Puan vermedi·200 syf.··
2026 88. kitabı
ÖLÜM BUSESİ . " Yaşam ve Ölüm. Gerçek ve Kabus. Acaba hep mi iç içerlerdi? Kaçış için bir umudumuz olsun diye mi farklı olduklarını varsaydık? " . Merhaba, İlk defa bir grafik roman okudum sanırım. Çizgi romanlardan farklı, fakat çok benzeri. Bir seriymiş #zombiemakeoutclub ve benim okuduğum üçüncü kitabıymış bu serinin. Karanlık, gotik, korku tarzı ilk gençlik okumalarından. Üç beden. Boyunları üzerine kanlarıyla çizilmiş üç kalp ve sıfır kelle. Ortaya çıkan "Gaz Maskeli Aşk Tanrıçası" diye adlandırdıkları bir seri katil ile ilerliyor olaylar. Korku yaratan katilimiz aşıklara dayanamıyor ve ölüm busesini alırken boyunlarından kesiyor. Kestiği kafalar ise bulunamıyor! Ölüm ile yaşam arasında sıkışmış olan Zombimiz, mahallede korku terörü oluştururken okuyanlara yalnızlığı vurguluyor bir nevi!! Kitabın benim için en dikkat çeken yanı ise görsel anlatımı oldu. #peterrichardson ın çizimleri rahatsız edici ve etkileyici. Okurken huzursuzluk ve gerilim yaratan karanlık manzaralar, grotesk karakterler hikayeyi desteklerken hafızayı da tetikte tutuyor. Sevginin insanları iyileştirebildiği kadar yıkıma da sürükleyebileceği fikrini sorgulatan grafik roman için, belki seri ortasından başladığımdan belki de ilk okumam olduğundan taşlar yerine oturamadı. Meraklısının ve seveninin takipçisi olacağı seriyi inceleyin derim. Keyifle .
Zombie Makeout Club 3: Ölüm BusesiPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·176 syf.··
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:12
Bu kitap beni resmen ikiye böldü, bir yandan büyüledi bir yandan kafamı allak bullak etti, ama yazmadan duramadım. (İncelemem ucundan azıcık spoiler içeriyor, uyarıyorum…) Şunu en baştan söyleyeyim, Vişnenin Cinsiyeti tarif etmesi zor kitaplardan. Ne tam roman, ne masal kitabı, ne de oturup akıcı akıcı okuduğun klasik bir "şey". 17. yüzyıl Londra'sında geçiyor sözde -iç savaş, kralın idamı, veba- ama Winterson bu tarihsel taslağı masal, fantezi ve felsefeyle öyle bir örtüyor ki kitap hiçbir zaman gerçekten 17. yüzyıla "ait" olmuyor. Daha çok zamanın, bedenin ve kimliğin sınırlarında gezen bir hayal gücü güzellemesi çıktı önüme. Kitapta iki ses var, Winterson bunları bilerek birbirinin tam zıttı gibi kurmuş ve sonra o zıtlığı usulca bulandırmış. Köpekli Kadın... işte bu karakter beni fena yaptı. Devasa, çirkin, şiddet dolu, toplumun kıyısına itilmiş bir "canavar". Bir fili sektirebilecek ağırlıkta, dişlerini söktüğü adamları çuvala dolduran, sevgiyi bilen ama nasıl ifade edeceğini bilemeyen bir kadın. Ama dikkat etmemiz gereken şey bence şu, Winterson onu canavar yapıp bir kenara atmıyor, tam tersine onun sesi kitabın en komik, en sahici, en sarsıcı sesi. Bedeni "kadın nasıl olmalı" beklentilerine o kadar uymuyor ki, kadınlığın aslında doğal bir şey değil, dayatılan bir ölçü olduğunu resmen bedeniyle ispatlıyor. Onun grotesk bedeni başlı başına bir başkaldırı bence. Bir de Jordan var, bulup evlat edindiği çocuk. Hayalperest, ufka ve "bulunmayan" şeylere aşık biri. Gerçek yolculuklar da yapıyor ama asıl yolculukları içsel ve hayali. Ve burada Winterson'ın asıl numarası şu: dev bir kadın ve kırılgan, romantik bir erkek. Cinsiyet rollerini öyle bir tersine çeviriyor ki… Başlığın sırrını çözdüğüm an ise kitap bende bambaşka bir yere oturdu. En çok atlanan ama bence en
Vişnenin CinsiyetiJeanette Winterson · Kafka Kitap Yayınları · 20232,199 okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2026 245. kitabı
Mihail Bulgakov, Sovyetler Birliği’nin erken dönemindeki toplumsal mühendislik çabalarını ve yeni insan yaratma ütopyasını, tıp dünyasının sınırlarını zorlayan sarsıcı ve kara mizah dolu bir alegoriyle eleştiriyor. Dünya çapında dahi bir cerrah olan Profesör Filip Filipoviç Preobrajenski ile asistanı Doktor Bormental’in, sokaktan buldukları "Şarik" adlı sevimli ve uysal bir köpeğe, ölen bir holiganın hipofiz bezini ve erbezlerini nakletmesiyle başlayan bilimsel bir deneyi konu alıyor. Ancak bu sıra dışı deney, tıp tarihine geçecek bir başarı olmak yerine, adım adım tam bir toplumsal felakete dönüşüyor. Şarik, evrimleşip insana (Şarikov’a) dönüştükçe, içinden çıktığı proleter sistemin en kaba, en arsız ve manipülatif yanlarını kuşanıyor; evdeki düzeni, bürokrasiyi arkasına alarak cehenneme çeviriyor. Bulgakov, bir köpeğin insanlaşma sürecindeki o trajikomik grotesk hikaye üzerinden, doğaya ve insan yapısına dışarıdan yapılan zorlama müdahalelerin ne denli tehlikeli olabileceğini fısıldıyor. *Köpek Kalbi*; dönemin Sovyet rejimine, bürokratik yozlaşmaya ve "ideal toplum" yaratma hırsına fırlatılmış en keskin, en zeki edebi oklardan biridir. İnsanlığın, medeniyetin ve içimizdeki o evcilleşmeyen vahşi yanların sınırlarını sorgulayan, her döneme hitap eden dâhiyane bir siyasi hiciv başyapıtı.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
Eh işte.
5/10
·376 syf.··
2026 94. kitabı
Başlarda oldukça yavaş aktığını düşünsem de sade bir dil ve akıllıca olmaya birkaç adımı kalmış bir cinayet romanı, vakit geçirmek için ideal türden. Ha, okumasanız ölmezsiniz ama keyifli vakit geçirtir diyebilirim. -----SPOILERS----- Kitaba "Son" isimli bir bölümle başlayıp "Başlangıç" isimli bir bölümle bitirmek güzel bir dokunuştu. Detaylar yer yer çok boğucu gelse de akıcılıktan fazla bir şey kaybettirmedi, merak unsuru ilk 100 sayfa için zayıftı diyebilirim. Vanessa ve Haruto çifti ile ilgili gerçeklerin açıklandığı andan itibaren ise sonunu hemen hemen tahmin edebildiğim için beni çok fazla etkilemedi ama bu açıklama bölümü takdire şayandı. Bir onaylanma ve sosyal medya bağımlısı kadın ile özgüvensizlikleri ve sadakatsizliğiyle saç baş yoldurtan bir adamın sinir bozucu evliliği, ne matah. Temizlik şirketi North ailesiyle hiç görüşmeden, konuşmadan, teyit almadan evlerine bir hizmetçi yolluyor, bu kısım biraz vasattı. Daisy'nin kendi hizmetçisi ile ısrarla karşılaşmamak istemesi de maalesef sadece konu uzasın diye seçilmiş bir senaryo, insan evine temizliğe gelen kişiyi en azından bir kez görmez mi? Yani komik... Jon hem Katarina hem Charley'e birebir benzer şeyler yaşatıyor, haberlere konu çıkıyor ama ne hikmetse bir bağlantı bulamıyor medya, ancak suçu ispatlanma aşamasındayken "ooo 2 vakası varmış" diye okuyucu aklıyla dalga geçer gibi birkaç paragraf yazıldığından dolayı çok fazla sevemedim. Açıl Susam Açıl, Alaaddin'in değil Ali Baba'nın hikayesinden bir alıntı, umarım bu detay çeviride kaybolma olarak nitelendirebileceğim bir detaydır aksi takdirde böyle bilgisizlikler beni soğutuyor. Dikkatli okuyucular bence böyle detayları fark ediyor ve maalesef fark ettikten sonra okumak eziyet geliyor. Ayrıca, Kit polisin bildiği kontrol ettiği sosyal medya
Hizmetçinin GünlüğüLoreth Anne White · Juno Kitap Yayınları · 2024368 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma