Bu kitabı okuduktan sonra yatağıma yattığimda, üşümeyen bedenimden çok utandım.
Bir yorganın altında güvenle nefes alabiliyor olmak,
karlar içinde donarak kalan gençleri düşündükçe
vicdanıma ağır bir yük oldu.
Enver Paşa’yı lisedeki tarih derslerinden beri sevmezdim.
Ateşe Dönen Dünya – Sarıkamış’ı okuduktan sonra bu duygu sadece pekişmedi,
daha da derinleşti. Telafisi olmayan, acılar bırakan kararların sembolü oldu benim için.
Yazarlar, o döneme ait gazete haberleri, bildiriler, dünya basınındaki yazılar, anı defterleri ve belgelere dayanarak tarihsel bir araştırma yaparak eseri kaleme almışlar.
Ateşe Dönen Dünya: Sarıkamış, okuru bir savaş kitabı okumaya değil, bir vicdan muhasebesine davet ediyor. Bingür Sönmez ve Reyhan Yıldız, Sarıkamış Harekâtı’nı anlatırken sadece rakamların soğukluğuna sığınmıyor; aksine, o rakamların ardında kalan insan yüzlerini tek tek ortaya çıkarıyorlar.
Kitapta ilerledikçe anlıyorsunuz ki Sarıkamış, yalnızca düşmanla verilen bir mücadele değil. Asıl savaş; karla, açlıkla, yorgunlukla ve yanlış kararlarla verilir. Emirler ve planlar vardır ama askerlerin üzerinde onları hayata geçirecek ne güç ne de imkân kalmıştır. Yazar, bu noktada okuyucuya şu soruyu hissettirmeden bırakmaz:
Bir plan, insan hayatından daha mı değerlidir?
Bu kitabı bitirdiğinizde Sarıkamış artık sadece bir tarih başlığı olmaz. Karın altında kalan bedenlerle birlikte, yarım kalan dualar, eve dönemeyen mektuplar ve ömür boyu bekleyen analar da sizinle gelir. Ateşe Dönen Dünya, Sarıkamış’ı anlatırken aslında şunu söyler :
Bazı acılar anlatıldıkça değil, anlaşıldıkça ağır gelir.
Bazı yenilgiler tarih kitaplarında birkaç satırdır, ama milletin kalbinde derin bir yaradır. Bu kitap bence bir vicdan muhasebesidir ki... mutlaka okunması gerekir.