Bir kralın nerdeyse her seyahetinde yanında olan, sürekli “Her şeyde bir hayır vardır” diyen bir vezir vardı. Günlerden bir gün av sırasında vezir tüfeği doldururken istemeden bir hata yapar ve kralın parmağı kopar. Vezir yine aynı sözü söyleyince kral öfkelenir ve çocukluk arkadaşı bilge veziri zindana attırır.
Bir süre sonra kral avdayken vahşi bir kabilenin eline düşer. Onu kurban etmek isterler, fakat parmağının eksik olduğunu görünce serbest bırakırlar. Kabilenin inancına göre uzuvlarından biri eksik olan insanın eti yenmezdi. Aksi halde lanetlenirler ve başlarına çok kötü şeyler gelirdi. Böylece kral anlar ki bu olay onun hayatını kurtarmıştır.
Sarayına dönüp veziri serbest bırakır ve ondan özür diler. Vezir ise şöyle der:
“Sizin parmağınızın kesilmesi de hayırdı, beni zindana attırmanız da. Çünkü eğer ben sizinle avda olsaydım, sağlam olduğum için beni kurban edeceklerdi.”
“Dünyada o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap, gezilecek yer var ki, insan hayatı boyunca birçoğunu yapamayacağı için üzülüyor.”
- Romalılar bu durumu “ars longa, vita brevis” diyerek özetlemiş. “Sanat uzun, hayat kısa”