Fakat Tuğrul’un ağzından ansızın Hallac’ın ve arkadaşının yıldırımla çarpılmışa dönmesine neden olan sözler dökülmeye başladı: “ İnsanın sebep olduğu kötülükler olduğu doğrudur. Fakat kötülüklerin birçoğu onun etkisi olmadan meydana gelir: Hastalık, acı, can dostların kaybı, etrafı kasıp kavuran ve insanları öldüren fırtınalar, sel baskınları ve salgınlar. Yaratılmış olan tüm varlıkların sonu ölümdür!  Adil veya zalim, iyi veya kötü, tümünün! Söyle bana, tüm bunlar iyi bir tanrının başarılı bir yaratma faaliyeti sonucu ortaya çıkan güzellikler midir? Yoksa bunlar insanla alay etmek, onu aptala çevirmek ama genellikle de eziyet etmek için bir şeytanın icraatı mıdır?”
“İşte daima sözünü ettiğim tanrıdan uzaklaşma bu” dedi Hallac cevap olarak. “Tüm bu çapulcular kendilerini gerçek Müslümanlar olarak nitelendiriyor, çünkü namaz kılıyor ve oruç tutuyorlar. Fakat yasanın emrettiği davranış biçimleri tanrıdan uzak olarak yerine getirildiği takdirde, göstermelik olmaktan başka bir işe yaramaz.”
“ ‘Hayır!’ Nietzsche hiddetlenmişti. ‘Ben, gelecekteki başka bir tür yaşam için bu yaşamın asla değiştirilmemesi, bastırılmaması gerektiğini öğretiyorum. Ölümsüz olan bu yaşamdır, bu andır. Ölümden sonra yaşam yoktur, bu yaşamın varması gereken bir hedef, kıyamet günü yargıları yoktur. Bu an sonsuza dek varlığını sürdürür ve tek seyirciniz siz, yalnızca sizsinizdir.’ “