Anıl

Anıl
@greenseagull
Sahaf sayfası: instagram.com/sahaf_kayipedeb... Kişisel ig: instagram.com/greenseagull91 Blog(bir gün yazacağım:d): postmodernpiyano.com
istanbul
10 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
578 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Televizyon Üzerine Kopan Kıyamet
Puan vermedi
İncelemeyi blogda yayımladım. İçerik olduğu gibi aynı. Okumak isteyenin tercihine göre linki bırakıyorum postmodernpiyano.com/2021/11/televiz... Şu an günlük hayatta kullandığımız teknolojik ürünler(televizyon, telefon vb) tarih sahnesinden silinmiş mimarisinde eline insan eli değmiş ekseriyetle bütün icatlar, yapılış ilke, esas ve kullanım gayesinden sapmış durumda. 1816 yaz ayında icat edilen amacı “ulaşım kolaylığı” olan bisiklet günümüzde de ulaşım temelli ihtiyaçları gideriyor. Lakin bisiklet kullanan insanlar ortak gayelerini ulaşımı kolaylaştırsın diye değil, sıkışık kent hayatından bir nebze kaçabilmek için hobisel bir aktivite veya keyif amaçlı spor olarak görür. Bisiklet örneği Bourdeiu’un değindiği Televizyon kıstası karşısında oldukça naif kalıyor, aynı siklette değerlendirilmemeli sonuçta. Bourdeiu, kitabında televizyon kullanıma radikal şekilde karşı değil, fakat eseri kaleme alışının üstünden yaklaşık 30 yıl geçti. Bugün yaşasaydı ve özellikle günümüz Türkiye’sinde televizyon kavramının evrildiği aşamayı tekrar değerlendirseydi eleştirel tonunun altına ılımlayıcı şekilde “izleyin ama seçici olun” demek yerine direkt camdan aşağı fırlatın diyebilirdi. ---- Televizyon arkası set ve kulis aşamaları ---- Televizyonda yayın yapan kanallar içerisinde devlet yayın organları dışında, özel şirketlerde yer alıyor. Sektör içerisinde işin içine kurumsallık girdiğinde bütün mekanizmayı sil baştan değerlendirmek gerekir. İnsanlara yaşamın zevkini keşfettikleri anlamı doruklarda hissettiren “amatör ruh” vardır. Bazı film repliklerinde eş olan çiftlerin aynı şirkette çalıştıklarında üst yöneticilerden birisinin söylemine şahit olmuşuzdur; iş başka, aşk başka. Televizyon içerisindeki her türlü yayın organında esas önem arz
Felsefe
Televizyon ÜzerinePierre Bourdieu · Yapı Kredi Yayınları · 1997231 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·400 syf.··
2020 138. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2020 06:10
Nietzsche'ye göre her şey yalan. İnceleme bu kadar dağılabiliriz arkadaşlar. Şaka şaka menemen yalan değil, o tek gerçek :) Nietzsche'ye göre insanoğlu dünya ötesi denilen umutların imgesel ayartıcılığına teslim olmuştur. Bu yüzdendir ki insan kendisini unutmuştur. İnsan, varlığının yaşamsal kaynağını kendi gerçekliğinden ayırmış, varlığından soyutlanarak bir hayale köklerini salmıştır. İnsan bu suretle eksik yani tamamlanmamış bir varlıktır. Nietzsche'ye göre insan, bütün metafiziksel öğeleri bertaraf edip, gerçekliği yalnızca yeryüzüne bağlı kalan insan varlığında yani insan ötesi dediği kavramla gerçekleştirebilir. İnsan ancak bu şekilde hayvan mertebesiyle insan üstü arasına sıkışıp kalan pozisyonundan kurtulabilir yani daha amiyane tabirle özgürlüğe ulaşabilir. “İnsan bir iptir ki hayvanla üstinsan arasına gerilmiştir. Uçurumun üstünde bir ip. Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraksayış.”  İşte insanın korkuları bu satırların arasında gizlidir birazda. Kendimizi sevmiyoruz amma ve lakin bizi sevenleri taparcasına seviyoruz. Peki sevginin ne olduğundan bihaber miyiz? Bencilliğimiz kendimizi sevmemizden ileri geliyor. İrade mekanizmamız bir başkasının veya bir düş perdesinin arasında can çekişiyor. Kendimize bahşetmediğimiz bütün duyusal hazları yer ve zamana göre, içerisinde barındırdığı durumsal değişime adaptasyone indirgemiş hâldeyiz. İçeriğinin barındırdığı doğruluk ve güzelliğin zerre önemi kalmamakta. İnsan, bilinemeyen gizine akıl ermeyen nedenleri görünce şöyle der; "Herhalde bunun bir hikmeti vardır" Zerdüşt'e göre hikmetten sual olunmaz diye bir şey yoktur. İnsan bedeni bir algının içeriğini doğrudan doğruya kavranması esasını anlama ve algılama yetisine sahiptir. Sadece bu yetiyi
Felsefe
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 201547,6bin okunma
9/10
·120 syf.··
2020 128. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 09:36
Nietzsche pos bıyığından mıdır, profil maiyetinde umarsız tavrı sükun halinden midir nedir bilinmez, herkesin iştahla ve azimle koşturduğu bir futbol maçındaki "bitse de gitsek" tripleri kasan, ortamdan zihnen soyutlanan, zoraki birlikteliklerden türeyen zıpçıktı bir adam görünümündedir. Muhtemeldir ki kendisiyle ortaklaşa bir programa uyma noktasında masaya en son teşrif eden insandır kendisi. Bu boşvermişlik, çoğu zaman bıkkınlık noktasına gelen duygudan ötelendiği kimliği nedendir diye sormak gerekmez mi? Bu sorunsalı çözüme erdirmek, kendisini ussal maiyette temele oturtabilmek, eh be tamam abi huzuruna kavuşmak, dünya felsefe tarihi açısından ulvi bir şerefe nail olmaktır. "nosce te ipsum" antik yunanda "kendini bil" vecisesidir. Nietzsche kişinin kendi olmasını ise; Kendini tanımak; unutmak, yanlış anlamak, küçültmek, daraltmak, orta değerde yapmak sağduyunun ta kendisidir, şeklinde açıyor. İnsanın ahlaksal olarak iyiye yönelmesi, ruhsal yetkinlik mertebesindeki erdemli olmayı, küçük çocukları korkutmak amacıyla beslenen düşsel bir yaratık, töre maiyetindeki umacıya benzetmektedir. Bunun tam karşısında yer almayı benimsemek, ermiş sıfatıyla dallanıp budaklanmak yerine, antik Yunan mitolojisinde yer alan yarı keçi yarı insan kır ve orman iyesi, Roma mitolojisindeki karşılığı faun olan, çoğunlukla gövdelerinin belden üstü insan, belden aşağısı ise teke biçiminde belirginleşen'satir' tanımlamasına kendisini koymakta. "Yeni putlar dikmiyorum ben; önce eskiler öğrensin, balçıktan ayakları olmak ne demekmiş" Gerçekte olmayan ancak sadece düşsel bir tasarım halinde ve sadece düşünceyle kavranabilen şeyler, "gerçek dünya" ile "görünürde olan dünya" arasındaki yapay, suni havayı teneffüs etmek istememiştir. Putları yıkmak Nietzsche için bütün dogmalara karşı
Felsefe
Ecce HomoFriedrich Nietzsche · Yapı Kredi Yayınları · 200012,3bin okunma
Yaşama umutsuzluğu yoksa, yaşama aşkı da yoktur
10/10
·72 syf.··
2020 121. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2020 12:24
Kitabın ilk sayfalarında şöyle bir cümle geçmekte; "Daha ben istemeden yerine getirilmiş her şeyim." bu giriş, Albert Camus'un ilk yapıtı olmasına karşılık, gençliğinin başlarında bir yazarın hayatını şekillendiren bir açılıma sahiptir. İlk eseri Tersi ve Yüzü kendisinin felsefi aklının derinliklerini, edebi kaleminin doyurucu becerisiyle birleştirilip gözler önüne serilen bir tuval dersek yanlış olmayacaktır. İnsan denilen canlının yaşamsal ve ebedi mutluluğu adına yoksaydığı, üzerini örttüğü bir kronik bilinç eksikliği vardır. Duyguların iç okşayan tınısına teslim eder kendisini. Bu görmezden gelinen şey, gerçek ve bilinçli olmaktır. Bilmek ama peki neyi bilmek ? Neyin bilincine varmalı? "Daha ben istemeden yerine getirilmiş her şeyim.." İnsan varlığının üzerinde bir hissiyat vardır; dünyaya fırlatılmışlık. Yaşama mecbur bırakılmışlık vardır. Yaşamın hükmünde esir olan insanı zaman eğip, büker. İnsan da gerçek maiyette nisyandan gelir. Unutmak, unutuş. Zaman sadece unutmaya tesir eden olgudur. Zamanın sadede anıları, yaşanmışlıkları ve yeri geldiğinde gerçeği bile yok etmekten başka anlamının olmaması acı bir ironi gibidir. Zaman denilen kavramın başka hiçbir özelliği yoktur. Niteliksiz soyutluktan ibarettir. Zaman bu denli sert bir diktatör iken, insan yeryüzüne fırlatılmışlığı kadar çaresiz durumda iken, hayat içerisinde bir anlam aramaya çalışılamayacak kısadır. Nihayetinde bir anlamın yer almadığı, hayatın bir anlamı olsa bile olmasının hiçbir şey değiştirmeyeceğidir gerçek olan. Tersi ve Yüzü'nde yazarın kaleme aldığı beş deneme yazısı bu düşüncelerden ileri gelir. Yoksullukta ve fakirlikte bir yalnızlık vardır, her nesneye minik değerlerin biçildiği bir yalnızlık. Zenginliğinde insana gösterişli gelen, yıldızlı gökyüzünü andıran hissi. Bunlar insanın
Felsefe
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20197,1bin okunma
Siyasal hayvan
9/10
·272 syf.··
2020 120. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2020 21:57
Canlı-insan üreyişi karşı cinsle münasebete bağımlıdır. Üremek için ötekine ihtiyaç duyma yapılan bir seçme değil, doğanın kanunlarının buyurgan gerçekliğidir. Her şeyi yeryüzünde gören Aristo, siyasal insan gelişiminde ise zekaya sahip insanın sıfatı ve niteliğiyle yöneten, emek gücüyle çalışan bir ötekinin ise doğaca köle olduğunu düşünmektedir. Zeka sahibi iradesiyle sonradan gelişebilecek olayları öngörebildiği ölçüde doğaca yöneticidir. İnsanın üreyişinde kadın-erkek birleşimi doğaca ne kadar zorunluysa, yöneten-yönetilen hiyerarşik düzeni de siyasal insan refahı için zorunludur. Herhangi bir şeyin yetkinleşme sürecinin tamamlanmış hâli o şeyin doğasıdır. İnsan gelişimini tam manasıyla tamamladığında doğaca hayvanların en niteliklisidir.Bu bağlamda insan siyasal bir hayvan olmaya muktedirdir. Aristoteles olgusal bir tarih anlatımı benimsemediği gibi, mantıksal bir yapı kuruyor. Erdemli yaşamak iyi bir yaşam sürmekle eşdeğer değildir. İyi bir yaşam erdemli ve eliaçık olmalıdır. Özel mülkiyet kavramında çocuklar eşit pay almalıdır. Devlet nazarında daha çok servetten ziyade, belirli bir sayıda doğum olmasının engellenmesini sağlayarak yurttaşlar arasında yoksulluğun engellenebilmesi öngörülmüştür. Para mülkiyet içerisindeki bireylerin mutluluğu ve devlet gelişiminde sadece bir araç olmalıdır. Devlet kendisine gelen değerle orantılı olarak yararlanabilir, lakin değerin parayla ölçülebilen oligarşi anlayışına kökten karşı olmak gerekir. Aristo, köleliğin doğallığını tam manasıyla kanıtlayamasa da, her devlette ağaç kesecek ve su getirecek birilerinin olması gerektiğini söyler. İnsanla öteki hayvanlar arasında da böyle olur; işleri bedensel kullanımdan öteye gidemeyen ve kendisinden daha fazla işlev beklenmeyen insanlar doğaca köledir. Böyleyece yönetilmek ve uyruk
Felsefe
PolitikaAristoteles · Say Yayınları · 20131,165 okunma