Anıl

Anıl
@greenseagull
Sahaf sayfası: instagram.com/sahaf_kayipedeb... Kişisel ig: instagram.com/greenseagull91 Blog(bir gün yazacağım:d): postmodernpiyano.com
istanbul
10 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
578 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
HEGEL
İnsanın ihtiyaçları her zaman mevcut ekonomik kaynaklardan bir adım ilerdedir, diyordu; bu yüzden insanlar tatmin edilmemiş ihtiyaçlarını karşılamak için, her zaman çok sıkı çalışmaya mahkûmdurlar.
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1842-43 yıllarında Almanya'nın batısındaki Ren bölgesinde meydana gelen bazı olaylar (ormanlardan odun çalan insanların artması ve devletin bun­lara müdahale etmesi) Marx’ın şu sonuca varması­nı sağladı: kolektif çıkarları temsil etmeyi amaçlayan devlet, aslında toplumun sadece bir kısmının, özel mülk sahibi olanların, çıkarlarını temsil etmektedir. Bundan dolayı, ferdî hakların bu devlete devredilmesi bir yabancılaşma olayının ifadesi olmaktadır: aslında, insanların hakları kendilerine ait olan kurumlar tarafından gasp edilmektedir.
Felsefe
Marx, yabancılaşma kavramı ile ilk defa, Alman filozofu Hegel üzerinde çalışırken, karşılaştı. Fakat ne gariptir ki, Hegel’in eserinde ilk önce dikkatini çeken, yabancılaşmış emek teorisi olmadı. İnsanın bir vatandaş olarak devletle ilişkilerindeki yabancı­laşması (siyasî yabancılaşma) Marx’ın felsefî, siyasî ve sosyal düşüncesinin başlangıç noktası oldu.
Felsefe
Marksizme göre, yabancılaşma biçimleri, insanın doğa ve toplum güçleri karşısındaki zayıflığının ve bu güçlerin hareket kanunlarını bilmeyişinin ürünüdür.
Felsefe
Sorunun teorik yanı şöyle konulmaktadır; Ortodoks Marksizm, yabancılaşmanın, sınıflı toplumun ve kapitalist sömürünün ürünü olduğunu öğretti. Staiinizm de, kapitalist yönetimi yıkmış toplumlarda yabancılaşmanın mümkün olmadığım ve görülemeyeceğini iddia etti. Ama sosyalist bir iktisat temeline sahip toplumlarda yabancılaşmanın ciddî görünümleri, bu iki yaklaşıma da meydan okurcasına, ortaya çıktı ve varlığını sürdürdü. Neden böyle oldu? Sosyalist teorinin öngörüleriyle hayatın gerçekleri arasındaki bu farklılık nasıl açıklanabilir?
Felsefe