Çünkü, sosyalistim diyen toplamlarda görülen endüstrileşme,
kapitalist toplumlarda görülen endüstrileşmenin
yukardan beri saydığım bütün sakıncalarını aynen
getirmiş, ya da korumuştur. Elli şu kadar yıl süren
onca uygulamadan sonra bugün bilinen odur ki, kendilerine
sosyalist diyen endüstrileşmiş ülkelerde de, işin
görülmesi, tıpkı kapitalist endüstri ülkelerinde olduğu
gibi işçiyi ahmaklaştıran küçük üniteler halinde yürütülmekte,
yöneticilerle uygulayıcılar birbirinden tamamıyla
ayrı kategoriden insanları oluşturmakta, bu insanlar
arasında basbayağı sınıfsal farklar ve ayrıcalıklar
bulunmakta, tüketim artışının işgücü düzeyinde tutulmasına
dikkat edilmekte, çevre kirlenmesi sorunları
aynen görülmektedir.
Bu müthiş saptamayı yapan adamdır işte Radovan
Richta!
Çekoslovaktır, bilim adamıdır, “ sosyalist” Çekoslovakya’da
yaşamıştır, ya da yaşamaktadır. O da sosyalist,
sosyalistliğine kimsenin de bir itirazı olmamıştır.
Richta, saptamasını, besbelli şöyle bir gözleme oturtuyor:
Sosyalizm uygulamasının ilkin endüstrileşmiş değil
de geri kalmış ülkelerde gerçekleşmiş olması, (herkesin
de bildiği gibi Marx aksini bekliyordu bunun), bu
ülkeleri acele sanayileşme süreçlerine itmiş, Rusya dahil
olmak üzere, hemen hepsi bu süreçleri endüstri alanında
ilerlemiş kapitalist ülkelerden almıştır. Şu halde,
onun deyimiyle endüstri kapitalizminin temelini
oluşturan şey aşılmadıkça, bu üretimin ana çizgileri sosyalist toplumlarda da aynı kalacaktır.”