Puan vermedi·328 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:54
"Gönlü neden ondan vazgeçmiyor? Bazı insanlar neden ruhumuza yerleşiyor, boğazımıza düğümleniyor, zihnimize kazınıyor? " (s.324) Yanlış hatırlamıyorsam bu kitabı ismi ve kapağı için almıştım. Önceliğim kitabın adıydı çünkü şu hayatta gezmeyi en çok sevdiğim yerler hep kırtasiye dükkanları oldu. Rengarenk kalemler, kağıtlar, kitap kokuları bana huzurun vücud bulmuş hali gibi gelirdi. Yazarın anne ve babası İranlı ama kendisi Türkiye'de doğmuş. Şu an ise Amerika'da yaşıyor. Kitap, İran'da 1950'lerde başlayan bir aşk hikayesinin 2000'lere Amerika'ya uzanan acısını anlatıyor. Çok klasik bir İran edebiyatı aşk romanı örneği olduğunu düşünüyorum. Şu kitaptan 1000 bölümlük falan dizi çıkarmış olmaları gerekirdi :)) Dizisi yapılsa izlenme rekorları kırar. Bul kitabı Ay Yapım :)))) Lise çağlarında yaz tatilinde ilk aşkınızın ardından kalp sancıları çekiyorsanız kitabı ayıla bayıla okursunuz. Yaşınız kemale ermiş, derin bir kavuşamama öykünüz varsa gözleriniz dolar. Bunların dışında çok klasik geleceği için beklentiyi düşük tutmakta fayda var. İlgilisine tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
Kırtasiye DükkânıMarjan Kamali · Remzi Kitabevi Yayınları · 2020397 okunma
9/10
·325 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:07
Son zamanlarda okuduğum en iyi kurgu ve duygu romanı diyebilirim. Kitapta çok küçük bir IQ ile doğan Charlie’nin bilimsel bir deneye maruz kalarak, deney boyunca yaşadıkları konu edilmiş. Konunun hassasiyeti, ele alınış şekli, samimi dili, sürükleyiciliği okuyucuyu etkisi altına alıyor. Özellikle bazı cümleleri okurken yutkunabilirsiniz, gözleriniz dolmakla da kalmayabilir. Kesinlikle okunası bir kitap.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·384 syf.··
2026 79. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:25
Daha cesur, daha sağlam, daha korkusuz, endişelerinden arınmış biri olmak isterdim. Hayatta kaçırdığım fırsatlara baktığımda bunun arkasında yatan nedenin hep kendi kendime inşa ettiğim korkularım olduğunu görüyorum. Evet kaygının artık bireysel bir problem olmaktan çıkıp toplumsal soruna dönüştüğü bir çağda yaşıyoruz. Hepimizin geleceğe dair endişeleri var, kaygı sarmalı içinde hapsolmuş gibiyiz. Mesela ben bazen ortada herhangi bir tehdit unsuru, korkmamı ya da heyecanlanmamı gerektirecek bir şey olmadığı halde nabzımın hızlandığını, odaklanmakta zorlandığımı hissediyorum. “Endişeli biriyseniz şu duyguyu iyi bilirsiniz: son derece güvenli yatağınızda uzanmış, gözleriniz açık yatıyorsunuzdur, içinizde bir korku vardır ve bu korku giderek artar. Nedeni gerçek olaylar değildir, olabilecek olaylardan korkuyorsunuzdur.” Bu aslında sol beynimizin algıları fazlasıyla abartan, dengesiz bir düşünme biçimidir. Bunu fark ettiğimizde sağ beynimizi harekete geçirerek daha dengeli bir bakış açısını yeniden kurabiliriz. Harvard sosyoloji mezunu, dünyaca ünlü yaşam koçu ve konuşmacı olan Martha Beck kaygı ile başa çıkma sürecini iki temel döngü üzerine kurar. Kaygı sarmalı ve yaratıcılık sarmalı. “Sağ beynimi çalıştıracak şeylerle ilgilenmek, beni sol beynimin kaygı sarmalından çıkaracaktı.” Yaratıcılık Sarmalı beynin sağ yarım küresiyle bağlantılıdır. Merak, keşif ve öğrenme yoluyla aktive edilir. Beck, kaygının panzehirinin kontrol değil, merak olduğunu savunuyor. “Kaygı sarmalları bizi dünyadan uzaklaştırır. Yaratıcılık sarmalları bizi dünyaya yaklaştırır.” Martha Beck New York Times çoksatanı ve Amazon 2025’in En İyi Kitaplar seçkisinde yer alan bu kitabında, dünyayı tehdit olarak algılayarak daralan bir bakış açısı yerine, merak ve yaratıcılıkla dünyayı genişleten bir bakış
Kaygının ÖtesiMartha Beck · Domingo Yayınevi · 20266 okunma
8/10
·140 syf.·
2026 3. kitabı
Filmini izlemeyen yoktur herhalde onun için çok detaya girmeden birkaç şey yazayım. İlyas adında bir kamyon şoförünün alkollü iken yaptığı bir sadakatsizlik yüzünden hayatlarının nasıl paramparça olduğunu anlatıyor özetle. Okurken ne olacağını bildiğiniz, bazı sahneleri daha önce gördüğünüz halde kitabın bazı yerlerinde gözleriniz nemlenebiliyor. İlyasın oğlu ile karşılaşması mesela. Çok etkiledi beni okurken. Bir de Asel'in(Asya) sonradan birlikte olduğu eşi Baytemur hayat hikayesini anlatıyor bir yerde. Okurken ister istemez empati kuruyorsunuz ve çok çaresiz hissettiren bir durum var. Dağ başında bir evde karısıyla küçük kızlarıyla otururken askere çağırıp savaşa götürüyorlar. Orada onları bir başlarına bırakıp gitmek zorunda olmak ve geldiğinde hiçbirinin artık olmaması... Böyle şeyleri düşünmek bile korkutuyor beni. Belki de bunun herhangi bir anda dünyada herkesin başına gelebilecek olması korkusu yüzünden böyle hissediyorum. Kahrolsun savaşlar, aileleri parçalayan herşey kahrolsun... Birkaç gereksiz bilgi de vereyim. Filme Asya ismi ile geçiyor ilyasın sevdiceği ama burada orijinal halinde Asel. Asel belki asya anlamına geliyordur onun için bunu kullanmış olabilirler dite düşünebilirsiniz ama öyle değil Asel Kur'an-ı Kerim'de Muhammed Suresi 15. Ayette cennete akan bal ırmağını anlatırken geçen bir kelime. Bizde filmin çekildiği yıllarda çok yaygın kullanılmıyor bu isim. Son olarak kitap çok güzel ama Türkan Şoray ve Kadir İnanır gibi insanlar bu duyguyu kitabından daha güzel geçiriyor. Cengiz Aytmatovun kalemine edilecek söz yok çok iyi yazıyor ama filmi kitabı gölgede bırakacak kadar güzel.
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,6bin okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
90’ların o sıcacık mahalle kültürünü ve anne-kız arasındaki trajikomik, Sıdıka’yı anımsatan atışmaları yaşatan; ilerledikçe ise kalbimizi sızlatan nefis bir Sinem Sal romanı, Bizim Zamanımız. Hikâye, milenyumun eşiğindeki Hasköy’de annesiyle birlikte küçük bir tuhafiye işleten Mihrap’ın gözünden anlatılıyor. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, kasetleri, televizyon programlarını ve internetin hayatımıza yeni yeni girdiği günleri de yeniden yaşıyoruz. Ama aynı zamanda o sıcak mahalle atmosferinin altında saklanan yalnızlıklar, korkular ve hayal kırıklıkları da birer birer ortaya çıkıyor. Mihrap’ın sevme biçimi, fedakârlıkları ve kırılganlığı ise insanın içine dokunuyor. “Kendi ayakları üstünde duran kadınlara hep hayran kaldım… Ben de yok. Bitiş çizgisine sürünerek ilerliyoruz işte. Annem ve ben.” Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şeylerden biri Mihrap’ın o "Kimi sevsem ölür" korkusunun nereden geldiği oldu. Bu yüzden, Mihrap’ın çocukluğunu anlatan Mihrap'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Sanırım onun hikâyesinin eksik kalan parçalarını orada bulacağım. Sinem Sal’ın kaleminde en sevdiğim şey ise mizah ve hüznün aynı satırlarda yan yana durabilmesi oldu. Bir bir sayfada gülümserken birkaç sayfa sonra gözleriniz dolabiliyor. 90’lar nostaljisini sevenlere ve mahalle sıcaklığını özleyenlere gönülden tavsiye ederim.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,859 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 22:13
Gece Açan Çiçekler, yazarın okuduğum ilk kitabı ve bende yazarın kurgu gücüne, anlatımına, diline karşı hayranlık uyandırdı. Uzun zamandır okuduğum kitaplar arasında, merak duygumu her sayfada canlı tutarak ilerlememi sağlayan bir kitap oldu... Peki kitap neyi anlatıyor derseniz; "Geçmişten kaçamazsınız, üstünü örtemez yok sayamaz unutamazsınız.. Ancak onunla yüzleşerek yaşamaya devam edebilirsiniz.." tam olarak bunu anlatıyor derim. Roman İki farklı zamanda iki farklı neslin hikayesini tek aile üzerinden anlatıyor. Kahramanların yolu nerede kesişecek bu sırlar nasıl çözülecek diye merakla okuyorsunuz. Tarihi dokunuşlar zaman zaman kurgu mu gerçek bir hikayemi bu heyecanı yaşatıyor insana. Parçalanmış bir aile, birlikte ama bambaşka dünyalarda yaşayan insanlar, hem sık düğümlerle bağlı hem birbirinden oldukça uzak ruhlar, İç hesaplaşmalar, dış çatışmalar. Bu nedenle kitabın geneline hakim yoğun duygusal bir atmosfer var. İki farklı zamanın ortak noktası ise mekan Canfeda Konağı namı diğer Uğursuz Konak, (kitabın adeta ana karakteri diyeceğim çünkü bir mekadan öte yaşayan hatırlayan sır saklayan sanki yaşananları anlatan bir karakter gibi.) Olaylar büyük abla Halide'nin anlatımı ile ilerliyor ve dört kardeşin yıllar sonra konakta buluştukları gece anlattıkları ve anladıkları ile çözümleniyor. Ve hikaye; aşka feda edilen bir hayatın, geçmişte esir kalan bir ruhu kurtarmasıyla son buluyor... Siz de bu iki yolun kesişme hikayesini, merakla bazen içiniz ürpererek bazen gözleriniz dolarak bazen öfkeyle söylenerek okuyorsunuz... Bitince geride içime çöreklenen bir hüzün kaldı bana... Handan'a, Derviş'e, Reyhan'a, Halide'ye ve bir de zavallı Eşref'e... Kaleminize sağlık Tarık Tufan, diğer kitaplarınızdan alıp okumak için can atıyorum.
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma