Kitabı okurken her sayfasında, ama her sayfasında duygu durumunuzun değişikliği tavan yapması muhtemel. Kitap başlarda; her şeyin Büyük Birader tarafından izlendiğini ve dinlendiğini okuyucunun
Erkek toplumda pek saygın tutulan, ama cinsel ilişki kurmak için kendisinde bir istek uyandırmayan kadınlara karşı romantik sevgi besler: ama sevmediği, küçümsediği, hatta nefret ettiği kadınlar karşısındadır ki, ancak cinsel iktidarına (potens) kavuşur.
Cinsellik bedensel zevk veren temel bir ihtiyaçtır. Reddedilemeyecek kadar gerçek olmasına karşın toplumdan dışlanan ve dışlandığı kadar da saman altından ilgi gören bir mevzudur. En çok da kadınlar üzerinde oluşur bu dışlama. Dışlamanın da ötesinde hakaret. Herhangi bir zamanda bir foruma girdiğinizde cinsellik yaşamış kızlara patlak denmesine şahit olmanız çok olasıdır. (genelde gerçek hayattaki çoğu tepkiyle paralel bir tepkidir) Nasıl bir devre geldik deyip de sanki yasaklı madde ticareti yapmış gibi duygusal ve fiziksel birliktelik yaşayan herhangi bir genç kıza fabrikada yaşayan babalarını hatırlatmayı kendilerine hak gören bu ahlak bekçilerinin bekaret konusundaki bu çok ses çıkartan ağızlarının erkekler üzerine yönlendiğini görmedim. Sanki kızlar kendi kendilerine şizofrenik bir birliktelik yaşıyormuş gibi davranıyorlar. Ekşi sözlükte orada burada bekaret konusunun gündem olup da ciddiye alındığı kadar neden istismar durumlarının bu kadar uzun süre gündemde durduğunu görmüyoruz diye sormadan da edemiyor insan. Eğer konu ''namus'' ise asıl mevzu oraya dönmeli zannımca. Velhasılkelam bakire hayat arkadaşı istemek oldukça normal olduğu kadar bunu istemek için bakir olmak gerekir ve bunun kişisel bir tercih olmakla beraber başkasının kararları üzerinde tahakküm kurma hakkının olmadığını da kavramak gerekir. İlerleyen zamanlarda Freud okuyup geleceğim. O zaman sebep sonuç ilişkileri ile bu konuları daha çok zemine oturtup detaylı bir eleştiri yazarız. /14.05.2025
"İnsanı sorgulatacak derecede güzelsin," dediğinde kalbim tekledi.Beklemediğim bir anda parmaklarını çeneme kilitleyip hafif bir baskıyla doğruca gözlerinin içine bakabileyim diye başımı geriye savurdu. Sıcak dudaklarından dökülen soluklar yüzümü yalıyor, kokusu burnuma doluyor, gözleri beni boğuyordu.”Geçmişin umurumda değil ama bu saatten sonra geleceğin benim ellerimde.Ve şu dilinden düşürmediğin güveni bana gerçekten vereceksen tavırlarına dikkat et. Gerçek ya da sahte..." Üzerime eğildi.”Kimse benim kadınıma yaklaşamaz."