Greguvar Bay'ın Türk san'atını sevişi ve anlayışı birçok yabancılarınki gibi hoşuma gitmemişti. Fikrimi açıkça söyledim: - Mösyö Bay, bilmiyorum niçin, siz yabancıların Türk ve umumiyetle Doğu san'atını takdir edişinizde izzetinefsi yaralayan bir şey var. Görmekten geldiğimiz "Gül ve Bülbül" odasında iken bana eski bir leğen kapağını göstermiştiniz ve bakır levha üzerinde ufak deliklerden yapılmış nakışlara karşı, ifratı bile aşan bir hayretle, şaşmış görümüştünüz; fazla beğenmiş olmaktan ziyade fazla şaşmış... Eserlerimize karşı hayretiniz bize öyle geliyor ki - zekâlarımızı hakir görmenizden ileri geliyor. Biz hayret verici değil, fakat hayrete değer derecede güzel şeyler yaptık. Uç dört bin sene evvel ehram yapılmış, Lüksor tapınağının sütunları dikilmiş ve bütün bunlar, bizim gibi iki kollu, iki bacaklı, fakat tecrübe ve ilimce bizden sonsuz derecede aşağı olması lazım gelen insanlar tarafından yapılmış iken, bugün veyahut üç yüz sene evvel, bakır bir levhayı süslü bir dantelâ haline koymuş olmakla bir insan için acaba hayrete değer ne olabilir? Mucizeler vasıtaların iptidaî olduğu devirlerde olurdu. Bugün ise insan için uçmak bile mucize değil! Şu kadar bin kiloluk bir ağırlığı, eskiden kervanların on günde katedemediği masafelere, bir saniyede fırlatmakta bile artık bir fevkalâdelik yok! Belki kunduzun dişleriyle ağaç rendelemesi hayret vericidir, fakat insanların bir bakır levhayı oyması hiç öyle değil!
Sayfa 100·Kitabı okudu
Greguvar Bay her parçayı itina ile eline alıyor aydınlığa tutuyor ve her noktası hakkında estetik ve tarihi birçok tafsilât veriyordu. Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü. Üçüncü ve sonuncu odaya geçtik. Bu oda "Vefik Paşa" odası idi. - Merhum Vefik Paşa dostumdu. Bursa'yı hatıralariyle doldurmuştur. Onun için Türk san'atını ve Bursa'yı sevenler için bu vezirin hâtırası azizdir, Güneşe kavuşturduğu Yeşil Cami onun bu şehre bir hediyesidir. Tamirden evvel Yeşil Cami bir harabe, bir süprüntülük idi. İçerisi toprakla, molozla dolu ve kubbesi birçok yerlerinden çatlamış, yıkılmak üzere idi. Tamiri bir müşkül mes'ele idi. Vefik Paşa bu iş için Fransa'dan meşhur mimar De Parville'i Bursa'ya çağırdı. De Parville camiin içini temizletmekle işe başladı. Camiin yeşil çini hazinesi işte bu ameliyeden sonra hayran gözlerimize kendisini gösterdi. Sonra kubbesi demir çemberlerle tutturulup çatlaklara çimento dökülerek kubbe sağlamlaştırıldı.Pek eski bir abide olan Yeşil Cami'in bu yenilik hâli işte bu tamirden ileri geliyor. De Parville Yeşil Cami'in tamiri dolayısiyle tetkik ettiği Türk mimarisi hakkında kıymetli bir eser yazmıştır. Bu eserin nüshaları pek nadirdir. Bana hediye ettiği nüshayı köşkte, eski bir Türk cildi içinde saklıyorum. Zannederim ki İstanbul'da Arkeoloji müzesi kütüphanesinde bu kitabın bir nüshası daha var. Bu odanın tavanını eski bir Türk konağının harabesinden satın aldım ve dağıtmadan olduğu gibi yerinden söküp buraya taşımak, buradaki yerine yerleştirmek için bilseniz ne zahmetlere katlandım, ne fedakârlıklara razı oldum, bakınız... Aradan geçen bunca asırlara rağmen hâlâ renkleri, altınları ve oymaları bozulmayan bu tavan tek başına bir medeniyet ispatı değil mi?
Sayfa 99·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Greguvar Bay hararetle anlatıyordu: - Bu çinileri en meşhur çinilerden kopye ettirdim. Sâdi'nin bu şiirini hattat Hafız (...*) a yaz-dırdım. Bu adam Türk hat ve tezhibinin Bursa'da son üstadıdır. Çarşıda küçük bir dükkânda, son şaheserlerini, artık güzelliği anlamayan bir neslin kayıtsızlığı içinde meydana getiriyor. Bu adam ihtiyardır ve açtır. Nerede ise ölecek, gidiniz, tanıyınız ve teselli ediniz.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Bu gülünç adın sebebini Greguvar Bay bana sonra anlattı. Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasında uzun uzun durup konuşarak dolaştık. Her bir adımda ev sahibi bahçesinin ayrı bir hususiyeti hakkında tafsilât veriyordu: - Bahçeyi bakımsız buldunuz değil mi; bahçenin bu terk edilmiş ve perişan halini kendim istedim. Sarmaşıkların, örümcek ağları şeklinde, biri birine geçip bütün ağaçları kaplaması için senelerce bekledim. Bu ağaçlara insan başları manzarasını vermek, dallara bu azgın gelişmeyi aldırmak, hâsılı bahçeye serbest bir orman manzarası verdirmek için bilseniz ne kadar çalıştım. Türk san'atının muhabbeti bana "tabiat" muhabbetini öğretmiştir. Tabiatı kayda tâbi görmek bana şimdi eza veriyor. Bir bahçe için bir ormana benzemekten daha fazla bir güzellik tasavvuru kabil midir? Şimdi Le Nôtres usulü fransız bahçeciliği bana bir çirkinlik ve bir mânasızlık gibi görünmektedir.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Gurebahane-i Laklakan
Zaten Greguvar Bay köşküne fazla kıymet vermiyordu. Hayatının şaheseri bahçenin terk edilmiş bir köşesindeki "Gurebâhâne-i laklakan" (Leylekler Bakımevi) idi.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Greguvar
"Bunun için beni suçlayamazsın sevgili Genna'm. O bir kazaydı. Ama bu patlamayı kontrol edebilirsem adına Greguvar diyeceğim ve bütün dünyayı bize getirecek silah avucumun içinde olacak
Sayfa 268 - Kapı Yayınları·Kitabı okudu