“Sonunda anlamıştım: ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ gerçekten bir masaldı. Bense inanmıştım ona. Herhangi bir yaz güneşi altında hoplayarak ilerleyen, kırmızı şapkam, çörek sepetim ve yolumu gözleyen kötü kalpli kurdumla herhangi bir kız olduğumu kabullenememiştim. Nasıl olmuştu da kendimi ‘Kırmızı Başlıklı Kız’la özdeşleştirmiştim? Ve nasıl böyle kendini bilmez bir şımarıklıkla mutlu sona hazırlanmıştım? Kurdun karnından beni çıkaracak bir avcı yoktu ki! Kahraman avcı, karacaların gözündeki ışığı söndürüyordu o sıralar. Yanılmıştım. Boyumun ölçüsünü almıştım sonunda. Coşkulu türküler söyleyerek karanlık ormana dalmış, hazımsız, şişkin bir midede yolculuğumu bitirmiştim.
Kısaca, denemeden bilenlerden daha aptal, gidip de dönemeyenlerden daha şanslıydım.”