Biraz kalbi vardı. (Oynar.) Evet, gerçeği açıklamak zorundayım. Coşkun Ermiş, kalbi olduğu için ölmüş bulunuyor. Hayat oyunlarını gereğinden fazla ciddiye alan merhum , ölümü de aynı ciddiyetle karşıladı. Onun kadar ciddi olmayan biri, böyle bir durumda, hiç olmazsa baygınlıkla yetinebilirdi. Coşkun öldü. Çünkü oyunlar, onun için bir ölüm kalım meselesiydi. Başka türlü yapamazdı: Hayatını ve özellikle ölümünü büyütmek zorundaydı. Bizde şimdi kendisini ciddiye almak zorundayız. Çünkü merhum, güldürmeyi sevdiği kadar, ağlamayı da severdi.
Selena ile Musa’lardan doğdukları söylenen Musaios’la Orpheus’un bir yığın kitabını gösterirler. Din törenlerini bu kitaplara göre yaparlar. İşlenen haksızlıklardan kurtulmanın, temizlenmenin hayatta da, öldükten sonra da mümkün olduğuna, tek tek insanları değil devletleri bile inandırırlar. Bunlara da, uyarma töreni derler. Sözde bu törenler, bizleri öbür dünyada çekeceğimiz azaplardan kurtarırmış. Yapılmazsa, korkunç cezalar beklermiş insanı.