Puan vermedi·326 syf.··
2026 28. kitabı
Aşkın nasıl bir kimyası var henüz çözülememiş bir hastalıktır, hangi yaşta geleceği ya da kime karşı duyulacağı asla belli değildir, olmadık zamanda olmadık insanlara bile aşık olunabiliniyor. Fekat ne demişler davul bile dengi denginedir işte o denkliği bulmak için ortalama bir insan sayısız kez aşık olabiliyor ya da öyle olduğunu zanediyor, kimi zaman dış görünüş, kimi zaman para ya da cinselik bunlar tabi aşkın dışındaki şeyler ama aşkla çok karıştırılabiliniyor. Oysa aşk sebep aramaz. Romandaki Stephan da kendinden 90 yıl önce yaşayıp ölmüş birine aşıktır. Bu romanın en can alıcı kısmıdır bir ölüye aşık olmak belkide en az can acıtıcıdır. Seni yargılamaz seni aldatmaz üzmez sadece senin ona yüklediğin değer yargıları ile donanmıştır. Neden ölü birini seçti kendisi evli ve çocukları olan biridir eşi onu aldatmaktadır hemde bir kadınla. Bir erkeğin rakibi başka bir erkek değil tam tersi bir kadın oldukça değişik bir duygu durumu olmalı. Diğer yandan en samimi arkadaşı Sarah da atmışlara merdiven dayamış yaşlı bir kadındır, oda sürekli genç erkeklere aşık olur, platonik takılır. Kitaptaki herkes aşıktı ve bu aşklar çok değişkendi.
Gene AşkDoris Lessing · Can Yayınları · 199696 okunma
6/10
·352 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 03:37
Pirandello, modern tiyatronun öncülerinden biri olarak commedia türündeki eserleri ve romanlarıyla İtalyan Edebiyatı'nın önemli yazarlarından biri. Pirandello'nun yazarlık kimliğini de özetleyen "Altı Kişi Yazarını Arıyor", yazarın en önemli dört tiyatro oyununa yer veriyor. Commedia türündeki bu oyunlar; Liolà: Sicilya'nın kırsalında geçer. Toplumsal eşitsizlik, çocuk sahibi olmanın toplumsal ve bireysel önemi, soyun devamı, miras gibi konuları vurgular. Size Öyle Geliyorsa Öyledir: İnsanın gerçeklik arayışı, gerçeğin göreceliği, dedikodu temalarından oluşur. Altı Kişi Yazarını Arıyor: Pirandello'nun en ilginç eserlerinden biridir. Kurgu ve gerçekliği, sanat ve yaşamın ilişkisini, kimlik arayışını ele alır. IV. Henri: Toplumsal roller, delilik ve akıllılık arasındaki görünüş, insanın rol yapmadaki sınırlarını sorgular. Pirandello ve oyunları hakkındaki açıklamalarla tiyatroyu seven, ilgilenen, yaşamın felsefesini edebiyat ve sanatla birleştirmekten keyif alan okuyuculara güzel bir öneri olabilir diye düşünüyorum. Tiyatro alanında çalışma yapanlarsa kapsamlı bir inceleme konusu olarak değerlendirilebilir. Tarzı ve yaratıcılığıyla derin bir ifade yeteneğine sahip olan Pirandello'nun oyunlarının özünü kavramak için bence yazarla iyi bir tanışıklık kurmak, bakış açısını kavramak, tarzını anlamak gerekiyor. Bu nedenle de, gerek edebi gerekse sanatsal olarak Pirandello'yu tanımak için önce yazarın romanlarıyla başlamanın daha uygun olacağı görüşündeyim. Keyifli okumalar diliyorum.
Altı Kişi Yazarını ArıyorLuigi Pirandello · İletişim Yayınları · 202329 okunma
Reklam
Puan vermedi·559 syf.··
2026 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 07:26
Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu romanı, ilk bölümlerdeki uzun mimari ve tarihsel anlatımları nedeniyle zaman zaman sabır isteyen bir eser. Özellikle Notre Dame Katedrali’nin yapısı, Paris’in sokakları ve dönemin yaşamına ayrılan sayfalar modern okur için yorucu olabiliyor. Ancak bu ayrıntıların ardında çok güçlü bir insanlık hikâyesi saklı. Quasimodo’nun karşılıksız sevgisi, Esmeralda’nın masumiyeti, Frollo’nun tutku ile saplantı arasındaki yıkıcı dönüşümü ve Phoebus’un yüzeyselliği, romanı sıradan bir aşk hikâyesinin çok ötesine taşıyor. Kitap bittiğinde akılda kalan şey bir kamburun çan çalıcı değil; görünüş ile gerçek arasındaki uçurum, toplumun önyargıları ve sevginin farklı yüzleri oluyor. Bu klasik eser tek bir cümle ile özetlenecek olsaydı sanırım şöyle denebilirdi: İnsanların en çirkin bulduğu kişi en güzel kalbe, en saygı duyduğu kişi ise en karanlık ruha sahip olabilir.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Yaşamanın Laneti!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:41
Chuck Palahniuk Lanetli eserinde modernist ve kapitalist yaşamın lanetlenmiş yanını ve bireyi 'sevgi' hasletlerini, ebevynleri arasındaki bağlanma türlerini ve ölümle kayıt altına alınan hayatın neliği üzerine karamsal, kötücül diyagramları anlatmıştır. Bu anlatımla birlikte birçok özne ve yargı ikiliklerinii eserinde yer vermiştir. Chuck Palahniuk Lanetli eserindeki 'şeytan ve tanrı' kavramları metafiziksel yönergeleri olduğu gibi eylemsel yönleri de bulunmaktadır. Bu bulunmaklığın bize sunmuş olduğu sezi ise antik, ortaçağ, modern ve postmodern dönemdeki 'tanrı' algısının da geçişleri kahramanlar üzerinden sunulmuştur. Bu sunuşun anlaşılması içinde okucunun art belleğinin geniş bir alana sahip olması gerekmektedir. Diğer bir yönse; ebeveyn kavramlarının ana kahraman tarafından sadece materyalist bir alana haiz olması, sevgi ölçütünün marka ve metayla ölçülmesi, homolikeus ve itibar diyalektiğinden davranılması gibi yüklemler üzerinden değerlendirildiğinde 'sevgi, anne, baba ve kardeş (üveyde olsa)' bireyin hem yaşayış hem düşünce hem de eylemsel çeperini belirleyenlerin yokluğu ve yoksunluğunu çektiği de anlaşılacaktır. Özellikle anne kavramının bir beğeni, baba kavramının da gösteriş gösteriş fanusu içinde kaldığı gösterilmektedir. Hatta beğeni ölçütünün 'üvey kardeş' üzerinden erotize edilerek ensest beğeni sac ayağı da gösterilmiştir. Bu sac ayağının varlıysa yine anne özelindeki fiziki görünüş ve kadınsallığını kullanma nosyonu gözden kaçmayacaktır. Bölümlerin içeriklerine tümel ve tikel olarak yakınsak bir açıdan yaklaştığımızda Chuck Palahniuk marka, materyalis ve erotize gibi modern ve postmodern dünyanın ruhunu ele geçirmiş tanımların; birey ve insanı kendine yabancı bir hale getirdiğini de göstermiştir. Bu göstergelerden harektele modern ve postmodern çağın bireyi sevgisiz, marka
LanetliChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 2020803 okunma
Hamlet: Düşüncenin ve Tereddüdün Trajedisi
8/10
·188 syf.··
2022 296. kitabı
William Shakespeare'in Hamlet adlı eseri, yalnızca dünya edebiyatının değil, insanlık tarihinin de en çok yorumlanan ve üzerine en fazla yazı yazılan metinlerinden biridir. Aradan geçen yüzyıllara rağmen hâlâ güncelliğini koruması, insan ruhunun değişmeyen yönlerine dokunabilmesinden kaynaklanıyor. Bir önceki okumam olan Hamnet'te, Shakespeare'in oğlunun ölümünün aile üzerindeki etkilerini görmüştük. Agnes acısını kendi içine kapanarak yaşarken, Shakespeare ise yasını sanata dönüştürüyor ve ortaya yüzyıllar sonra bile konuşulan bir eser bırakıyordu. Hamlet'i okurken bu bağlantıyı düşünmemek elde değil. Hamlet Nasıl Bir Eser? Hamlet'in hikâyesi oldukça çarpıcı bir olayla başlar. Danimarka Prensi Hamlet'in babası ölür. Ardından amcası Claudius tahta geçer ve kısa süre sonra Hamlet'in annesiyle evlenir. Ancak bir gece Hamlet'in karşısına çıkan babasının hayaleti, ölümünün doğal olmadığını, kardeşi tarafından öldürüldüğünü söyler. Bundan sonra Hamlet'in önünde tek bir soru vardır: İntikam mı, yoksa şüphe mi? Hamlet, klasik bir intikam kahramanı değildir. O, kılıcını çekmeden önce düşünür; düşündükçe daha fazla sorgular ve sorguladıkça hareketsizleşir. Shakespeare'in büyüklüğü de burada ortaya çıkar. Çünkü Hamlet'in asıl mücadelesi amcasıyla değil, kendi zihniyledir. Eser boyunca iç monologlar, sorgulamalar ve insan ruhunun karanlık köşeleri ön plana çıkar. Shakespeare ayrıca tiyatro içinde tiyatro tekniğini kullanarak edebiyatın ve sanatın gerçeği ortaya çıkarma gücünü de gösterir. Hamlet'e Yöneltilen Eleştiriler Hamlet hakkında yapılan eleştirilerin başında karakterin aşırı düşünmesi gelir. Hamlet sürekli analiz eder, her ihtimali değerlendirir ve sonunda karar vermekte zorlanır. Bu nedenle birçok okur onu eylemsiz bulur. Ancak bana göre Hamlet'i unutulmaz yapan
Alıntı
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Puan vermedi
1513 yılında yazılmış, 1532’de yayımlanmış politik düşünce tarihinin en etkili ve tartışmalı kitaplarından biridir. Kısa, keskin ve pragmatik üslubuyla “modern siyaset bilimi”nin temel taşlarından sayılır. Machiavelli, Floransa Cumhuriyeti’nde diplomat olarak görev yapmış, Medici ailesinin iktidara dönmesiyle görevden alınmış ve hatta işkence görmüştü. Kitabı hapishane sonrası, sürgünde yazdı. Eserini Lorenzo de’ Medici’ye ithaf ederek yeniden siyasi hayata dönme umudu taşıyordu. Dönem, İtalya’nın şehir devletleri arasında sürekli savaşların, ihanetlerin ve yabancı istilalarının yaşandığı kaotik bir süreçti. Machiavelli, “Nasıl olunması gerektiği”nden ziyade “nasıl olduğu”nu anlatır. İdealist ahlak felsefesini bir kenara bırakarak gerçekçi (realist) bir siyaset analizi yapar. Ona göre siyaset, ahlakla değil, güç ve sonuç ile değerlendirilmelidir. Ünlü sözü:“İnsanlar genel olarak göründükleri gibi değildir; yaptıkları işler, niyetlerinden daha önemlidir.” Temel Kavramlar Virtù ve Fortuna: Virtù: Prensin cesareti, kararlılığı, zekâsı ve siyasi yeteneği (klasik “erdem”den farklı). Fortuna: Şans / kader (dişi olarak tasvir edilir, güçlü erkek tarafından “dövülmesi” gerekir). Aslan ve Tilki: Prens hem güçlü (aslan) hem kurnaz (tilki) olmalıdır. Güç yetmediğinde hileye başvurmalıdır. Sevilmek mi, Korkulmak mı? En ünlü bölümlerden biri. Machiavelli’ye göre korkulmak, sevilmekten daha güvenlidir. Ama nefret edilmemelidir. Prens “korku”yu “nefret”e dönüştürmemelidir. Görünüş ve Gerçeklik: Prens her zaman dindar, merhametli, sadık görünmelidir. Ama gerektiğinde tam tersini yapabilmelidir. “İnsanlar gözleriyle yargılar, elleriyle değil.” Yeni Prenslikler: Miras yoluyla geçen prensliklerden daha zor olan “yeni” prensliklerdir. Bunları elde etmek ve korumak daha fazla virtù
PrensNiccolo Machiavelli · Solo Unitas · 202120,3bin okunma
Reklam
Reklam