“İnsanın sonsuzluğunu kendinizin yalınkat gerçeğine indiriyorsunuz. İnsan ruhunu incitiyorsunuz. Erdemini, zaafını, yüceliğini, küçüklüğünü kendi hapishanenize doldurup yok ediyorsunuz. Ana rahminden koparıyorsunuz. Arzusundan koparıyorsunuz. Sözünü, ağır bir çarmıha gerip, altında durmadan konuşuyorsunuz. Sonra da büyüklüğünden ve sessizliğinden derin bir ürperti duyarak, yine de eserinize hayranlıkla bakarak, yarattığınız bu sonsuz çöl içinde bir yudum su özlüyorsunuz.”
“Kitaplarınızda çok alıntı, çok gönderme, haydi sizin sözünüzle söyleyelim, çok alınlık var. Tabii ki diyorum, onlar benim hayatımı var ettiler. Benim bütün duyarlılığım, onların yüzlerce yıldır insandan insana arınmış, büyümüş, çeşitlenmiş sözlerinden geliyor. Ben burada yoğ iken benim şiirimi yazanlar onlar.”