Kurbağa Yağı Satıcısı

8,3/10  (7 Oy) · 
12 okunma  · 
9 beğeni  · 
487 gösterim
Akira Kurosawa, "Raşomon", "Yedi Samuray", "Ran", "Kagemuşa" ve "Düşler" adlı filmleriyle 20. yüzyılın dev sinemacıları arasında eşsiz bir yere sahip olan ve kamerasını her zaman "insanlığın büyük serüveni"ne çeviren nadir yönetmenlerden. Kendisinin "otobiyografi gibi bir şey" diye nitelediği bu kitabındaysa, hayatının başlıca dönüm noktalarını, onu sinemanın büyülü evrenine sokan ağabeyiyle ilişkisini, ilk ustası bildiği Yamomoto"dan öğrendiklerini, kurbağanın ayna kaplı bir kutuya konduğunda kendi görüntüsünü değişik açılardan seyrederken hayretler içinde salgıladığı sıvının 3,721 gün bir söğüt dalıyla karıştırılarak kaynatılmasıyla elde edilen "harika iksir" kıvamında diye tanımladığı sinemasını bir masal tadında anlatıyor...

İkinci Dünya Savaşı'nı kaybedeceğini anlayan bir ulusun, toplu harakiriyle "Yüz Milyonun Onurlu Ölümü"ne hazırlandığı bir ülkede büyüyüp, "Ağustos'ta Rapsodi" gibi hümanizm başyapıtları çıkartan bir yönetmenin hikâyesi...
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2006
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9944916315
  • Orijinal Adı:
    Something Like An Autobiography
  • Çeviri:
    Deniz Egemen
  • Yayınevi:
    Agora Kitaplığı
  • Kitabın Türü:
Reading Dead 
28 Oca 01:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Geçen sene, kendi kendime; bir sinema öğrencisi olarak, Imdb’de yer alan ve ‘Top 250’ diye geçen filmleri izlemiş olmam gerekiyor, diye bir tribe girmiştim. Hepsi olmasa bile, ilk 50’yi izlemiş olmam gerekir, diye düşünüyordum. Bu doğrultuda, düzenli olarak film izlemeye ve izlediğim filmlerle ilgili arkadaşlarımla konuşmaya başlamıştım. Ta ki, internet yönünden sıkıntı ile karşılaşıncaya kadar... Artık bir ara verdim. Bir gün devam etmek şartıyla...

İşte, o dönemde tanıştım Kurosawa ile... Evet, çoğu izleyici olarak filmlerin yönetmenleri başta olmak üzere, hiçbir çalışanına bakmadığımız bir gerçektir. Orada çalışan insanların da ne koşullar altında film çıkardıklarını da önemsemeyiz. Ben de, dört yıl önce sinema okuyuncaya kadar bunlara bakmazdım. Yalan söylemenin alemi yok! Hatta film bile izlemezdim. Yazık! Sanırım bu konuyla (filmlerin asıl yaratıcıları olan senarist ve yönetmenle) ilgili, Türkiye’de verebileceğim en çarpıcı örnek: Aamir Khan’dır. Aamir’i andığımız zaman ilk aklımıza gelen ‘3 idiots’ gelir. ‘Üç Aptal’ filmi, ülkemizde Aamir Khan’ın filmi olarak bilinse de, aslında senaristi (filmin hikayesini yazan) de, yönetmeni de Rajkumar Hirani’dir. Başka bir deyişle, o hikayesine deli olduğunuz film; Aamir Khan’ın değil, Rajkumar Hirani’nin filmidir. Ya da ‘Pk’ filmi de öyledir. Khan, bu filmlerde oynayan bir oyuncudur, sadece. Ama kimse Hirani’nin adını bilmez. Konuyu çok dağıttım değil mi? Özür dilerim.

Esas konumuza dönecek olursak, Kurosawa ile tanıştığımda, Imdb’de ilk 20’lerde yer alan “7 Samuray” filmini izlemem gerekiyordu. Sonuçta bunlar insanlar tarafından en beğenilen filmler arasındaydı. Ufak çaplı bir araştırma yaptım. Film, üç buçuk saat ve siyah beyazdı. Üstelik 1954 yapımı! Aman Allahım. Bir facia olmalı bu, diye içimden geçiriyordum. Ben bu üç buçuk saat nasıl dayanacağım?, diye aklımı yedim. Neyse, ilk engelde geri dönmek olmaz! Ben de, “Vira bismillah,” dedim ve filmi açtım. Normal şartlarda, bir filmde en az bir sigara molası veririm kendime. Öyle sanıyordum ki, bu filmde en az beş altı mola veririm. Ama filmi başlattım ya, “Dur, bir sigara molası vereyim,” demeye kalmadan, filmin ‘credit’ dediğimiz kısmı (credit: Filmde görev alanların adının yazıldığı ve filme dair diğer bilgilerin yer aldığı, sonda akan yazı.) Akmaya başladı. Bir dakika! Kesin film eksik, dedim. Ama bir de baktım ki, yok! Tam üç buçuk saattir filmi izliyorum! Böyle bir şey ile daha önce sadece Sergio Leone’nin “İyi, Kötü ve Çirkin” filminde yaşamıştım. Dönüp dönüp, tekrar bakıyordum ama film, olduğu gibi akıp gitmişti işte. Daha sonra, ‘Ran’ı izledim ve ‘İkiru’ vs... Ama sonuç hepsinde aynıydı. Film akıp gidiyordu ve ben, bunun farkına varıncaya dek film bitmiş oluyordu. Tabii sinema öğrencisiyiz ya, başladım filmi daha detaylı araştırmaya... Abi, senaryo iyi, yönetmen de iyi. Al sana on numara film! Kamera, “kaymak gibi akıyor” derler bir tabir vardır ya, hah! İşte o şekil... Seni alıp filmin içine sokuyor... Bununla yetinir miyim? Hayır! Sonra baktım ki, kitabı da varmış Kurosawa’nın. Hemen okumalıyım! Nasıl bir şey acaba?

Kitap, otobiyografik bir kitap. Küçüklüğünden başlamış da, “Raşomon” filmini çektiği ana kadar olan anılarını yazmış. (Not: Raşomon, Venedik’te En İyi Film ve Akademi Ödüllerinde “Oscarda” En İyi Yabancı Film ödüllerini alıyor.) Bizim Kurosawa Reis, bildiğin sınıfın en geri zekalı çocuğu (kendisi kitapta, kendisine böyle demek istemediğini yazıyor ama sanırım biz söyleyebiliriz), derslerde en arka sırada, hiçbir şey anlamıyor. Dedim abi sen hayırdır? Bizi mi kekliyon? Ama yok. Gerçekmiş. İşte bu kitap, geri zekalı olan Kurosawa Akira’nın nasıl oldu da, Akira Kurosawa Reis olduğunu, birinci ağızdan yazıyor. Çoğunlukla sinema ile ilgili olsa da, yaşama dair de bir çok ders çıkarabileceğiniz bir tür başarı hikayesi diyebiliriz sanırım. Sinema ile ilginiz yoksa bile, bir film çekiminde yaşanan sıkıntılara hafif bir göz atmak ve onları anlamak için güzel bir eser. Ayrıca kısmi bir Japonya Tarihi de mevcut normal olarak...

Kanımca, okunduğunda kesinlikle zaman kaybı olmayan ve insana bir şeyler kazandıracak nitelikte olan bu kitabı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim...

Ferdi Bişkin 
 21 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kurosawa'nın hiçbir filmini izlemeden bu otobiyografiyi okudum. Kitabı okurken filmlerinin çekim setlerinde bulunmuşum gibi hissettim. Yazarın hatırladığı ilk anısından, onu uluslararası sinema camiasıyla tanıştıran, 1951 yılında Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan kazandıran Raşomon filmine kadar geçen anılarını okumak oldukça eğlenceliydi. Dili samimiydi. Kitaba ismini veren kurbağa yağının hikâyesi de ilginç. Kurosawa bu hikâyeyle otobiyografisini yazma fikri arasındaki bağlantıyı çok iyi kurmuş. Sinemayla daha yakından ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap.

Kitaptan 48 Alıntı

Reading Dead 
28 Oca 01:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Egoizm, insanoğlunun doğuştan gelen ve kefareti en güç ödenen günahıdır.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 192 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 192 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
28 Oca 01:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gerçek, gerçektir: Bir saat sadece bir saattir.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 135 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 135 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))

Bir gün bir köylüyü ziyarete gittiğimde, deniz kabuklarıyla pişirilmiş, fasulye soslu sebze çorbası ve balık ikram etti. Yemekle saki içerken, o kendine özgü lehçesiyle, "Bunun gibi bir harap kulübede yaşamak ve böyle bir bulaşık suyu içmek, bize nasıl olup da ilginç geliyor diye merak etmiş olabilirsin. Ben sana söyleyeyim. Hayatta olabilmek ve yaşamak çok ilginç, onun için." dedi.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 63 - Agorakitaplığı)Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 63 - Agorakitaplığı)
Reading Dead 
28 Oca 01:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ah şu açgözlü yapımcılar ah!..
Bu yapımcılar geçmişte başarılı olan filmlere daima devam etmek isterler. Yeni düşler görmek yerine, eski düşlerin peşinde olurlar çoğu zaman. Bir filmin devamının, hiçbir zaman orijinali kadar etkili olmayacağını bilmelerine karşın gene de ısrar ederler. Ben buna birinci derecede ahmaklıktan başka bir şey demem. Bir filmin devamını çekmek zorunda kalan yönetmen büyük ölçüde orijinaline sadık kalmak zorundadır. Dolayısıyla, bu pişirdiğiniz bir yemeğin artıklarından yeni bir yemek pişirmeye benzer. Bu acayip karışımı yemek zorunda bırakılan izleyiciler de pek hoşnut olmazlar.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 141 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 141 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
27 Oca 21:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Jean Renoir
"Biz kendimizle tek başına değil de, bizi şekillendiren çevremizle var olabiliriz..."

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
28 Oca 01:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Saçma sapan bir adam bir şeyin saçma olduğunu söylerse, bu o şeyin saçma olmadığının kanıtıdır; sıkıcı bir adam bir filmin sıkıcı olduğunu söylüyorsa da, bu o filmin çok ilginç olduğunun kanıtıdır.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 150 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 150 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
28 Oca 01:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İyi bir senaryo yazabilmek için büyük yazarların romanları ve oyunlarını okumak gerekir. Neden büyük olduklarını düşünmeniz yararlı olacaktır. Okurken duygularınız yoğunlaştığında bunun sebebini incelemelisiniz. Olayları ve karakterleri anlatırken yazarın ne derece bir tutkuyla olaya yaklaştığını ya da nasıl bir titizlikle göstermek durumunda olduğunu anlayabilmelisiniz. Bu incelikleri kavrayana kadar tekrar tekrar okumalısınız. İsim yapmış filmleri izlemeniz yararlı olacaktır. Büyük senaryoları okuyup büyük yönetmenlerin teorilerine kulak vermelisiniz. Eğer amacınız bir film yönetmeni olmaksa, önce senaryo konusunda uzman olmalısınız.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 204 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 204 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
28 Oca 01:25 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Demek insanlar paniğe kapılınca mantıklarını yitirip iyice ahmaklaşıyorlar.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 142 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 142 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
Reading Dead 
28 Oca 00:45 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Öğretmen Farkı!..
Yaptığım yanlışlar ve hatalar konusunda daima dürüst davranmıştım. Eğer okulda yapılmaması gereken bir şey yapmışsam ve hoca kim yaptı diye sormuşsa, mutlaka parmağımı kaldırmışımdır. Hoca da not defterini çıkarıp bir sıfır vermiştir bana.

Yeni bir hoca geldiği zaman ben gene dürüstlüğüme devam ettim. Kim yaptı diye sorunca, gene benim parmağım havadaydı. Ama kurnazlık yaparak kaçmadığım için bu hocanın görüşü değişikti ve sorumluluk sahibi ve ahlaklı bir öğrenci olduğumu düşünerek not defterine tam not koymuştu.

Bu hocaların hangisi haklıydı bilmiyorum ama, ben yüz puan veren hocayı daha çok sevmiştim.

Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 55 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))Kurbağa Yağı Satıcısı, Akira Kurosawa (Sayfa 55 - Agora Kitaplığı - 2. Basım, Temmuz 2006, Çeviri: Deniz Egemen (e-pub))
5 /