İnsan gördügüne inanmaz, inanmak isteğini görür Gerçek saklı olduğu için değil, bakışın eğrildiği için kaybolur, ve bazen körlük,seçim.değil, cehallettir . / Platon..
Çünkü kitap okumak; sadece sayfa çevirmek değil, başka hayatlara misafir olmak, başka insanların acılarını anlamak, farklı düşüncelere saygı duymayı öğrenmek demektir. Bir roman okuyan insan, hiç tanımadığı insanların sevinçlerine ortak olur. Bir biyografi okuyan insan, başarının arkasındaki mücadeleyi görür. Bir şiir okuyan insan, kelimelerin kalbe nasıl dokunduğunu keşfeder. Kısacası kitap, insanın kendi dünyasının duvarlarını yıkar.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cinsellik
Cinsiyet, canlının duygu ve dürtülerini arzu ile ilişkisi içinde ifade etme biçimidir. - Françoise Dolto Dolto'nun bu ifadesi, birçok terapistin teorik ezberler ve gündelik sağduyu nedeniyle gözden kaçırdığı temel bir noktayı açığa çıkarır. Çünkü burada cinsiyet, biyolojik bir veri ya da üreme işlevi olarak değil; öznenin dürtüleri, duygulanımları ve arzusu ile kurduğu ilişkinin ifade alanı olarak düşünülmektedir. Bu nedenle cinsel organ, yaygın biçimde varsayıldığı gibi Eros'un doğal bir dışavurum mekanı değildir. Daha doğrusu, cinsellik öncelikle haz üretmeye yönelik doğal bir aygıt olarak kavranamaz. Organ ya da bütün beden, cinsellik alanında dürtünün taşıyıcısı ve dışavurum aracıdır.  Fakat dürtü, Freud'un gösterdiği gibi, yalnızca yaşamı koruyan ve birleştiren Eros'tan ibaret değildir. Dürtü aynı zamanda ölüm dürtüsünün de taşıyıcısıdır. Bu nedenle cinsellik, kimi zaman yaşamı örgütleyen bir alan olurken, kimi zaman da yıkımın, tekrarın, tekrar olarak yıkımın ve öz-yıkımın sahnesine dönüşebilir. Özellikle çağımızda ve kimi yapı ve durumlarda bunu daha sık gözlemliyoruz. Örneğin, borderline yapılanmalarda cinsellik çoğu zaman arzu etrafında değil, ölüm dürtüsünün dışavurum amacı etrafında şekillenir. Benzer biçimde otistik ya da şizofrenik yapılarda da cinsellik bedenin jouissance'ından kurtulma çabasıdır. Nevrotik yapılarda ise durum farklıdır. Burada cinsellik çoğu zaman arzuyla ve bilinçdışı fantazmla örülüdür. Özne cinsel ilişkiye yalnızca bedensel bir tatmin için değil, bilinçdışı senaryolarını sahnelemek için de girer.  Bu nedenle sevgi, kıskançlık, rekabet, intikam, suçluluk ya da agresyon gibi birçok unsur cinsel yaşamın içine yerleşir. Özellikle obsesif ve histerik yapılarda cinsellik, bilinçdışı agresyonun ve arzusal çatışmaların ifade edildiği
Herkes bir gün sevdiğini bir başkasıyla görür....
İzmir Fuarı (Doksanlar)
Yaz aylarının en güzide günlerinde İzmir'de bir telaş başlar. Sanki bu şehrin bütün vatandaşlarının ortak düğün yeri sayılabilecek bir davete çağrıldıkları mekân oluverir... Bir birinden renkli ışıklar, oyuncak silüetletlerini ütopya gibi aydınlatır, insanların birbirlerini zor duydukları bu alanda ara verilmeden mezdeke türü şarkılar çalardı. Renk cümbüşü, çizgileri zebra sırtını andıran helyum balonları, çocukların bileklerine bağlanır, iki yana sallanarak yürüyen her tıfıla refakat eden bu ruhsuz nesneler, şimdiki çoğu insanlardan daha zararsız ve sadık birer arkadaş olmayı başarırlardı. Basmane kapısı, diğer adıyla dokuz Eylül kapısı olarak bilinen fuarın girişinde sizi mükemmel bir palmiye persfektifli yol bekler. Bu ağaçların muntazam dizilişi ve aynı zamanda parke döşeli uzayıp giden alanda tam karşılıklı olması, sizi selamlamak üzere bekleyen bir asker kıtasına benzer. Kahve tonu gövdenin tepede başlayan yeşilinin de aynı hizada oluşu bu yolun görenleri hayran bırakmasına yeter. İç kısımlara gidildikçe yayılıp büyüyen koruluk alanlar sizi ufakta olsa bir orman gezintisine çıkarır. Günümüzde luna parkın bulunduğu yer öncesine göre biraz daha içeride kaldığından çocukluğumun verdiği o heyecanı artık orada görememek beni üzse de bunu fuarın eski zamanlardaki hâlinden çok yaşımın kemâle erdiği için bana böyle geldiğini düşünürüm. Nerede o eski bayramlar sözüyle mukayese edildiğinde hiç de kötü bir örnek olmayacak derecede çocuklara hâlâ bayramlar aynı ise, fuar içinde bunu söylemek mümkün. Fuar bir hâyâl alemi gibiydi. Neredeyse her yerden görülen ege güneşi, bu âleme kuş bakışı bir imkân sağlıyor, herhangi bir sepetine bindiğinizde içinde bulunduğunuz zamanda yükseldikçe, aşağıda başka başka uğraşlarla meşgul olan insanlar sanki size usta bir fotoğrafçı
İnsan ve Duygular
Geriye dönüp baktığında dağları aştığını görür insan; fakat gözünü ufka diktiğinde, yürüdüğü yolu değil, yalnızca varamadığı yeri görür…
Alıntı