Koşmak sadece bedensel bir olay değil, aynı zamanda ruhsal bir doyumdu sanki onun için. Gideceğimiz bir yer, varılacak bir bitiş çizgisi olsun olmasın. Hep koşmak isterdi o... Koşuşunu sevdiğim adam... O kendinden kaçmak için koşardı hep, ben ise nefesim kesilene kadar ona koşardım...
Dedi ya, duracağın yerden emin olmadan durma, diye. Koşalım, elbet duracak yer bulunur. Evet, ben buldum Dağınık saç. Birkaç nefeslik, birkaç dakikalık ya da birkaç günlük...
Benim duracağım yer, onun durağıydı
Sen hiç korktun mu albayım?
En başta kendimden korktum, içimde ele geçirmeye çalışıyor.
Ayşegül var albayım beni bırakmıyor, o olmasa belki kömür kokan bir mahallede sarı sokak lambaların aydınlattığı dar bir sokakta kesin karlı bir kış gecesi cesedimi bulmuşlardı. Görenler tanımazdı, tanıyanlar ilgilenmezdi. Saatlerce orada öyle kalırdım.
Ben gidiyorum albayım, sonu belli olmayan bir karanlığa gidiyorum. Sonra duruyorum bekliyorum, korkuyu bekliyorum albayım korkuyu
"şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi: "gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."