Burak

Burak
@guesswhosback
why do we fall, Bruce?
Bir kadın için fazla zekiydi, üstelik dik başlı ve sabit fikirliydi… Neyse ki kötü bir örnek teşkil etmeden evvel evlendirildi . Çok duygusal olduklarını da dile getirmiş miydim? İşte kadınların sorunu bu: Daima çok ileri gidiyorlar . Kadınlar bir türlü olgun davranamıyorlardı; hercai kelebekler gibi oradan oraya uçuyor, çocukluktan kurtulamıyorlardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·128 syf.·
2026 3. kitabı
Oldukça komik ve sarkastik bir kitap bitirdim. Kadınların Nesi Var?, İngiliz yazar ve çizer Jacky Fleming’in mizahi amaçla yazdığı ince ama etkisi büyük bir kitap. Bu kitapta Fleming, tarih boyunca erkek düşünürlerin kadınlar hakkında ortaya attığı “bilimsel” iddiaları ti’ye alıyor diyebiliriz aslında. Kitaptaki çizimler harika, mizah oldukça keskin ve oldukça dokundurucu şekilde de aktarılmış. Yüzyıllarca kadınların geri bırakılmasının sebebinin “yetersizlik” değil, sistematik olarak dışlanmaları olduğunu açıkça ortaya koyuyor Jack Fleming ve ayrıca cesurca şunu ima ediyor; meğer mesele yetersizlik değil, engellenmekmiş.
Kadınların Nesi Var?Jacky Fleming · Desen Yayınları · 2017681 okunma
Yas tutmak onun için dağlara uzun uzun bakmak ve en az ölen karısı kadar güzel olan kızına hayranlık duymak anlamına geliyordu. Bir yıl geçtikten sonra onun ölümü, baba kız için günlük yaşamlarının ateşinden yükselip zaman zaman gözlerini ve boğazlarını yakan bir duman gibiydi. Benim adım Aras, göz suyu yani gözyaşı demek. Sonsuza dek böyle güzel ve güçlü mü kalacaksın? Ölümlü ve zayıf insanların aksine. Kalbimdeki balıklar, huzursuz düşünceler gibi sürekli hareket halindeler. Büyük balıklar ve küçük balıklar. Zaman zaman bu balıklardan bazıları nehir yatağında karaya vurur. Yaşlandıkları, yorgun oldukları veya benden bıktıkları için. Bunun içimdeki kayalara veya taşlara çarpıp huzur içinde ölürler. Kalbimde ölü balıklara yer yok, onları kaldırıp karaya koyarım. Benim gibi çağlayan bir nehirde nasıl olur da artık yüzemeyen bir balığa yer olabilir? Başımda ölü düşüncelere yer yok. Balıklar öldüğünde sen onların düşüncelerinde ölürsün diye korkmuyor musun? İşte insan böyledir. Hep olmayan şeyi düşünür durur. Benim düşünebildiğim tek şey gördüğüm ve hissettiğim şeylerdir. Sürün, çadırın dağlar ve nehir yeterli değildir. İnsanları da sevebilmelisin. Yanında yemek yiyen, uyuyan, vefat eden, evlenen ve yaşlanan insanları. O insanlardan birini sevebilmek büyük bir şanstı; alışkanlıktan değil her gün farklı bir gözle farklı bir nedenle. Dağlarda kar olmadığında ağaçlar tamamen uyumayı bıraktığında ve balıklar öldüğünde artık yazlık ve kışlık yerlerimiz veya bir nehrimiz olmayacağını biliyor musun? İnsanlar yüzmeyi unutmuş balıklara benziyorlar, şeffaf kabarcıklarının içinde gözleri hep açık, bana boğuluyormuşum gibi hissettiriyorlar. Suları her zaman yükselen sessizlik ve kayıtsızlık nehrinde boğuluyorum. Amstel, soğukluğunun ve sıcaklığının güvenilmez olduğu insanlar
8/10
·160 syf.·
2026 1. kitabı
Beni Bekleyen Bir Dağ Biliyorum farklı bir eser, kitap baştan sona metaforlar üzerinden akıyor: bizi beklediği söylenen o dağ, yalnızca fiziksel bir engel değil; kişinin yüzleşmekten kaçındığı korkuların, ertelenmiş hesaplaşmaların ve olgunlaşmanın belirtileri ile bu metaforlar kitabın sonuna kadar devam ediyor. Yazarın sade bir anlatımı var fakat cümlelerin yoğun anlamlar içerdiğini söyleyebilirim. Hikaye anlatımının biraz daha arka planda kaldığı bu kitapta, bizlerdeki o sabrediş, kendini tanıma ve süreç sonundaki kabullenmeyi başarılı olarak aktarmış aslında. Spoiler Alert- Hikayede, iki baş karakter Saray ve Aydın’ın birbirlerine olan aşklarının bir nehrin gözünden nasıl aktarıldığını okuyor olacaksınız. Bu yönden bir aşk hikayesi de sayılabilir. Başka duyguların işin içine girmesiyle olayların farklı bir yöne evrilmesi kitabın sürprizi oldu benim için. Benim çok beğendiğim bölümler ise Aras ve Amstel nehirlerinin kendi gözlerinden aktarılan bölümler oldu.Aras biraz daha geçmiş, içe kapanıklık, aidiyet duygularının ağır bastığı, doğa ile daha iç içe kalan bir temsil iken, Amstel’in yabancılaşan mekanda, şimdiye dair, kim olduğuna dair, modern şehir yaşamının acımasızlığına dair yaptığı betimlemeler etkileyici oldu. İçsel kopukluğu, yalnızlığı, kalabalıklar içinde tek başına olma halini, kimlik sorgulamasını o kadar net veriyor ki durup bir kere düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru bu iki nehir arasından bizi bekleyen dağa doğru ilerliyoruz aslında. Nehirler birer eşik mekândır, dağ, bu iki deneyimin ardından yüzleşilecek son duraktır diyerek sonlanıyor hikaye.
Beni Bekleyen Bir Dağ BiliyorumSholeh Rezazadeh · Dedalus Kitap · 2025465 okunma