Kurbağa Yağı SatıcısıAkira Kurosawa

·
Okunma
·
Beğeni
·
611
Gösterim
Adı:
Kurbağa Yağı Satıcısı
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9944916315
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Something Like An Autobiography
Çeviri:
Deniz Egemen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agora Kitaplığı
Akira Kurosawa, "Raşomon", "Yedi Samuray", "Ran", "Kagemuşa" ve "Düşler" adlı filmleriyle 20. yüzyılın dev sinemacıları arasında eşsiz bir yere sahip olan ve kamerasını her zaman "insanlığın büyük serüveni"ne çeviren nadir yönetmenlerden. Kendisinin "otobiyografi gibi bir şey" diye nitelediği bu kitabındaysa, hayatının başlıca dönüm noktalarını, onu sinemanın büyülü evrenine sokan ağabeyiyle ilişkisini, ilk ustası bildiği Yamomoto"dan öğrendiklerini, kurbağanın ayna kaplı bir kutuya konduğunda kendi görüntüsünü değişik açılardan seyrederken hayretler içinde salgıladığı sıvının 3,721 gün bir söğüt dalıyla karıştırılarak kaynatılmasıyla elde edilen "harika iksir" kıvamında diye tanımladığı sinemasını bir masal tadında anlatıyor...

İkinci Dünya Savaşı'nı kaybedeceğini anlayan bir ulusun, toplu harakiriyle "Yüz Milyonun Onurlu Ölümü"ne hazırlandığı bir ülkede büyüyüp, "Ağustos'ta Rapsodi" gibi hümanizm başyapıtları çıkartan bir yönetmenin hikâyesi...
Kurosawa'nın hiçbir filmini izlemeden bu otobiyografiyi okudum. Kitabı okurken filmlerinin çekim setlerinde bulunmuşum gibi hissettim. Yazarın hatırladığı ilk anısından, onu uluslararası sinema camiasıyla tanıştıran, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan kazandıran Raşomon filmine kadar geçen anılarını okumak oldukça eğlenceliydi. Dili samimiydi. Kitaba ismini veren kurbağa yağının hikâyesi de ilginç. Kurosawa bu hikâyeyle otobiyografisini yazma fikri arasındaki bağlantıyı çok iyi kurmuş. Sinemayla daha yakından ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap.
Neden birçok insana hayatı boyunca bir aptal damgası vurulur ve bu damganın silik gölgesinden başka bir hayat şansı sunulmaz.Hayat hiç kimseye aynı adalette ve şartlarda değil çoğu insan geriden koşmaya başlıyor istemese de azim etmek çabalamak zorunda kalıyor.İtilip kakılıyor köşeden köşeye savruluyor.Kendisinin elde edebileceği bir başarıya ulaşması engelleniyor ve bu yolda sadece bir merdiven görevi görüyor... Başkalarının elleri ceplerinde tırmanıp zevk ve sefaya ulaşacaklar bir merdiven...

Kimseye aynı şartları sunmuyor hayat ve kimseye aynı merhametle yaklaşmıyor kimi lanet ediyor yaşamına kimisi de ölmemek için direniyor ve yollar arıyor...

Geriden başlıyor evet birçok kişi ve lehine çevirmeyi başarıyor nadiren olsa da işte KUROSOWA'nın ki de böyle bir hikaye hayata bir sıfır geride başlangıç ve zor bir çocukluk hararetli bir gençlik ve son olarak ihtişamlı bir zafer ve başarı.
Herkesin okuması gereken bir otobiyografi...
Kurbağa Yağı Satıcısı
Akira Kurusawa
Bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de o dur derler eskiler. Daha ilkokulda iken yaptığı resimlerde renklerle oynaması ile öğretmeninin dikkatini çeker Akira Kurusawa.
Çektiği filmlerde yarattığı tablo gibi görüntüler, izleyiciyi tekrar tekrar filmlerine yönlendirir. O yüzden Düşler, Ran, Dersi Uzala, Kagemusha, Ağustosta Rapsodi ve diğer filmleri izleyiciyi büyüler. Üç saatlik filmler yapar ama izleyici yinede doymaz.
Sadece görsellik mi izleyiciyi filmlerine hapseden ? elbette ki hayır. Her filminde insan ruhunun derinliklerine iner, kurcalar kurcalar, zayıf taraflarını ortaya çıkarır, yaralarını gösterir seyirciye, sonra tamir etmeye başlar film bitesiye.
Her filmi bir insanlık dersi, her filmi bize yeniden yeniden daha iyi nasıl insan olunur u anlatan bir öğreti.
Kurbağa Yağı Satıcısı da bize bu şaheserleri yaratan insanı anlatır yani kendini. Öylesine tevazu halinde anlatır ki. Tam bir hizmetkar edasıyla. Belki de bu karakteri şu satırlarında gizli “Japonlar ‘ben’ demeyi sanki ayıp bir şey gibi değerlendirirler.” Ve size bu filmlerin ipuçlarını gösterir kitapta.
Popüler kültürün çokça ağırlığının hissedildiği günümüz tüketim toplumunda, her okuyucu, her izleyici kendine bir iyilik yapacaksa bu kitabı okusun ya da bir filmini izlesin ustanın.
“Egoizm insanoğlunun doğuştan gelen ve kefareti en güç ödenen günahıdır.”
Sonra bir gün, birdenbire çözdüm, Sherlock Holmes'un araladığı esrar perdeleri gibi. Dadım, sırtında ben varken tuvalete giriyordu. Ne kadar onur kırıcı bir davranıştı bu.
Akira Kurosawa
Sayfa 5 - Agora Kitaplığı
Savaş sırasında çok popüler olmuş bir şarkı vardı, "Çiçi yo, anata va zuyolıatta " (Baba sen çok güçlüydün) , fakat ben, anne, sen çok güçlüydün, demek istiyorum...!
Akira Kurosawa
Sayfa 23 - Agora Kitaplığı
Zeka engelli çocuklan sadece yasalar gerektirdiği için okula yollamak onulmaz yaralar açabiliyor. Çocuklar çok deği­şik zeka yaşlarına sahip olabilirler. Bazen beş yaşındaki çocukların zekaları yedi yaşındakiler kadar olabileceği gibi, bazen de tersi..
Akira Kurosawa
Sayfa 9 - Agora Kitaplığı
isabet eden bir B-29 bombasıyla yanarak yerle bir oldu. Sonuç olarak da evlenme törenimizle ilgili tek bir fotoğrafımız kalmadı. Nikahımız sırasında da hava saldırı­sı sirenleri çalıyordu ve herkes büyük bir panik içerisindeydi..!
Akira Kurosawa
Sayfa 143 - Agora Kitaplığı
Bir çocuğun elinden şekerlemesini alırsanız, o geriye kalanları da fırlatır. insanların derinlikleriyle oynamayın.
An­cak yedi yaşımdayken, toplumdan dışlanmış bir şekilde kendi kabu­ğum içinde yapayalnızlığın acısını o kadar çok çektim ki, farkında ol­madan o çocuğun ağzından bunları yazdım...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kurbağa Yağı Satıcısı
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9944916315
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Something Like An Autobiography
Çeviri:
Deniz Egemen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agora Kitaplığı
Akira Kurosawa, "Raşomon", "Yedi Samuray", "Ran", "Kagemuşa" ve "Düşler" adlı filmleriyle 20. yüzyılın dev sinemacıları arasında eşsiz bir yere sahip olan ve kamerasını her zaman "insanlığın büyük serüveni"ne çeviren nadir yönetmenlerden. Kendisinin "otobiyografi gibi bir şey" diye nitelediği bu kitabındaysa, hayatının başlıca dönüm noktalarını, onu sinemanın büyülü evrenine sokan ağabeyiyle ilişkisini, ilk ustası bildiği Yamomoto"dan öğrendiklerini, kurbağanın ayna kaplı bir kutuya konduğunda kendi görüntüsünü değişik açılardan seyrederken hayretler içinde salgıladığı sıvının 3,721 gün bir söğüt dalıyla karıştırılarak kaynatılmasıyla elde edilen "harika iksir" kıvamında diye tanımladığı sinemasını bir masal tadında anlatıyor...

İkinci Dünya Savaşı'nı kaybedeceğini anlayan bir ulusun, toplu harakiriyle "Yüz Milyonun Onurlu Ölümü"ne hazırlandığı bir ülkede büyüyüp, "Ağustos'ta Rapsodi" gibi hümanizm başyapıtları çıkartan bir yönetmenin hikâyesi...

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • idris yılmaz
  • Bibliyoman
  • Ferda Çalışır
  • Nedim Karakuş
  • Umut
  • Fatih AYSÖNDÜ
  • Nedim Kaya
  • Mazlum A.
  • Ayse Aksy
  • Gutenberg Galaksisi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (1)
9
%36.4 (4)
8
%36.4 (4)
7
%18.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0