Bazen kendime soruyorum bu karmaşık paradoksun içinde anlaşılmamam benim sorunum değil miydi? Peki anlaşıldığım durum da ne olucaktı, yine de anlaşılmayacak mıydım?
Koşmak sadece bedensel bir olay değil, aynı zamanda ruhsal bir doyumdu sanki onun için. Gideceğimiz bir yer, varılacak bir bitiş çizgisi olsun olmasın. Hep koşmak isterdi o... Koşuşunu sevdiğim adam... O kendinden kaçmak için koşardı hep, ben ise nefesim kesilene kadar ona koşardım...
Dedi ya, duracağın yerden emin olmadan durma, diye. Koşalım, elbet duracak yer bulunur. Evet, ben buldum Dağınık saç. Birkaç nefeslik, birkaç dakikalık ya da birkaç günlük...
Benim duracağım yer, onun durağıydı