Yeni bir kudret ve yeni bir hak mısın? Bir ilk hareket misin? Kendinden yuvarlanan bir tekerlek misin? Yıldızları kendi etrafında dönmeye zorlayabilir misin?
…
Kendine özgür mü diyorsun? Bir boyunduruktan kurtulduğunu değil, egemen düşüncelerini işitmek isterim.
…
Nelerden kurtuldun? Bu bana vız gelir. Fakat gözün bana şunu apaçık bir şekilde söylemeli: Özgür ama ne amaçla?
Kendi iyilik ve kötülüğünü kendin yaratabilir misin? Ve iradeni bir yasa gibi kendine egemen kılabilir misin? Kendi kendinin yargıcı ve kendi yasanın intikamcısı olabilir misin? 
“Sonunda anlamıştım: ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ gerçekten bir masaldı. Bense inanmıştım ona. Herhangi bir yaz güneşi altında hoplayarak ilerleyen, kırmızı şapkam, çörek sepetim ve yolumu gözleyen kötü kalpli kurdumla herhangi bir kız olduğumu kabullenememiştim. Nasıl olmuştu da kendimi ‘Kırmızı Başlıklı Kız’la özdeşleştirmiştim? Ve nasıl böyle kendini bilmez bir şımarıklıkla mutlu sona hazırlanmıştım? Kurdun karnından beni çıkaracak bir avcı yoktu ki! Kahraman avcı, karacaların gözündeki ışığı söndürüyordu o sıralar. Yanılmıştım. Boyumun ölçüsünü almıştım sonunda. Coşkulu türküler söyleyerek karanlık ormana dalmış, hazımsız, şişkin bir midede yolculuğumu bitirmiştim.
Kısaca, denemeden bilenlerden daha aptal, gidip de dönemeyenlerden daha şanslıydım.”
“Nuerler, ikizleri kuşlar gibi birbirlerinden ayırt edilemez bulup insan değil kuş sayalar; kuşlar yuvalarını havada yaptıklarına, tanrıların da havada olduklarına göre ikizlerin tanrıların çocukları olduklarını düşünürler; timsahlar da kuşlar gibi yumurtlarlar, demek ki timsahlar ikizlerin akrabalarıdır. Dolayısıyla Nuerler, ‘ikiz olmayan timsahları yiyebilir ama ikizler, akrabaları olan timsahları yememeli’ derler; bu nedenle ikizler için timsah yemeyi tabu sayarlar. Bu örnekte de ilkel düşünüşün analojik (benzetmeci) bir düşünüş olduğu görülmektedir.”
“Medya-Siyaset(çi) ilişkisini anlamak için ‘tarihin tüylerini tersine fırçalamak’ gerekir. Kaşağının her gel-git hareketi, parlak tüylerin altına gizlenen her türlü asalağı, biti, pireyi, keneyi günışığına çıkaracaktır. Medyanın hastalıklı yapısını anlamanın başka yolu yoktur. Günışığı, asalakların sonunu getirecek en etkili ilaçtır.”