selim koç

selim koç
@grabowski
Üstbenliğin bu türden bir güçlenmesi, psikoloji alanında en değerli kültürel varlıktır. İçlerinde bu güçlenme gerçekleşen kişiler, uygarlığın karşıtları olmaktan çıkıp uygarlığın araçları haline dönüşürler. Kültürel bir birimde bu türden insanların sayısı ne kadar çok olursa birimin kültürü o derece sağlam olur ve dış zorlama önemlerinden o derecede vazgeçilebilir. Şimdi, bu içselleşmenin derecesi değişik içgüdüsel yasaklamalar arasında büyük farklar gösterir. Sözünü ettiğim en eski kültürel talepler konusunda bu içselleşme, hoş karşılamadığımız nevrotikler istisnasını hesaba katmazsak, çok yaygın olarak gerçekleşmiş görünmektedir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hz. Ali'nin uygulamasına bakınız: "Bahreynde bir grup (girişimci) Basrada İbn Abbas'a müracaat ederek şöyle dediler: "Bize toprak verin, işletelim." Vali bu isteği bir mektupla Hz. Ali'ye bildirdi. Hz. Ali cevabi mektubunda "Bu toprak tüm Müslümanlarındır. Oradan elde edilecek menfaatler konusunda hepiniz eşit haklara sahipsiniz. Eğer hepsi razı olursa, o araziyi onlara ver. Ben ise sahip olmadığım bir şeyi başkasına veremem." Dikkat ediniz! Devletin başındaki halife ne kendini, ne de devleti toprağın sahibi olarak görmüyor. "Yeryüzünde dört mevsim rızık ve rızık kaynakları (egvât) yarattı, isteyenler için eşitçe takdir etti..." (Fussilet; 10) ayetini ete kemiğe büründürüyor.
Diyalektik düşüncede dünya ve eylem ayrılmaz biçimde karşılıklı bağımlılık içindedirler. Fakat eylem ancak sadece bir uğraş değil ayrıca bir düşünme de olduğu zaman, yani düşüncenin karşı kutbuna konulamadığı zaman insanidir. Düşünme, ki eylemin temelidir, hem Lukacs'ın "kitlelere kendi eylemini açıklama" görevinde, hem de bu açıklamaya atfettiği, "bu deneyimlerin geliştirilmesini de bilinçli ve aktif olarak ilerletmek" hedefinde de içkindir.
Bu nedenle başarı istiyorsan, başarabilirsin ama mut­lu olmayacaksın. Sen mutlu değilsen bir başarının anlamı nedir? Başarıya ulaşabilmen yalnızca bir rastlantı olacak; daha büyük bir olasılıkla da başarısızlığa uğrayacaksın, çün­kü başarının peşinden koşan bir tek sen değilsin - milyonlarca insan onun peşinden koşuyor. Altı yüz milyonluk bir ülkede, ancak bir kişi başbakan olabilir - ama altı yüz milyon insan başkan ya da başbakan olmak istiyor. Ancak biri başarır ve bütün kalabalık başarısız olur. Başarısızlığa uğrama ihtima­lin daha büyüktür; matematiksel olarak başarısızlık başarıdan daha kesin görünür.
Atatürk'ün ileri bir toprak reformu isteğini belirten, Meclis tutanaklarına geçmiş bu açık sözlerine rağmen, «toprak reformu yapmayız» diyenler, «toprak reformu mülkiyet düşmanlığıdır, komünistliktir » diyenler, yani bilerek veya bilmeyerek, Atatürk'ü de komünistlikle suçlamağa cür'et edenler, Atatürkçü geçinebilmektedirler.