Sosyal medyanın doğası kalpleri her an yara almaya müsait hâle getiriyor. Çünkü orada gördüğümüz şeyler çoğu zaman sahte mutluluk, beğeni kültürü ya da başkalarının hayatının parlatılmış bir kesiti oluyor. İnsan kendi hayatını bununla kıyasladığında, elindekiyle yetinemiyor,kalbi kırılmaya, eksiklik hissetmeye daha açık hâle geliyor. Bir fotoğraf, bir yorum, bir görmezden gelinme bile kalpte ince bir çizik bırakabiliyor. Çünkü sosyal medya, duygularımızı sürekli görünür ve ölçülebilir hâle getiriyor. Kaç beğeni, kaç yorum, kaç takipçi.. Bu ölçüler, kalbin en hassas yerini, yani değer görme ihtiyacını doğrudan hedef alıyor.
Hayata Dair
Hayatın bizden istediği ilk şeylerden biri de gerçekçi olmaktır.
Reklam
Koskoca şehrin hiç gelmediğin sokaklarında bile seni görme umuduyla etrafa bakmanın nasıl hissettirdiğini bilmiyorsun...
İHTİYARLIK KAÇ YAŞINDA BAŞLAR? Kristof Kolomb Amerika’yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmış durumdaydı. Pasteur kuduz asısını bulduğunda 60 yaşındaydı. Mimar Sinan, Süleymaniye camisini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye camisini tamamladığında ise 86 olmuştu. Galileo, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı. Charlie Chaplin, 76 yaşında film yönetmenliği yaparak hala işinin başındaydı. Goethe, en büyük eseri Faust'u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti. Nobel ödüllü Alman doktor Albert Schweitzer 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu. Ressam Titian 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. "Lepanto Savaşı" adlı ünlü tablosunu ölümünden bir yıl önce tamamladı. Dört defa İngiltere başbakanı seçilen Gladstone, son kez göreve geldiğinde yaşı 83'du. Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır. Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Gönül ferahlığı diliyorum, çünkü en ihtiyacımız olan şey
1000Kitap
Aralığı...
"Büyük insanlık sorunu olarak Tanrı’dan sonra insanların kendini değerli görme isteğindeki kimsesizliği mutsuzlukla karşılıyorum. Taze fasülyeler öyle değil mesela, konuşmuyorlar ve bir arada keyifli olduklarını düşünüyorum, kimse kırıldıktan sonra bu kadar tatlı bir ses çıkarmıyordur, ben seslerin zihnimizdeki masalından da yorulduğum için uzak şehirlerde kendimi görüyorum, olmadığım yerde, olmadığım zamanda yine mutluyum."
Alıntı
Reklam
Reklam