gül

gül

, bir kitap okudu
8/10
·268 syf.·
2023 51. kitabı
Mehmet Rauf
7.5/10 · 50bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu anlayış kesinlikle sadece Yunanlılarda görülen bir şey değildir. Yakın dönemde modern tıp bilimi gelişene kadar, her hastalığın doğaüstü bir nedeni olduğu inancı çok yaygındı. Bugün hâlâ kullandığımız "influenza (grip)*" terimi aslında bir insanın yıldızların olumsuz "etkisi" altında bulunduğunu anlatıyordu.
Sayfa 65·Kitabı okudu
akan şeylerin ardında akmayan şeyler
Doğa süreçlerine müdahale eden bir "kuvvet" ya da "ruh" söz konusu değildi Demokritos için. Var olan tek şey atomlar ve boş uzamdı. Sadece "maddi" şeylere inandığı için, onun bir maddeci (özdekçi/materyalist) olduğunu söylüyoruz. Yani atomların hareketinin ardında herhangi bir "amaç" yatmıyordu. Doğa bütünüyle mekanik bir şeydi. Ama bu olup bitenlerin "rastlantı" olduğu anlamına gelmez, çünkü şey doğanın değişmeyen yasalarına göre gerçekleşir. Demokritos her olayın doğal, şeylerin kendisinden kaynaklanan bir ne ni olduğuna inanıyordu. Hatta rivayete göre Pers kralı olmaksa bir doğa yasası keşfetmeyi yeğlediğini söylemiş. Demokritos'a göre atom kuramı duyumlarımızı da açıklayabiliyordu. Eğer bir şey duyumsuyorsak, bu boş uzamda atomların hareket etmesinin bir sonucudur. Ay'ı görmemi sağlayan şey, "ay atomlarının" gözüme ulaşmasıdır. Peki ya bilinç? O da atomlardan, yani bir takım maddi "şeylerden" oluşamaz ya! Demokritos'a göre oluşur: Ruh, özellik yuvarlak ve kaygan olan "ruh atomlarından" meydana gelmiş Bir insan öldüğünde her tarafa doğru uçuşur ruh atomları. Ve tam o sırada oluşmakta bulunan yeni bir ruha katılabilirler. İnsanın ölümsüz bir ruha sahip olmadığı anlamına gelir bu. İşte yine bugün pek çok insanın katıldığı bir düşünce! Demokritos gibi bu insanlar da ruhun beyne bağlı olduğunu, beyin dağıldıktan sonra herhangi bir bilince sahip olamayacağımızı düşünmektedir.
Sayfa 56·Kitabı okudu
sevgi ve çatışma
Empedokles'e göre doğada dört ilk madde ya da kendi deyişiyle "kök" vardır: toprak, hava, ateş ve su. Doğadaki değişimler bu dört maddenin ayrışması sayesinde gerçekleşmektedir. Çünkü her şey toprak hava, ateş ve sudan meydana gelmiştir, ama karışım oranları farklıdır. Bir çiçek ya da hayvan öldüğünde, dört ana madde birbirinden ayrılmış demektir. Böyle bir değişikliği gözlerimizle görüp izleyebiliriz. Ama bir yandan da toprak ve hava, ateş ve su hiç değişmeden kalır, yer aldıkları karışımlardan hiç etkilenmezler. Yani "her şey" değişiyor demek, doğru değildir. Aslında bir şeyin değiştiği yoktur. Dört değişik maddeyi karıştırıp ayırıyor, sonra yeniden karıştırıyoruz -bütün olup biten bundan ibaret işte.
Sayfa 46·Kitabı okudu