• Kadınlar iki türlüdür;hisleri olanlar, hislerini cinselliğine sıkıştıranlar. Erkekler de iki türlüdür;hisleri bıçaklananlar, cinsellik arasına sıkışmış hislere tapanlar.

    Tomris Uyar
  • Ne hüzünler kurtarır seni
    ne çeyiz sandığının ceviz gölgesi
    ve ne de acının ses duvarındaki
    yorgun ve bıkkın bekleyişlerAcılar karartmışsa bile günlerin duvağını
    düşürmüşse de ilkyazın tomurcuklarını fırtınalar
    hayat kendini yeniden yaratan bir bahardır
    verecektir en olgun meyvelerini mutlaka
    yeter ki hüzünler sarartmasın yüzünüYak sevdanın çırasını türkülerle
    barajını yıkan bir ırmak gibi katıl hayata
    Hüznün isyana dönsün artık
    bitsin bezginliğin ölümcül suskunluğu
    evde kalmış bir cinsellik değildir çünkü dünya
    Ahmet Telli
    Sayfa 66 - everest yayınları
  • "Bilimselliğin" cinsellik konusundan devletlerarasi ilişkilere kadar istisnasız her alanda ne kadar etkin bir rol oynadığını, sayısız sapıkliklarin ,sapkinliklarin "bilimsel gerekçeler"le doğal şeyler olarak kabul ettirildiğini örneklerle göstermeye gerek duymuyoruz.
  • Mario Levi' den yine nostalji, yine hüzün. Daha önce okuduğum romanlarında olduğu gibi yine geçmişe dönük, anıların zihinlerde canlandığı, geçmişle hesaplaşılan bir hikâye. Tipik Levi usulü; çok yavaş, ağır ağır ilerleyen bir öykü. Ancak benim için sıkıcı değil böyle yazılan kitaplar. Herkes okuyamayabilir. Yalnız bu kez Levi, klasik tek katmanlı, düz anlatımlı bir roman yazmamış. Üst kurmaca metin tekniğini kullanmış. Sadece romandaki hikâyeyi anlatmıyor. Bir üst metinle, yazarın bakışından bir de romanın nasıl yazıldığını anlatıyor. Hikâyede kahramanlar hayatları üzerinden, insanın kendisine dayatılan, hazır bulduğu, toplum kalıplarının zorunlu kıldığı bir hayatı yaşamak/kendi seçimleriyle istedikleri hayatı yaşamak ikilemini tartışıyor. Yazar da üst metinle araya girerek bu konudaki kendi görüşlerini belirtiyor. Ve roman bu iki metinden ibaret değil. Bir üst metin daha var, üçüncü katman. Belirsiz bir üçüncü kişi de yazara dışarıdan/yukarıdan bakarak, yazarı ve romanı yazışını değerlendiriyor. Bu yönüyle farklı ve zengin bir teknik kullanılmış. Daha önce okuduğum iki romanından farklı olarak bu kez hiç bitmeyen bir merak unsuru hakim kitaba. Üç bölümde birbirinden bağımsız gibi başlayan öyküler sonunda birbirine bağlanıyor, kahramanların ilişkileri kuruluyor. Ve bu kurgu gayet iyi oturtulmuş.

    Kitap, roman/oyun (tiyatro) olarak lanse edilmiş ancak oyun denmesi mümkün değil. Hatta oyunlaştırılabileceğini sanmıyorum çünkü hemen hemen hiç diyalog yok, sadece anlatılardan oluşuyor. Bir de diline takıldım. Levi' den hiç beklemediğim, hatta beni hayal kırıklığına uğratan bir Türkçeyle yazılmış. Önceki kitaplarına göre ciddi bir bozulma var. Sokak dilinin tüm kuralsızlıkları, saçmalıkları, yanlışları yazarın kalemine yerleşmiş. Üstelik bunlar eğitimli insanların ağzından ya da anlatım kısımlarında yer alıyor. Türkçenin cümle kurulum kurallarına uymayan yapıda bir yazım hakim. O kadar çok "ama" ile biten, okunması zor, anlamsız cümle var ki beni şaşırttı. İlgeç ve bağlaçların kullanımında da çok yanlış var. Bir de cinselliği çok abartmış. Cinsellik içeren sahneler erotizm sınırını aşıp pornografiye dayanmış. Hem bu kadarı gereksiz ve yersiz hem de Mario Levi' nin yazınını düşününce yadırgadım. Yine de kullanılan teknik ve öyküsü için yazarı sevenlere tavsiye ederim.
  • Sahi, "Aşk " neydi?... İnsanı kendisinden çekip alan bir tutku muydu?.. Cinsellik, ya da arzuların O' na doğru akışı mı?...
  • Bandrollü ve yasal ''Kutudaki Son Kibrit Çöpü ve İkiden Az Birden Fazla'' kitaplarımın milli eğitim bakanlığı tarafından, Argo ve Cinsellik içerdiği için Fuarlardan ve kitapçılardan satışının insanlar okuyunca etkilenebilir sebebi ile yasaklanmıştır. İnsanlar Argodan ve Cinsellikten etkileniyorsa yasaklanmasını gerçekten anlarım ve desteklerim.

    Neden Yasaklanmayan bir kitabın konusu tecavüz olabiliyor ? Neden Yasaklanmayan bir kitapta Kadına şiddeti okuyoruz. Neden Yasaklanmayan başka kitapta yarı tanrı erkeklerin, saftirik kızları ezip dövmesini okuyoruz ?

    Madem benim yazdıklarımı okuyarak insanlar etkileniyorsa, demek ki bunları okuyanlarda etkilenir.

    Tecavüz, Kadına Şiddet , Kadını Küçük düşürmekten insanların etkilenmelerine çekinmeyen Milli Eğitim Bakanlığı, Kitapların altında gencecik kızların '' Keşke biride gelse beni kaçırıp tecavüz etse'' yada ''Ne güzel kıskanıp dövdü sevgilisini oh olsun'' diye yorumlar atıldığının hiç farkında değil. Yada işlerine gelmiyor.

    Yalnızca benim ettiğim iki küfürden seviştiğim iki kadından insanların etkileneceğini düşünüyor.

    Küfür etmek ve özgür irade ile sevişmek yasak.

    Kadına tecavüz etmek , taciz etmek, kadını insan yerine koymamak, iradesinin sıfıra indirmek, kadını dövmek, onu giyemezsin, buraya gidemezsin demek serbest.

    Ben İnandığımı yazıyorum. Yolum belli. Yalnız inandığım yolda yürüyorum.

    Kula Kulluk eden zihniyete çok selamlar.
  • Chloe isminde bir karakterimiz var. Chloe' nın başından belli olaylar geçmiştir. Bu yüzden yağmurlu bir gecede arabası ile yola çıkar. Arabası kaza yapar. Gece vakti oradan kimsenin geçmeyeceğini düşünür ama biri geçer.

    Bazı kitaplar vardır daha okumadan kitap nasıl ilerleyeceğini, neler olacağını bilirsiniz. İşte bu kitaplardan biri de Uzun Yağmurlardan Sonra kitabı. Kitabı daha okumadan kitapta ne olacağını biliyordum. Nasıl biteceğini... Özellikle arka kapağını okuduktan sonra bundan daha bir emin oldum. Gerçekten kitaba dair hiçbir beklentim yoktu. Kitap bitti ve ben ne okudum böyle dedim. Kitabın başında Chloe ismindeki karakterimiz "Chase yakışıklı ama umrumda değil. Ben erkeklerden nefret ediyorum" der. Otuzuncu sayfaya geliriz ve "Ben ona aşık oldum" der.
    Kitap Üç yüz elli sayfa civarı bir şeydi. Kitabın iki yüz elli sayfası cinsellik içeriyor. Geriye kalan yüz sayfası ise tutarsız konuşmalar ve davranışlar... Her şey çabucak ilerliyordu. Karakterler ise bir öyle bir böyleydi.. Bana göre çok boş ve gereksiz bir kitaptı. Yani yazar "Herkes kitap yazıyor ve yazar oluyor. En iyisi bende kitap yazayım." demiş sanırım. Bunu demek istemiyorum ama ben daha güzel bir kitap yazardım bence. Evet çok çabuk okunuyor ama bir şey vermiyor sizlere. Hiç sevmediğim bir kitaptı. Zaman kaybı ve para israfı. Tavsiye etmem ve okumanızı önermem.