Tiyatro denilince herkesin aklına İngiltere, Rusya gibi ülkeler gelir ama bence hiçbir ülkedeki tiyatro yaşamı, Türkiye 'nin eline su dökemez. Çünkü biz, ülke olarak dünyanın en büyük tiyatrosuyuz.
70 milyon kişilik bir tiyatro bu. Sahnede demokrasi dekoru var, hukuk dekoru, medya dekoru, ekonomi dekoru var. Milliyetçilik, sağcılık, solculuk, sanat, kültür, dincilik, batıcılık, laiklik; bunların hepsi var.
Ama bir de bakıyorsunuz ki arkası yok bunların. Seyircinin izlemesi için sadece ön yüzleri hazırlanmış. Şatafatlı dekorlar, oymalar, kakmalar, süslemeler hep seyircide gerçeklik duygusu uyandırabilmek için hazırlanmış.
O cicili bicili dekorları ve göz kamaştıran ışıkları gördüğünüz anda heyecana kapılıp arkalarında çok büyük yapılar olduğunu sanıyorsunuz. Ve yanılıyorsunuz. Hepsi dekor!
Gazetelerde yazılar çıkıyor, fırsat ve vakit buldukça hepsine göz atmaya çalışıyorum. Geçen gün Amerika'dan yansıyan bir yerli yoruma rastladım...
Özetle şöyle diyordu:
"- Amerikan yönetimi Ankara'da bir askeri müdahaleye sesini çıkarmaz, bekler..."
Sonra?..
"- Dünyanın küresel koşulları bellidir; Washington önce bekler, zamanla Türkiye'yi ekonomik kuşatmayla çevirir, orduyu halkla karşı karşıya getirip teslim alır..."
Beğendiniz mi?..
Bu zaman sanki görünməz bir əl uzun müddətdən bəri ürəyindən asılmış ağır daşı qaldırdı. Bu daş onun qəlbini əzirdi, artıq ağlaya bilərdi, göz yaşları axdıqca onlarla bərabər qəm+kədərin də azaldığını hiss edirdi.