Tam bir feminizm kitabı. Bir kadının kendini arayışını çok güzel anlatmış. Kendine verilen sosyal rollerden bunalmış, bir çıkış arayan kadını görüyoruz sayfalarda. Mutlu olmayan, bu yüzden çevresini de mutlu edemeyen bir kadın... Beni üzen şey şu oldu. Bir insanın en yakını hayat arkadaşı, eşi değil midir? Benim için bu böyle. Ama kitapta karakterin eşinin kesinlikle karısını anlamadığı görüyoruz. Anlamak bir yana dursun karısının zihinsel bir problemi olduğunu düşünüp doktora bile gidiyor. Oysa biraz olsun karısını anlamaya çalışsa belki de böyle bitmeyecektir roman. Beni hüzünlendirdi. Günümüze kadar ulaşmış bir sorun tam olarak. Çözülmemiş ve büyük ihtimal çözülemeyecek gibi...
Jack London'ın Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı kitabını okuduktan sonra gözüme Bir Kuzey Macerası Kitabı ilişti. Bu sebeple okumaya kadar verdim. Kitap bir solukta bitirilecek nitelikte. Akıcı. İlk başta ne anlatacağını tam kestirememiştim ama daha sonra kitabın ana karakteri, yani olayı yaşayan kişinin macerasını anlattığını gördüm. Karlar içinde buldukları bu adamı iyileştirdikten sonra onun hikayesini dinliyorsunuz. Adam oldukça cahil. Bir hiç uğruna uzun ve zorlu bir macerada bulmuş kendini. Toplumun dayatmalarının hayatımızı nasıl etkilediğini gösteren nitelikte bir kitap olmuş.