyoruz, misinayı çekiştiriyoruz, fakat basit bir parça kıvrık telin bizi nasıl yakalıyıp esir tuttuğunu anlamıyoruz."
Hakan Günday'ın ince zekasının bir ürününü daha okumanın mutluluğunu yaşadım bu kitapta. Bir kampta başlayıp dünyanın seyrini değiştiren bir roman. Kelebek etkisi diyebiliriz aslında buna. Dünyanın bir ucunda, bir kampta patlayan bombanın çok önemli bir karakter yaratmasını görüyoruz. Zamir... Masum bir bebek... Kaderi acılarla dolu... Fakat zeki... Bu zekasını dünya barışı için kullanan birine dönüşüyor. Tabi bu da tam değil. Belki de tam bir barış değil bu. Devletler arası paravanların en iyi örneklerini görüyoruz romanda. İyilik adına kurulmuş örgütlerin arka yüzlerini görüyoruz. Barışın asıl anlamını görüyoruz. Kitap dikkatli bir şekilde okunmalı. Alt metinlerine ve alt mesajlarıba dikkat edilmeli. Kinya ve Kayra kitabının dilini sevenlerin bunu da seveceğine inanıyorum.
"Dolayısıyla aşk da, pekala, kolumun altında taşıdığım siyah dolap gibi bir cennet olabilirdi. İçindeyken kimsenin yaşanmadığı ama dışına çıkınca insanın kendini bin yaşında gibi hissettiği bir dolap."